| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 15.04.2026 |
ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Dün Siverek, bugün Maraş; canımız yandı, yüreğimiz yandı. Yaralılara buradan acil şifalar diliyorum. Yaşamını yitiren yurttaşlarımıza, öğrencilere, çocuklara rahmet diliyorum, yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Bugün burada yapılan konuşmaların tamamında söz alan milletvekilleri, Grup Başkan Vekilleri üzüntülerini dile getirdiler. Evet, üzüntülerimizi dile getirmek oldukça anlamlı, oldukça kıymetli ama burası Meclis, burası çözüm yeri, burası bu ülkede yaşayan yurttaşların sorunlarına, sıkıntılarına çözüm bulacağımız yer ve ben dün Siverek'te, bugün Maraş'ta yaşanan saldırıların sadece burada başsağlığı dilekleriyle, üzüntü ifade etmeyle geçiştirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Hatta şunu düşünüyorum: Bugün Maraş'taki o saldırı meydana geldikten sonra bu Meclisin tek gündeminin Siverek ve Maraş olması gerekiyordu, bu eldeki kanun teklifini biz görüşmeye devam etmemeliydik ama maalesef bu Meclis gördük ki Siverek'te, Maraş'ta yaşanan bu saldırıları başsağlıklarıyla ve üzüntülerle geçiştirecek.
Değerli arkadaşlar, iktidara sesleniyoruz, diyoruz ki: Bir defa, sadece bir defa gelin, muhalefeti dinleyin. Bakın, bundan sadece yirmi gün önce ben bu kürsüden dedim ki Mersin'de 13-14 yaşında çocukların bellerinde silah var. Dün, Siverek'te çocuklar, çocukları öldürdü, yaraladılar. Bugün, Maraş'ta çocuklar, çocukları öldürdüler ve az önce bir haber aldım, Mersin'de, Tarsus ilçemizde bir lise öğrencisi okulda belinde silahla yakalanmış. Biz, buradan defalarca konuştuk, bireysel silahlanmayla ilgili önlem alalım dedik, siz hiçbir şey yapmadınız. Defalarca muhalefet burada konuştu, 8 yaşında, 10 yaşında çocuklar uyuşturucu kullanıyor, uyuşturucuya ulaşabiliyor dedik, hiçbir şey yapmadınız, bireysel silahlanmayla ilgili hiçbir önlem almadınız, tam da bu nedenle, bu yaşanan saldırıların sorumlusu iktidardır. Peki, iktidar bugün ne yaptı? Siverek'te ve Maraş'ta yaşanan saldırılardan sonra 3-4 tane müdürü görevden aldı, 3-4 tane müdürü görevden almayla geçiştiremezsiniz. Evet, 2 bakan şu anda gitmiş Maraş'a, bu anlamlıdır, kıymetlidir ama o bakanlar arasında Millî Eğitim Bakanının olmaması gerekiyor, Millî Eğitim Bakanı istifa etmeli, Yusuf Tekin istifa etmeli. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bu saldırıların bir siyasi sorumluluğu var. Muhalefetin bütün partileri burada neredeyse her hafta bunu konuşuyor, siz kulak arkası ediyorsunuz, ondan sonra başsağlığı ve üzüntü ifade etme. Bugün, bu Meclisin temel görevi ne olmalı? Diyorsunuz ya bize "ödev hatırlatmak" Size ödevi hatırlatalım. Bugün bu Meclisin ödevlerinden bir tanesi, okullarda şiddetin önlenmesi için gerekli tedbirleri almak, bireysel silahlanmanın önlenmesi için gerekli tedbirleri almak ve uyuşturucu madde kullanımının önüne geçmek için gerekli tedbirleri almak. İşte, iktidara ödev. Hani, ha bire "ödev, ödev" diyorsunuz ya, alın size ödev.
Değerli arkadaşlar, şu anda bir kanun teklifi konuşuyoruz, bir madde konuşuruz, ben maddenin özetini direkt söyleyeyim, bu maddenin özeti şu: Devlet istifa etmiş, iktidar ekonomiyi yönetemiyor ve devlet diyor ki vatandaşa: "Ben sosyal devlet olma görevlerini yerine getiremiyorum. Kimi kurumlara bağış yapan vatandaşlardan bağış yaptığı kalemlerde KDV almayacağım." Görünüşte iyi bir düzenleme gibi duruyor ama devletin devlet olma, sorumluluk, ödev ve görevlerini vatandaşa yükleyen bir yasal düzenlemedir. Alın, işte, iktidara devlet olma ödev ve görevini tekrardan hatırlatıyoruz.
Değerli arkadaşlar, biz iktidara, AKP'ye ödev ve sorumluluklarını hatırlattığımızda zorlarına gidiyor, diyorlar ki: "DEM PARTİ bize ödev veriyor." Bakın, şu Meclisin hâline, iktidar sıralarına bakın; üniversitede sınavdan sınava okula gelen öğrenciler vardı ya, şu anda iktidar sıraları da şu durumda: Oylamadan oylamaya, yoklamadan yoklamaya Meclise gelen bir iktidar gerçekliği var. Halkın içinde yoksunuz; sokakta, çarşıda, pazarda yoksunuz; halk zannediyor Meclistesiniz ama Mecliste de yoksunuz. Sizin temel görev ve ödevlerinizden bir tanesi bu Meclise gelmek, çalışmak ve bu Meclisi hatırlatmak.
Ödevler demişken ben devam edeyim: Yine Anayasa'yla geldim. Anayasa madde 90 ne diyor? "Uluslararası sözleşmeler ulusal mevzuatın üzerindedir."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ BOZAN (Devamla) - Tamamlayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Tamamlayın.
ALİ BOZAN (Devamla) - Peki, Selahattin Demirtaş on yıldır cezaevinde, Figen Yüksekdağ on yıldır cezaevinde, Bekir Kaya on yıldır cezaevinde, Selçuk Mızraklı altı buçuk yıldır cezaevinde, Leyla Güven altı yıldan uzun süredir cezaevinde. Peki, ne oldu Anayasa 90'ıncı maddeye? Eğer siz ödev ve görevlerinizi yerine getirmezseniz biz her yerde ödevlerinizi ve görevlerinizi yerine getiririz.
Bir ayrıntı daha vereyim: Peki, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ hangi gerekçelerle cezaevinde? Tanık ifadeleriyle. O sizin uydurduğunuz tanıklardan bir tanesinin sonradan verdiği ifadeyi duruşma tutanağından okuyayım, bakın, ne diyor sizin tanığınız Merdan Rüştü Ovalıoğlu: "Gizli tanık Ulaş'ın ifadelerinin desteklenmesi açısından açık tanık olarak benden alınmış gibi gösterilmiştir. Soruşturmayı yapan görevliler 'Bu konuda bize yardımcı olursan biz de sana yardımcı oluruz.' diyerek ifadelerimi, ben vermişim gibi aldılar."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ BOZAN (Devamla) - İşte, bu tanığın Kobani kumpas davasında verdiği ifadelerle şu anda sevgili Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ cezaevinde. Alın size ödev, alın size görev; Anayasa 90'ıncı maddenin gereğini yapın, Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi kararlarının gereğini yapın, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobani kumpas davası tutuklularını derhâl ama derhâl serbest bırakın.
Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)