GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:82
Tarih:15.04.2026

AHMET TUNCAY ÖZKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; yavrularımız için Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa, ulusumuza başsağlığı diliyorum.

Çocukların herhangi bir ahlaki sorunu yok, ahlaksız olan bizleriz; onları yalnız bırakan, onları sokakta bırakan, onları sahipsiz bırakan bizleriz. Keşke geçen hafta burayı, şu kürsüyü yaksaydım, keşke. Keşke yakıp da o çocuklarla ilgili bir gündemi oluşturabilseydim, yazıklar olsun bana! Sadece bağırmakla, burada size seslenmekle geçti, gitti. Keşke yapabileceklerim bunlarla sınırlı olmasaydı, kırk yıllık mücadele hayatımda, medyadan siyasete uzanan yolculuğumda keşke o çocukların bugün uğradıkları zulmü engelleyecek, zalimliği engelleyecek küçük bir damla üretebilseydim ama ne yazık ki olmadı. Bir ülkede çocuklar suçla, katliamla, suçlulukla itham ediliyorsa o ülkenin büyüklerinde sorun vardır, o çocuklarda sorun yoktur, sorun bizimdir. Burada bahsettim, dedim ki: "'Bir oyunda altı saat, yedi saat kaldım arkadaşlar, ne olur bana yardım edin, beni kurtarın.' diye yalvaran bir çocuğu duymazdan mı geleceğiz?" Birlikte çalıştık, bir damla katkım olabildi mi? Hayır, olmadı; hayır, virgül değişmedi. Sadece oyun lobilerine kurban gittiler. Şimdi, bütün sosyal medya yıkılıyor. O çok bahsettiğimiz, "Efendim, milyarlar kazanıyor." diye burada yalan söylediğimiz oyun yazıcıları falan filan var ya, lobiler geliyorlardı. "Kill Teacher" oyunu, "Öğretmeni öldür." bütün sosyal medya yıkılıyor. "Telegram hesaplarından 20 çocuğa görev verilmiş, çocuklar görevleri yerine getirecek mi?" "Çocuklarımızı okula gönderecek miyiz?" Gazeteci bana soruyor; ben bilmiyorum kardeşim dedim, ben bilmiyorum. "Sosyal medyaya bakmıyorsun." Bakmıyorum kardeşim, bakmıyorum; ben şu anda yüreğimin yangınıyla uğraşıyorum, bakmıyorum.

"Öğrencinin saçını, velinin canını yakanın canını yakarım." Okullar yandı işte, Sayın Millî Eğitim Bakanı! Başbakanlık Müsteşarı iken de "Fetullahçılara dokunanın sorumluluğunu ben üstüme alırım." demişti. Biriktirdiğimiz her tortu bizden intikam alıyor.

"Terör mücadelesi" diye bir savaşı altmış yıl sürdürürseniz, vahşeti "şehitlik, terör" diye bir taraf bir taraftan, bir taraf bir taraftan kutsarsa, silah olağan bir şey hâline gelirse, çocuklar dört buçuk saatlerini dijital ortamda öldürdükleri, kestikleri oyunlarda geçirirse, dokuz buçuk saatlerini televizyon karşısında "öldür"le, "kır"la, "vur"la geçirirse ve bununla ilgili hiçbir şey yapmazsak suçlu ve sorumlu biziz. Burada kimse sorumluluğu üstüne almaz, ben alayım; sorumlu benim. (CHP sıralarından alkışlar) Kırk yıllık gazetecilik hayatımda, siyaset hayatımda bir damla üretemediğim için sorumlu benim; halkımdan özür diliyorum.

Bu çocuklar niçin suça sürükleniyorlar? Biz kötü olduğumuz için sürükleniyorlar. Cumhuriyet... Kürt'ü, Türk'ü, Ermeni'si hepsi ölmüşler, savaşlarda şehit olmuşlar; 70 bin çocuk kalmış. Kazım Karabekir Paşa'nın bu kalınlıkta "Çocuk Meselemiz" diye kitabı var. Gazi Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konu görüşülürken 300 bin lira olan Çocuk Esirgeme Kurumu aylığını 6 milyon liraya çıkarmış. "Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." lafı onun üzerine söylenmiştir.

O çocuk meselesini o çocukları öğretmen, asker yaparak halleden dedelerimizden utanıyorum. Şimdiki çocuk meselemiz sokakta mafyanın eline bırakılmış durumda, terör örgütlerinin eline bırakılmış durumda, emperyalistlerin eline bırakılmış durumda.

Size yalvardım geçen hafta, dedim ki: Getirin buraya Epstein'ci, çocukları taciz eden çeteleri engelleyen bir madde, tanımlayın getirin. Biz tanımladık kabul etmiyorsunuz, siz tanımlayın getirin; altına imza atacağız, burada herkes imza atacak.

Burada bu yasayla ilgili söylenen hiçbir şey gerçek değil, bunlara gelmiyor, burada yok. Arkadaşlarla oturduk, konuştuk, çalıştık. Gelin, elimizi vicdanımıza koyalım, her birimiz bununla ilgili sorumluluğu kabul edelim, gelin bu çocuklar için doğru düzgün bir yasa yapalım. Ben size kötüsünüz demiyorum, ben size niye yetersizsiniz diyorum, niye birlikte yapamıyoruz diyorum, niye konuyu tartışmıyoruz diyorum. Ben diyorum ki gelin, birlikte yapalım. Nelerin olmadığını anlattım, nelerin olması gerektiğini de anlattım. Millî Eğitim Bakanlığına görev verecektik, konuştuk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Niye yok efendim? Millî Eğitim Bakanlığına görev verecektik, sanal kumarı tanımlayacaktık. Kumarın yasalı da...

CÜNEYT ALDEMİR (Tokat) - Düzenleme mevcutta var Başkanım.

AHMET TUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Hayır efendim, yok.

Sayın Başkanım arz ederseniz gelin birlikte konuşalım yok efendim, yok, sanal kumar yok, hiçbir şey yok. Burada olması gerekeni konuşuyoruz, olan yok. İşte burada arkadaşlar. Yok efendim, yok, yok. "Ana okulundan itibaren başlasın." dediler başüstüne dedim, başüstüne. Olmayana ereğiyle burada varmış gibi davranmayalım artık, olsa bu sorun yaşanır mı? Olsa bu sorunu yaşar mıyız? Yok da o yüzden yaşıyoruz. Gelin, yoka yok diyelim, vara var diyelim ulusumuzun acıları üzerinden birbirimize laf etmeyelim. Ben hepinizin acılı yüreğine bu işin çok ağır geldiğini biliyorum, omuzlarınıza çok ağır geldiğini biliyorum.

Ulusumuza tekrar başsağlığı diliyorum.

Hepinizden sorumluluk kabul edip elini taşın altına koymasını bekliyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)