| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 15.04.2026 |
CHP GRUBU ADINA SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ceza infaz kurumları bir devletin hukuk devleti olup olmadığının aynasıdır ve ne yazık ki Türkiye'de bu aynaya baktığımızda gördüğümüz şey, hukuk değil keyfîlik, ihmal ve hak ihlalleridir. Bugün cezaevinde yaşananlar bir sorun değil bir sistem krizidir. Nisan 2026 itibarıyla ülkemizdeki 403 cezaevinde toplam 414.401 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Oysa cezaevlerinin kapasitesi 304 bin kişidir yani 110 bin fazladan kişi elverişsiz koşullarda cezaevlerinde bulunmaktadır. Cezaevleri toplam nüfusu 10 ilimizin nüfusundan daha fazladır. Cezaevlerinin kapasitesinin aşılmasının sebeplerinden birisi de ceza hukukumuzda bir istisna olan tutukluluğun resmen bir esasa ve cezalandırmaya dönüştürülmüş olmasıdır. 62.514 kişi haklarında kesin bir hüküm olmadan cezaevlerinde tutulmaktadır. Bu tablo bir hukuk devletine değil cezalandırma rejimine işaret etmektedir.
Cezaevlerindeki en önemli sorunlardan birisi de hayati tehlikesi olan, yaşamsal önceliklerini yerine getiremeyen mahkûmların tahliye edilmemesidir. Bunun en yakın örneklerinden birisi de Beylikdüzü Belediye Başkanımız Sayın Murat Çalık'ın hâlâ tutuklu kalmasıdır. Ceza infaz sistemimiz rehabilitasyon üzerine değil cezalandırmanın katmerlenmesi üzerine kuruludur. Hasta mahpuslar tedaviye erişememektedir, Adli Tıp raporları siyasallaşmış, yaşam hakkı bürokratik kararlara terk edilmiştir. Keyfî disiplin cezalarıyla infaz süreleri uzatılmakta, tahliyeler engellenmekte, hatta ömür boyu süren fiili cezalar oluşturulmaktadır. İletişim hakkı, savunma hakkı ve insani temas dahi sistematik bir biçimde sınırlandırılmaktadır. Bunlar bir ülkenin ceza politikası değil insan hakları sicilidir.
Cezaevlerinin bugünkü durumu Anayasa'ya, uluslararası sözleşmelere, en temel insan haklarına ve en önemlisi, insan onuruna aykırıdır. Ceza infaz sistemi insan onuruna yakışır şekilde yeniden düzenlenmeli, bağımsız denetleme mekanizması kurulmalı ve şeffaflık sağlanmalıdır. Bugün susarsak yarın bu düzen herkesi yutar. Bu konuda Meclis araştırması açılması artık bir tercih değil zorunluluktur. Bu önerge bir siyasi partinin değil bu ülkenin adalet talebinin önergesidir; bu nedenle destekliyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (CHP, DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)