GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

MEHMET AKALIN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu düzenleme ilk bakışta, çocuklarımızın korunması ve desteklenmesi açısından olumlu bir adım gibi görülse de detaylarına bakıldığında ciddi yapısal sorunlar ve uygulamaya dönük riskler barındırdığı açıkça görülmektedir. Bu maddeyle, çocukların kuruluş bakımına alınmaksızın ailesi ya da yakınları yanında desteklenmesi amacıyla sosyal ve ekonomik destek sağlanması öngörülmektedir. Elbette ki çocukların kendi sosyal çevrelerinden koparılmamaları ve onlarla büyümesi esastır ancak burada asıl mesele, bu desteğin hangi ölçütlerle, kimlere ve ne şekilde verileceğinin açık ve net biçimde kanunla düzenlenmemiş olmasıdır. Şu hususu net biçimde ifade etmek gerekir: Kamu kaynaklarıyla yürütülen her destek programı ölçülebilir kriterlere dayanmak zorundadır. Gelir durumu, hane yapısı, çocuğun ihtiyaç düzeyi ve bölgesel farklılıklar gibi objektif göstergeler açıkça tanımlanmadığı sürece, aynı durumda olan vatandaşlar arasında farklı uygulamaların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bu, hem kamu kaynaklarının etkin kullanımını zedeler hem de idareye duyulan güveni aşındırır. Bu nedenle, kanun çerçeve bir metin olmanın ötesine geçmeli, temel kriterleri ve sınırları açıkça ortaya koymalıdır. Her ne kadar haksız yararlanma durumunda ödenen meblağın geri tahsil edileceği belirtilmiş olsa da usul ve esasların tamamen Bakanlık takdirine bırakılması, bu desteğin belirli kişi ya da gruplara öncelik verilerek dağıtılabileceği yönünde ciddi bir endişe doğurmaktadır. Bu durum sosyal devlet ilkesine değil keyfîliğe ve ayırımcılığa kapı aralamaktadır. Sosyal yardımlar bir lütuf değil bir haktır. Bu nedenle, yardım mekanizmalarının şeffaf, denetlenebilir ve objektif kriterlere dayanması şarttır. Aksi takdirde bu tür uygulamalar toplumda adalet duygusunu zedeler ve devlet-vatandaş ilişkisini zayıflatır. Ayrıca, düzenlemede desteğin 18 yaşına kadar, eğer öğrenim devam ediyorsa 25 yaşına kadar süreceği belirtilmektedir. Bu yaklaşım bireyi üretime ve istihdama yönlendirmek yerine uzun süreli bir bağımlılık ilişkisi doğurma riskini taşımaktadır. Oysaki sosyal politikaların amacı, bireyi yardıma bağımlı kılmak değil onu kendi ayakları üzerinde durabilir hâle getirmek, çalışmayı teşvik etmektir. Bu nedenle desteklerin süresinden ziyade sağlanacak istihdam olanakları güvence altına alınmalıdır. Gençlerimize öncelikli iş imkânı sunmak çok daha kalıcı ve onurlu bir çözüm olacaktır. Benzer sorunları farklı alanlarda da görmekteyiz. Mesela, sosyal yardımların dağıtımında şeffaflık eksikliği, kamu kaynaklarının etkin kullanılmaması ve denetim mekanizmalarının yetersizliği artık kronik bir hâle gelmiştir. Bu durum sadece ekonomik bir mesele değil aynı zamanda bir adalet meselesidir.

Son olarak şunu ifade etmek isterim: Haksız yere bu destekten yararlananlar elbette cezalandırılmalıdır ancak bununla birlikte, bu haksızlığa göz yuman ya da sebep olan kamu görevlilerinin de kamu zararı kapsamında sorumluluk taşıması ve gerekli yaptırımlara tabi tutulması gerekmektedir. Biz güçlü bir sosyal devlet anlayışını savunuyoruz ancak bu anlayış keyfîliğe ve sadakat kültürüne dayalı, o temelli bir yaklaşıma kapı aralamaktadır.

Biz bunun yerine daha net kavramlarla, kanun çerçevesinde, hak temelli politikalara kapı aralanması gerektiğini savunuyoruz diyor, yüce Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)