| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 07.04.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzde bir yasa teklifi var ama gerçekten olması gerekenlerle ilgili yasa teklifi yok. Bakın, ben Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu üyesiyim. Neredeyse bir yıl oldu arkadaşlar, neredeyse bir yıl oldu. Engellilerin sorunlarına bir çözüm yok arkadaşlar. Bakın, Ekim 2008 öncesi sigortalı olanların vergi indiriminden kaynaklı emeklilik hakları 15 Ocak 2025'te gasbedildi. Biz bir yıldır Komisyonda feryat ediyoruz, Aile Bakanlığının, umurunda değil. Milyonlarca emekli inim inim inletiliyor ve bu hak gasbedilmiş durumda arkadaşlar.
Yine, ÖTV indirimiyle ilgili bir önemli istek var. On yıla çıkarılmıştı, beş yıla indirilsin isteği var ancak bununla ilgili hiçbir adım atmıyor. Çok paraya ihtiyaçları var, parayı da engelliden alacaklar arkadaşlar, dertleri bunlar. Para bitmiş, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Arabalarda yüzde 40 yerlilik şartı kaldırılmalı diyoruz, kabul etmiyorlar, 4 milyon üst sınır olmalı araba alımında diyoruz, kabul etmiyorlar. Ya, engellinin aracının lüks olması mı senin kafana taktığı şey ya Aile Bakanlığı? Başka işin yok mu? Engelliler perişan durumda. Bir yıldır bakın biz onlarca şehir dolaştık, binlerce engelliyle konuştuk. Ya, bu Meclis niye var arkadaşlar? Engellilerin sorununu nasıl, kim çözecek? Aile Bakanlığına defalarca söyledik, yüzlerce kurumuna gittik Komisyon olarak, hiçbir şey yok. Bakın, engelli aylığı ve bakım aylığı var ya, komedi seviyesinde arkadaşlar, komik, komik! Bununla ilgili bir şeyler yapın, getirin bir yasa teklifi konuşalım arkadaşlar, işte, ÖTV meselesi, engellilerin emekli meselesi ve engelli aylığı, bakım aylığı konusunu diyoruz, getirmiyorlar, onlara para lazım. Paraları nereden çıkarabiliriz, dertleri bu. Darülacezeyi şöyle biraz eşeleyelim, şuraya buraya bakalım, bir yerlerden para çıkaralım diyorlar. Şimdi, sosyal bir hukuk devletinde kamusal kreş hakkı vardır arkadaşlar, var mı Türkiye'de öyle bir şey? Ey kadınlar soruyorum: Var mı? Yok öyle bir şey, yok.
Arkadaşlar, bakın, bir de "Aile Bakanlığıyız." diyorlar. Ya, aileyi çökerten bir iktidar aileyle ilgili yasa teklifi getirmiş, vallahi komedi arkadaşlar. Bu ülkede sabah beşte eviniz basılır, kapınız kırılır "Ya, dur bir açayım dersin." Kapını kırarlar koçbaşıyla, girerler, anne, baba, çocuğa gözaltı yaparlar; darp, hakaret, küfür, çocuklar hayat boyu unutamayacağı travmaları yaşar. Bir değil, on değil, yüz değil, binlerce çocuğa bunu yaşattılar yahu. Böyle bir yerde hangi aileden bahsediyorsunuz siz ya? İnsanları abuk subuk nedenlerle tutuklayıp tutuklayıp cezaevlerine atıyorlar, yarım milyona yakın insan var. Peki, bu cezaevlerindeki insanlar Aile Bakanlığının ilgisi dâhilinde mi? Hayır, değil, Aile Bakanı öyle diyor. Ben kendisine sordum "Gitsin Adalet Bakanlığı baksın." diyor. Düşman ceza hukukuyla bakıyor onlara, düşman olarak görüyor arkadaşlar, biliyorum bunları.
Şimdi, "Sarı Zarflar" filmi var vizyonda, izlediniz mi? Ben izledim dün gece. KHK'li barış akademisyeni bir aileyi anlatıyor arkadaşlar. Şimdi, barış istediği için adamı işinden ihraç ediyorlar, aile sarsılıyor, karı-koca ilişkileri sarsılıyor, çocuk perişan durumda, evden kaçıyor. Yahu, bir aileyi anlatmış, bir; ben size yüz binlerce aile anlatırım. Aile Bakanlığının bununla ilgili bir derdi var mı? Yok. İktidarın böyle bir derdi var mı? Yok. Bakın, size örnekler vereyim, bundan dolayı insanlar boşandı, haksız yere işinden atıldığı için boşandı, on binlerce insan boşandı, binlerce insan intihar etti, aileler perişan oldu, kimsenin umurunda mı? Aile Bakanlığı bunun yerine dedi ki: "KHK'li olanlara sosyal destek verilmesin." Bunlar kayıt dışı bir şekilde uygulandı, ben biliyorum, hepsiyle ilgili binlerce örnek de size sunabilirim. "Ağaç kökü yesinler." dediler. Kim dedi? Osman Zabun dedi, nerede o? Isparta Milletvekili. Osman Bey, aileyi mahveden bir iktidarın milletvekilisin, nerelere kaçtın, gel bakalım, hesap ver. Sana onlarca defa soruyorum, neredesin? Hesap vermezler arkadaşlar.
Nahit Emre Güney diye birisini biliyor musunuz? Arkadaşlar, gencecik bir çocuktu, annesi babası ihraç edilmişti, Galata Kulesi'nden atladı, aile perişan oldu. Böyle binlerce aile var. Özlem Sarıçelik'i bilir misiniz? Aile Bakanlığının haberi yoktur, ben kendilerine söyleyeyim: Eskişehir Cezaevinde anne-baba tutuklu, 2 çocuklu bir aile, bir çocuk Down sendromlu. Yasayla infaz erteleme almış Özlem Sarıçelik. Ne oluyor 2026 Türkiyesinde, biliyor musunuz? Tıbbi Adli Tıp raporuna rağmen savcı diyor ki "Salmıyorum efendim, güvenlik gerekçesiyle salmıyorum." Böyle bir ülkedesiniz, hangi aileyle ilgili yasa ya, Allah aşkına bana hikâye anlatmayın arkadaşlar!
Bakın, şimdi, kadın istihdamıyla ilgili bir teklif getirilmiş; evet, tamam, artırılsın ancak özel sektörle ilgili problem var, ya orada kadın istihdamıyla ilgili bir problem çıkarsa... Bununla ilgili iktidara biz Komisyonda söyledik: "Kadınları koruyun, özel sektör kadınları işe almaz veya çıkarır. Niye önlem almıyorsunuz? Buyurun, getirin, bununla ilgili bir şeyler yapalım." Hayır, yok. Onlara para lazım arkadaşlar.
Darülaceze, Osmanlı'dan kalan bir kurum yani nitelikli, tarihî kökleri olan bir kurum. Oradan bile böyle sinekten yağ çıkarmaya çalışıyorlar. Efendim, oraya yapılan bağışlarda vergi indirimi olmuyormuş, hemen bir vergi indirimi getirelim. Efendim, ülkenin dört bir tarafına yayalım Darülacezeyi, hatta yurt dışına yayalım, oradan paralar gelsin. Yahu, sen sosyal hukuk devletisin kardeşim, sen devletliğini yap ya! Sen niye hayırseverin parasına muhtaç oldun, dileniyorsun? Adam gibi otur, bir devlet ol Allah aşkına! Bakın, biz bunları Komisyonda da söyledik, maalesef dinlenmedi.
Yine, yurtlarda çocuklar var, koruma evleriyle ilgili ben bir öneri getirdim. 13 bin genç kız ve genç erkek koruma evlerinden sonra memur oluyor ve Bakanlık itiraz ediyor, istinafta Bakanlık kazanıyor ve koruma evlerinde kalmış, çok zor durumdaki delikanlılar memuriyetten atılıyor ya. Yani başınız göğe mi erdi ya? Bununla ilgili diyorum ki: "Bir madde ihdas edelim, buna bir çözüm bulalım." Yok, hiç kimsenin umurunda değil. Sayın Başkana da söyledim, bekliyorum, umarım yapılır. Sonra, işte "Bu çocuk bakım merkezlerini kamerayla izleyelim." diyorlar. Komisyonda da söyledim arkadaşlar yani bir büyük "brother", "big brother" devleti oluşturuyorlar, tepeden her şey izlenecek ama biz işin içindeyiz. Bakın, bu tür merkezlerde bir sürü ihlaller sonucu ölen çocuklar oluyor. Ya, sorun kendilerine, Beylikdüzü bakım merkezini niye kapatmışlar? Veyahut da Urfa'da -Komisyonda da sordum- Poyraz Efe beş aydır bir büyük ihmalden dolayı bakım merkezinde ölmüş. Soruyorum, bana Bakanlık diyor ki: "İdari soruşturma yürüyor." Ya, beş aydır idari soruşturmayı yürütemeyen binlerce kamera yerleştirse ne olur ya? Allah aşkına, size soruyorum arkadaşlar. Bunlar iş değil, kendilerine de söyledik. Darülaceze'yle alternatif bir belediyecilik hizmeti yürütmeye çalışacaklar, devletin vergi kazancı da buradan yok olmuş olacak ve hak alan vatandaş yerine muhtaç, zavallıya ihsan eden iktidarımız; imaj böyle sevgili arkadaşlar.
Sosyal medya yasası. Şimdi, ifade özgürlüğü bizim için önemli olmalıdır arkadaşlar. Medeniyet ifade özgürlüğü üzerinde yükselir, bunu unutmayalım, gerçekten böyledir. Her şekilde bizim ifade özgürlüğünü korumamız lazım. 15 yaş altını kısıtlayalım. Ya, 15 yaş altı başka yollarla da sosyal medyaya girer arkadaşlar ama o çocukların eğitimle ilgili internetten faydalanmasının önüne geçebilirsiniz, bunu unutmayın lütfen.
Bakın, bir güvenlik devleti oluşturuluyor yani bir fişleme anlayışı dönüştürülüyor. Şimdi, öncesinde dört saatte uyarılıyordu, şimdi bir saatte hemen düzeltecek misin diye sosyal medya firmalarına baskı yapılıyor ve küresel cironun yüzde 3'üne kadar sana ceza veririm diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - Ya, firma tabii ki korkar ve hiçbir şey yapmaz.
Oyun sağlayıcılarla, dağıtıcılarla ilgili düzenlemelerde belirlilik, ölçülülük yok, Kişisel Verileri Koruma Kanunu çiğneniyor ve bu konularda çok önemli problemler ortaya çıkıyor arkadaşlar.
Evde bakım ücretleri. Yine, bakın, özel bakım merkezine bir engelli adına ödenen miktara yükseltilmeli diyoruz. Yaşlı engelli bakım merkezleri, Türkiye'de 14 tane ilde huzur evi yok; onu da söylemiş olalım. Bu noktada yaşlıların, çocukların kaldığı yerlerde gerekli denetimin yapılmadığını söylüyoruz. Ya, denetimi yapın Allah aşkına. Yani denetimin yapılmadığı, bürokrasi çarklarının dönmediği bir yerde bize, vekillere uyduruk cevaplar verildiği bir yerde istediğiniz kadar, yüzlerce kamera yerleştirin hiç bir şeye çözüm olmaz diyorum.
Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)