| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 07.04.2026 |
CHP GRUBU ADINA AHMET TUNCAY ÖZKAN (İzmir) - Efendim, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İzmir Milletvekili olarak bir düzeltmeyle başlamak isterim. Biliyorsunuz, İzmir'de bizim Belediye Başkanımızın tarım üniversitesi kurmak amacıyla Adıgüzel Vakfına uzun yıllar bedelsiz olarak kiralamak istediği, bugün Meslek Fabrikası olarak adlandırdığımız yer AK PARTİ'nin muhalefet etme, derin muhalefet etme anlayışının çok güzel bir örneği olarak mahkeme tarafından iptal edilmiş bir karardır. O karar elimde, birazdan Grup Başkan Vekilimize vereceğim size sunulmak üzere.
O kararda ne yazıyor biliyor musunuz? "Dava dosyasının incelenmesinden, davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Adıgüzel Eğitim Kültür Araştırma Yardımlaşma ve Sağlık Vakfı arasında İzmir Büyükşehir Belediyesine ait -İzmir Büyükşehir Belediyesine ait- Şehitler Caddesi, no. 138/A, Halkapınar, İzmir adresindeki tapunun -Halkapınar, İzmir adresindeki tapunun- 1443 ada 7 no.lu parsel üzerinde bulunan binada faaliyet göstermek üzere..." Bu sizin açtığınız davada mahkemenin sizi haklı bulduğu kararın gerekçesidir. Tapu kime aitmiş? Tapu kiminmiş? Tapu İzmir Büyükşehir Belediyesininmiş. Hangi tarihte? 2021 tarihinde. Ne DGM'si ne bilmem ne vakfı, işte burada, işte burada, işte burada.
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Batman) - Kim davacı Tuncay Bey?
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Davacı AK PARTİ İzmir'deki Grup Meclisinin Genel Sekreteri Özgür Hızal.
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Batman) - Yani AK PARTİ belediyenin malıdır diye dava açıyor.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Siz kazandınız davayı, çok da güzel muhalefet örneği, kutlarım. Ben de karşı çıkmıştım o Adıgüzel Vakfına verilmesine ama Belediye Başkanımız iki kuruluşun ortaklığından doğacak tarım üniversitesinin çok yararlı olacağına inanıyordu. Bu sizin açtığınız davada mahkemenin oranın kime ait olduğuna dair tespitidir. Bunu size ileteceğim efendim, bu bir. (CHP sıralarından alkışlar)
İkincisi, toplam 13 kişi kadar varız. Bir güzel şeyi yapmak için önce Nazım Bey vazgeçti, Dijital Mecralar Komisyonunda inceleyecektik, kendisi hiç de yakıştıramadığım bir şekilde incelemediğimiz, görüşmediğimiz...
NAZIM ELMAS (Giresun) - Cevap hakkı var mı?
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - İsminizi veriyorum, cevap verin efendim; ben de çıkıp cevap vereceğim, bu çok önemli bir şey.
YUNUS EMRE (İstanbul) - Sataşıyor, sataşıyor.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Sataşıyorum efendim, sataşmada bulunuyorum.
Dijital Mecralar Komisyonu bunun için kuruldu. Ne için kuruldu? Dijital düzendeki işleri yapalım diye. Ya, arkadaşlar, Dijital Mecralar Komisyonunu niye çalıştırmıyorsunuz? "Efendim, biz çalıştırdık. Bakan geldi, size sunum yaptı ya." Yok öyle bir şey. Bakan geldi, bize sunum yaptı -geç geldi, ben rica üzerine Grup Başkanımızdan izin aldım, gittim, oturdum- sunum dışında hiçbir şey yok. Kanunun Meclise sevk edildiği tarih ile "Biz görüştük, bunu size gönderiyoruz." dediği tarih arasında Dijital Mecralar Komisyonunun toplantısı yok; bir, bu, yanlış arkadaşlar. Birbirimizden ne kaçırıyoruz? Otursak çalışsak üzerinde, karşı çıkmıyoruz; bu, çocuklarımızın ihtiyacı, gençlerimizin ihtiyacı. İşte, kanun teklifini veren arkadaşlarla birlikte çalıştık, oturduk, konuştuk, bir söylediğimizi yapmadılar; ya diyorum siyasi oligarşiye teslimler ya bürokratik oligarşiye teslimler. O arkadaşlarla da konuşuyorum, BTK'deki arkadaşlarla konuşuyorum, melek; Bakanlıktaki arkadaşlarla konuşuyorum, melek; AK PARTİ'deki arkadaşlarla konuşuyorum, melek; sonra biz buraya geldiğimiz zaman şeytan oluyoruz. Niye arkadaşlar? Bunu dört başı mamur, doğru düzgün, güzelce yapmak varken, üzerinde bir ay çalışıp Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlemek varken bütün bu katakulliye ne gerek var? Beyefendi gelir, Beyefendi gelir, Beyefendi'nin Başkanları oturur, çalışırız, işi çözeriz. Bu kadar kaçırmaya, bu kadar dolandırmaya hiç gerek yok. O gün burada Zeynep Yıldız arkadaşım konuşuyor -kendisi çok takdir ettiğim bir AK PARTİ Milletvekili, aynı Komisyonda olmaktan mutluluk duyuyorum, Avrupa'da da bizi temsil ediyor- diyor ki: "Epstein dosyaları var ya, o siyonist çocuk tacizcisi, onları engelleyecek." Eğer burada bununla ilgili bir tek düzenleme varsa Allah benim canımı burada alsın. (CHP sıralarından alkışlar) Size yeminle söylüyorum: Gerekirse partiden istifa ederim; getirin bu düzenlemeyi, eğer altına imza atmazsam namussuz ve şerefsizim. Niye bekliyorsunuz arkadaşlar? Bu Epstein mepstein, bu çocuklar üzerindeki musallatı durdurmak için Cumhuriyet Halk Partisi "Evet." diyor, herkes "Evet." diyor, "Hayır." diyen kimse yok. Siz niye bunu yapmıyorsunuz arkadaşlar? Neden bundan imtina ediyorsunuz arkadaşlar? Sizi durduran ne? Allah aşkına, gelin, şunu getirin; şu arka tarafa geçelim, birlikte imza altına alalım. Atmaz mısınız imza hanımefendi? Atmayacak kim var? Atmaz mısınız Fevzi Bey'ciğim ya? MHP Bursa Milletvekilimizin söylediklerinin altına imza atıyorum. Bir tanesi bu yasa teklifinde yer alıyor mu? Hayır. (CHP sıralarından alkışlar) Neyi anlatıyor? İdeali anlatıyor ama burada var mı? Yok. Niye koymuyoruz arkadaşlar? Karşı mısınız? Hayır. Karşı mısınız? Hayır. Kimse karşı değilse bunu niye engelliyoruz arkadaşlar? Neden?
Üç konuda anlaştık Dijital Mecralar Komisyonunda, üç konuda: Bir, Türk hukuku geçerli olacak; iki, Türk ekonomik mevzuatı geçerli olacak; üç, insanımızı koruyacağız. Dördüncü maddeyi niye çektiniz arkadaşlar? Çünkü lobilere yenildiniz, oyun lobilerine yenildiniz. O çocukları oyun lobilerinden kim koruyacak? Altı saat oyunda kalmış, Whatsapp'tan yazıyor, "Arkadaşlar, bana yardım edin, beni kurtarın, altı saattir oyundan çıkamıyorum." diyor. Duymayacak mısınız bu çocuğun feryadını?
MELİH MERİÇ (Gaziantep) - Duymazlar, duymazlar.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Duymuyorlar ama yan yana geldiğimizde, konuştuğumuzda her şey var. O zaman niye engelliyorsunuz, sizi tutan şey ne arkadaşlar? Gelin, atalım altına imza, bitsin bu iş.
Arkadaşlar, bu sadece, bu çocuk bağımlılığı sorunu sadece bir çocuk sorunu değil. Bunu eline aldığı zaman ebeveyn çocuk etkileniyor. Ebeveyni eğitmek gerekiyor mu? "Gerekiyor." diyor arkadaşlar. Bu konuda düzenleme yapmak gerekiyor mu? Gerekiyor. E, niye yapmıyoruz, niye yapmıyoruz, niye yapmıyoruz, niye yapmıyoruz, niye yapmıyoruz?
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Siz de önerge verdiniz, biz de önerge verdik.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Verdik efendim.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Sizinle aynı önergeyi verdik ve geri çektik detaylı inceleme yapmak ve çalışmak için.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Hayır efendim, hayır, burada.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Siz de geri çekilmesi önergesi verdiniz.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Hayır efendim, burada.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Anlatırım.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Burada efendim. Hayır efendim, çekmedik burada.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Ama siz de önerge verdiniz, anlatırım.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - 6 tane önergemiz var, hepsi burada. Size saygı duyuyorum, bakın, hepsi burada, hepsi burada.
Arkadaşlar, biz diyoruz ki: "Millî Eğitim Bakanlığı devreye girsin, Gençlik ve Spor Bakanlığı devreye girsin, Aile Bakanlığı devreye girsin." Bakan Yardımcımızdan rica ettim, dedim ki: Başka kurul...
SERKAN SARI (Balıkesir) -
Başkanım, kabul ediyorlar, verin önergeyi hemen.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - CHP'nin önergesi vardı ya...
SERKAN SARI (Balıkesir) -
Verelim hemen önergeyi, hazır.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Yok, yok vardı ya zaten, geri çektik ya!
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Hayır, çekmedik efendim, çekmedik.
SERKAN SARI (Balıkesir) -
"Düzenleme yapacağız." dediniz diye oluyor bunların hepsini.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Evet, düzenleme yapılacak zaten.
SERKAN SARI (Balıkesir) -
"Uzlaştık, çözülüyor." dediniz ama gelen bir şey yok.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Tabii, tekrar düzenleme yapılacak.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Hayır, hayır; arkadaşlar, ne uzlaşma var, ne düzenleme var; lafta! Cehenneme giden taşlar hep iyi niyetle döşeli. Bakın, şimdi tekrar ediyorum: Bakanlıktaki arkadaşlara söyledim, BTK'deki arkadaşlara söyledim; oturduk, konuştuk, karşılıklı görüştük, dedik ki: Arkadaşlar, buna bir eğitim başlığı koyalım. Ne olsun? Medya okuryazarlığı olsun. Ne olsun? Gençlik ve Spor Bakanlığı devreye girsin. Ne olsun? Diğer kuruluşlar diye. Sanki Cumhuriyet Halk Partisine verin diyorum. Niye yapmıyoruz? Herkes istiyor, olmuyor. Niye olmuyor, neden olmuyor? Bu çocukların feryadını kim duyacak? Bu çocukları kim koruyacak, kim? (CHP sıralarından alkışlar)
Fevzi Bey anlatıyor, yazdığının hepsinin altına imzamı atıyorum ama bir tanesi bu yasada yok. Fevzi Bey, oturup çalışalım sizinle. Siz ideali anlatıyorsunuz.
FEVZİ ZIRHLIOĞLU (Bursa) - Kanunu anlattım.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - "Buradan bu çıkması gerekir." diyorsunuz ama yok. Lobilere esir düştüler, oyun lobisine esir düştüler, "5 milyar dolar kazanıyor..." Yalan yahu, ne 5 milyar doları! Yüzde 50'si teşvik, yüzde 50'si bilmem ne. Olsa ne yazar! Diyorum ki, bir çocuk feryat ediyor arkadaşlarına diyor ki: "Beni kurtarın." Ve biz Türkiye Büyük Millet Meclisinde, onların temsilcisi olarak onları kurtaracak bir adım atamıyoruz. Bant daraltmayı kaldırdınız, cezayı kaldırdınız, onu kaldırdınız, bunu kaldırdınız; yerine getirdiğiniz şey, bütünlüğü bozan bir anlaşma metni, bir yasa metni. Bu üstünlüğü nasıl sağlayacağız? (CHP sıralarından alkışlar) Birlikte çalışma yok, birlikte üretme yok, Türkiye'nin ihtiyaçlarını belirleme yok, Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre adım atmak yok. Niye buradayız, neden buradayım ben, siz niye varsınız? "Kahrolsun oligarşi!" diye bağırdığım zaman hep beraber ayağa kalkıyorsunuz. Sizi onlar mı engelliyor, ne korkuyorsunuz onlardan? Sizi kim tutuyor? Niye yapmıyoruz? İyi niyetlerine eminim, insanlıklarına eminim. Arkadaşlarla oturuyorum, konuşuyorum, etkileniyorum, "Ne güzel insanlar?" diyorum. Hani Siyonist, çocuklara musallat olan Siyonist, Epsteinci çeteyi ortadan kaldıracaktık? Hani bu çocukları kurtaracaktık? İkiye bölmüştü hani oyun bölümünde bu çocuklara yardım edecektik. Yenildiniz, lobilere yenildiniz.
Arkadaşlar, sosyal medya için düzenleme şu: Yasak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Başkanım, tamamlıyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Yahu, bunu yaş gruplarına göre sınıflayalım, bunu basamaklandıralım. Bu basamaklandırmanın sonucunda 13 yaş grubunu, 16 yaş grubunu ayıralım. Çok çok övünerek söylüyorsunuz, buraya çıktınız mı benim kadar gözyaşı döküyorsunuz. Hani burada sanal kumarı engelleyecek, önleyecek madde? Nerede sanal kumarı durduracak madde? Nerede uyuşturucu bağımlılığıyla, diğer bağımlılıklarla mücadele edecek madde? Tanımlayamadınız bile. Biz tanımladık, onu da kabul etmiyorsunuz.
Arkadaşlar "vatan, millet, Sakarya" türküsü "vatan, millet, Sakarya" türküsü değildir, bu ülkenin temelidir. Siz bu ülkenin çocuklarını savunmayıp, onları bu ceberut işten kurtarmayıp neyi kurtaracaksınız? Batsın şirketleri; bana ne Google'dan, Meta'dan; bana ne bütün bunlardan. Bir masum çocuğun geleceğini kurtarmak bana göre insanlığı kurtarmakla eş değerdir. Siz o yardım elini uzatmadınız. Bu kanun burada böyle durduğu sürece, uzlaşmadığınız sürece, gelip o maddelerle ilgili olarak bizimle çalışmadığınız sürece siz o çocukları o kuyuya bıraktınız. (CHP sıralarından alkışlar)