| Konu: | Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 81 |
| Tarih: | 14.04.2026 |
MEHMET AKALIN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, bu kürsüden, gerek telefonla gerek sosyal medyadan bana ulaşan engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin sorunlarını, yaşadıkları derin ve yapısal mağduriyetleri dile getirmek istiyorum.
Bakın, Edirne'nin İpsala ilçesinden bir vatandaşımız, Aynur kardeşimiz, kendisi yüzde 51 spastik engelli, lisans mezunu, birden fazla üniversite eğitimine devam eden, defalarca EKPSS, KPSS ve ALES sınavlarına girmiş olan ve mücadeleyi hiç bırakmayan bir kardeşimiz; tüm bu çabalarına rağmen kamuya yerleştiği hâlde "Çalışamaz." ibaresi gerekçe gösterilerek eleniyor, yerel yönetimde işe giriyor ama seçim sonrası işten çıkarılıyor, İŞKUR ilanlarına ise yaş sınırı nedeniyle başvuramıyor, "Sayın Vekilim, ben bu kadar emeği eve hapsolmak için mi verdim?" diye bana soruyor.
Yine, Edirne'nin Keşan ilçesinde yaşayan "Aytekin Demirden" isimli bir vatandaşımız, kendisi de engelli olmasına rağmen ağır hasta olan oğluna tek başına bakmaktadır ancak farklı hastanelerden alınan raporlarla engellilik oranı kademeli olarak düşürülmüş, bu nedenle evde bakım maaşı kesilmiş, engelli aylığı azaltılmıştır. Oysa, bu evladımız skolyoz, spina bifida ve hidrosefali gibi çok ağır hastalıklarla yaşam mücadelesi vermektedir. Ekonomik destek kesilmekle kalmamış, hayırseverler tarafından verilen 3 tekerlekli engelli aracı dahi bağlanmış ve yüksek cezalar ödemekle karşı karşıya kalmıştır. "Sayın Vekilim, oğluma iş bulamaz mısınız?" diye bana soruyor, üstelik kasım ayında bütçe görüşmeleri sırasında bizzat Sayın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanına bu evladımızla ilgili bilgi verdim ancak kendisi maalesef bu konuyla ilgilenme hassasiyetini göstermedi.
Değerli milletvekilleri, bu, sadece 2 örnek ancak buradan bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor: Sorun insanımızda ya da imkânsızlıklarda değil, sorun bizzat bu garabet sistemdedir. Türkiye'de 50 ve üzeri çalışanı olan iş yerinde kamu için yüzde 4, özel sektör için ise yüzde 3 engelli istihdam kotası bulunmaktadır. Ancak bu oranlar çoğu zaman ya doldurulmamakta ya da nitelikli istihdam yerine düşük vasıflı kadrolarla geçiştirilmektedir. Oysa, birçok Avrupa ülkesinde 20 ve üzeri çalışanı olan iş yerlerinde yüzde 5 engelli istihdamı zorunludur ve bu kota doldurulmadığında alınan cezalar doğrudan engelli istihdamına ayrılmaktadır. Bizde ise sistem engelliyi üretime katmak yerine, çoğu zaman pasif yardımlara mahkûm etmektedir.
Buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum: Engelli bireyler için istihdam kotaları gelişmiş ülke standartlarına çıkarılmalıdır. Kamu ve özel sektörde nitelikli eğitimle uyumlu kadrolar oluşturulmalıdır. Engelli bireylerle ve aileleriyle bire bir temas kurulmalı, çalışmak isteyenler ya istihdama yönlendirilmeli ya da iş kurmaları fiilen desteklenmelidir. Engellilik raporları hak kaybına yol açan bir araç değil, yaşamı kolaylaştıran bir güvence hâline getirilmelidir. Sosyal devlet, yalnızca yardım eden değil, insana onurlu bir yaşam imkânı sunan devlettir.
Bu ülkede hiç kimse verdiği emeğin karşılığında eve mahkûm edilmemelidir diyor, tüm engelli vatandaşlarımıza İYİ Parti olarak onların yanında olduğumuzu ve sorunlarını her platformda dile getirmeye devam edeceğimizi bir kez daha söylüyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)