| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 86 |
| Tarih: | 23.04.2026 |
BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, kıymetli misafirler, aziz milletim, sevgili çocuklar; Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 106'ncı yıl dönümünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle bu özel oturumda Gazi Meclisimizin çatısı altında sizleri hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.
Sözlerimin hemen başında, son günlerde 2 şehrimizdeki okullarda yaşanan saldırılarda can veren evlatlarımıza ve şehit olan öğretmen arkadaşımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yaralı yavrularımıza da acil şifalar diliyorum. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan elim hadiseler milletçe yüreğimizi dağlayan ağır ikazlardır. Hepimizin önünde duran mesuliyet açıktır; çocukların güven içinde öğrenim gördüğü, yaşadığı bir iklim kurmak siyaset kurumunun ertelenemez bir ödevidir. Bu tür hadiselerin tekrarını yaşamamak adına Meclisimiz, 21 Nisan 2026 günkü birleşiminde yani bu salı günü yaptığı birleşimde partilerimizin ittifakıyla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen olayların araştırılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi için bir Meclis araştırması komisyonu kurmuştur; bundan dolayı, Mecliste grubu bulunan ve grubu bulunmayan bütün partilere bu destekleri dolayısıyla yürekten teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, 23 Nisan sadece bir kutlama günü sayılamaz. Meclisteki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumu sadece rutin bir törenden ibaret değildir. Bu vesileyle, topyekûn bağımsızlığımıza, egemenliğimize, millî iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz. 23 Nisan, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gündür. İşgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden millî meşruiyet çıkaran irade Ankara'da güçlü bir temsile dönüşmüştür. Devletimizin temelleri atılırken milletimizin sözü de bir kürsüye kavuşmuştur. Cumhuriyet, bilindiği gibi, daha sonra ilan edilmiştir fakat cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclisimizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak 23 Nisan ruhunun özüdür. Parlamento, milletin ortak aklının çalıştığı yerdir. Parlamento, öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekânıdır. Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşesi de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri kriz anlarında hep daha belirgin hâle gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclise çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde ve dış baskılarda çözümün adresi daima millî iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekân olmuştur; millet sesini burada aramıştır, mesajını buradan vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır.
Bugün Meclis-i Mebusanın açılışıyla belirginleşen yüz elli yıllık Parlamento yürüyüşümüz ile Birinci Meclisin istiklal iradesi arasında kopmaz bir bağ olduğunu bir kere daha hatırlıyoruz. 1876 anayasal eşiği ve ardından 1877'de fiilen başlayan Meclis tecrübesi milletin yönetime katılma arzusunu hukuk zeminine taşımıştır. Son Meclis-i Mebusanın mebusları ile Ankara'daki Büyük Millet Meclisi arasındaki devamlılık siyasi hafızamızın kıymetli damarlarından biridir. 1920'deki millî irade fikri hiç şüphesiz tek bir günün eseri sayılamaz; yarım asırlık bir arayışın, sancılı bir birikimin ve ağır bedellerle olgunlaşmış bir devlet aklının sonucudur. Birinci Meclis sadece savaş idare eden bir heyet de değildir. Millet adına konuşmanın ne manaya geldiğini öğreten kurucu kürsü Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Meclisidir. Orada bulunan mebusların her biri farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikâyelerinden gelmişlerdi fakat aynı hakikatte birleşmişlerdi: "Memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez." anlayışında. 23 Nisanın tarih içindeki önemi tam olarak da buradadır. Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir. Evlatlarımızı yaşadığımız çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Dijital imkânların arttığı, bilgi akışının hızlandığı bir devirde çocuklarımızı ezber yerine idrakle, korku yerine öz güvenle, kalıpçı anlayış yerine eleştirel muhakemeyle büyütmek durumundayız. Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet güçlü Meclisle yaşar, güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü İç Tüzük'le, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır. Toplum, gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm aradığında yine Meclise yönelmektedir ve yönelecektir. Bu sebeple Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hâle getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç Tüzük de yasama vakarının Meclis faaliyetine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise, diğeri ise kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini yaratmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüme dönüştüğü bir yer hâline asla getirilemez. Tekraren söylüyorum; siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüm hâline dönüştüğü bir yer hâline getirilemez. Meclisler işlevsizliğinde toplumlar sokaktaki gerilim ile idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa millî irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan en meşru zemindir.
Öte yandan, Meclis memleketin en büyük dinleme kurumudur. Herkesin hoşuna gittiği sözü söylemek kolaydır, milletin hayrına olanı usul ve nezaket içinde savunmak ise güç olsa da daha kıymetli, daha değerli olandır. Bu meyanda İstanbul'da geçtiğimiz pazar günü sona eren parlamenter diplomasinin küresel ölçekteki çatı kuruluşu olan Parlamentolar Arası Birliğin 152'nci Genel Kurulu parlamentoların dünya siyasetindeki artan ağırlığını bir kere daha ortaya çıkartan uluslararası bir etkinlik olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisimizin ev sahipliğinde başlayan ve devam eden toplantılara 127 ülkeden ve uluslararası kuruluşlardan toplam 157 delegasyon katılmış, toplamda 2.937 delege bu bir haftalık programda varlık göstermiştir. Ayrıca, 80'e yakın Meclis Başkanı ve 800'e yakın parlamenter de bu toplantılara katılmış ve bu toplantı son yılların en yoğun katılımlı parlamenter diplomasi trafiğini oluşturmuştur.
Katılımın önceki PAB Genel Kurullarına göre yaklaşık yüzde 35 artış göstermesi de hiç şüphesiz Türkiye'nin uluslararası diplomaside artan merkezî konumunun önemli işaretlerinden birisidir. Bu toplantının sonunda imzalanan İstanbul Deklarasyonu'yla ortak metin üretme iradesi ve acil meselelerde müşterek tutum arayışı, yasama organlarının küresel diplomaside yeniden merkezî önem kazandığını göstermektedir. İstanbul'da yükselen parlamenter diplomasi sesi, sert rekabetten yorulmuş insanlık için makul bir çıkış arayışına da işaret etmektedir. Toplantının ana temasını oluşturan gelecek nesiller için umut, barış ve adalet etrafında kurulmuş olması, hiç şüphesiz 23 Nisan ruhuyla da derin bir ahenk içerisindedir. Gelecek nesilleri konuşup çocukları korumayan bir dünya düzeni inandırıcılığını kaybeder. Adaletten söz edip temsil krizlerini aşamayan kurumlar insanlığa umut veremez.
Dünya siyaseti bugün büyük bir kırılma evresindedir. Önemli bir düşünürün de ifade ettiği gibi "Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmak için debeleniyor. Tam da bu alaca karanlıkta canavarlar ortaya çıkıyor." Uluslararası sistemin hâlini tarif ederken kimi zaman böylesi cümlelere ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hâle geldiği, hatta uluslararası ilişkilerin kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosfer içinde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte, tam da bu anda, bu zaman eşiğinde meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha kıymetli hâle geldiği aşikârdır. Türkiye olarak tüm kurumlarımızla, tarihimizden ve bölgesel ağırlığımızdan gelen birikimimizle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisanı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı yurdumuzdaki elim can kayıplarının ise hiç şüphesiz bir başka kaynağı işte tam da uluslararası alandaki bu tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Filistin'de, Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da, Lübnan'da, İran'da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı kendi çocuklarına da umut veremez.
Değerli milletvekilleri, 23 Nisan, gençlere kürsü, söz hakkı vermekle başlar. Siyaset, genç kuşaklardan öğrenmeyi bilen bir vasfa kavuştuğunda tazelenir. Çocuklarımızın soruları kimi zaman en köklü siyasi meselelerimizi de tamamen berrak ve şeffaf bir şekilde anlaşılır hâle getirir. "Adalet nedir?" diye soran bir çocuk Anayasa’nın ruhunu hepimize hatırlatır. Açık söylüyorum "Mecliste niye kavga ediyorsunuz?" diye soran bir çocuk, İç Tüzük'ün nezaket ve mehabet boyutunu önümüze koyar. "Niçin dünya çocukları eşit imkânlara sahip değil?" diye soran bir çocuk, refahın adil paylaşılmasının küresel siyasetin en önemli meselesi olduğunu önümüze koyar. Çocukların kendilerini evinde, okulunda, şehrinde ve memleketinde emniyet içinde hissetmesi devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin en hakiki göstergelerinden birisidir. Mutluluk kamusal alanın içerisinde bir süs olarak sayılamaz. Çocuğun neşesi aslında memleketin istikbalidir.
Kıymetli arkadaşlar, geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da Türkiye Büyük Millet Meclisinin kapılarını 23 Nisan vesilesiyle çocuklarımıza sonuna kadar açtık, açıyoruz. Bu hafta Pazartesi günü başlayan ve yarın akşama kadar olacak olan bu etkinliklerde binlerce gencimiz Meclisin bahçesindeki etkinlik alanlarında buluştular, buluşmaya devam ediyorlar. Meclis çatısı altında spor finalleri, çocuk oturumları ve çeşitli etkinliklerle geniş katılımlı bir programı yürütüyoruz. Genel Kurulun Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 106'ncı yılı dolayısıyla özel oturumla toplanmış olması, millî irade ile çocuk sevincini aynı siyasal çerçevede buluşturan bir hassasiyet taşımaktadır. Bayramın tören sınırlarını aşan, bahçemize kadar yayılan toplumsal karakter kazanması Meclisin milletle semasını da kuvvetlendiren kıymetli bir adımdır. Medeniyetimiz devletin adaletle ayakta durduğunu söyler, başka bir hikmet çizgimiz ise meşveretin bereketini öne çıkarır. Siyasi geleneğimizin derin katmanlarında kararın ortak akılla olgunlaşması, yöneten ile yönetilen arasında aşılmaz duvarlar konulmaması, itirazların dinlenmesi gerektiği yönünde güçlü şekilde teamüllerimiz mevcuttur. 23 Nisanın tarihsel değeri bu derin kararı modern temsil kurumuna dönüştürmüş olmasındadır. Bugün ihtiyacımız olan toplumsal güveni büyüten bir siyaset dilidir. Korku yaymayan, emniyet hissi veren, küçümsemeyen, kapsayan, kuşatan, dışlamayan, temsil eden, geciktirmeyen, çözen ve suçlama kolaycılığına kaçmadan sorumluluk alan bir üsluba ihtiyacımız olduğu aşikârdır. Bu ihtiyacın en somut örneği de Meclisimizin büyük çoğunluğunun aktif katılımıyla gerçekleşen Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun çalışmalarıdır. Komisyon büyük bir demokratik olgunlukla, karşılıklı müzakere ve çözümleri ortaklaştırma anlayışıyla çalışmış ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirmiş, bundan sonraki Meclis süreçleri için de milletvekillerimize ve partilerimize olumlu bir örnek teşkil etmiştir. Umarım ki önümüzdeki süreçlerde bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin Meclisi milletin tüm renklerini taşıdığı kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketin her sesi burada yankı buldukça millî egemenlik kökleşmektedir. Türkiye demokrasisi tecrübesini daha olgun hâle getirecek imkâna da birikime de sahiptir. Reform ihtiyacı cumhuriyetin demokratik cevherini daha görünür hâle getirmenin en makul yönüdür, yoludur.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, eğer müsaade ederseniz bu bayramı armağan ettiğimiz çocuklarımıza da iki paragraf buradan seslenmek istiyorum: Sevgili çocuklar, bayram sizindir, Meclis sizindir, memleket sizindir fakat en önemlisi, bugünden yarına geleceğimiz sizlerin omuzlarında yükselmektedir. Sizler ne kadar özgüvenli, ne kadar donanımlı, ne kadar vicdanlı yetişirseniz Türkiye o kadar güçlü, o kadar huzurlu, o kadar müreffeh ve o kadar neşeli olacaktır.
Aziz milletim, Birinci Meclisten günümüze uzanan yürüyüş, kesintisiz bir meşruiyet arayışının yürüyüşüdür. Meclis-i Mebusandan Türkiye Büyük Millet Meclisine taşınan Parlamento hafızası, memleketin demokrasi kültürünü beslemeye hiç şüphesiz devam edecektir. 23 Nisanın manası bu anlarda tekrar tekrar değer kazanıyor ve tekrar tekrar hatırlanmayı hak ediyor. Egemenlik milletindir, temsil milletindir ve siyaset millet içindir. Cumhuriyet milletle güçlenir. Meclis milletle anlam kazanır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, Birinci Meclisin kurucu kadrolarını, istiklal uğruna can veren şehitlerimizi, fedakârlık gösteren gazilerimizi, millet iradesine emek vermiş Birinci Meclisten bugüne kadar gelen bütün milletvekillerimizi saygıyla ve minnetle anıyorum. Çocuklarımızın yüzü daima gülsün, memleketimiz huzur, güven, refah ve esenlik içerisinde yoluna yani büyük ve güçlü Türkiye istikametindeki yoluna devam etsin.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hepimize ve bütün ülkemize kutlu olsun. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)