GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:87
Tarih:28.04.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; bu ülkede maden ocakları kaderciliğin kazdığı toplu vicdan mezarlarıdır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği raporları Allah aşkına, bakın, ne diyor: Türkiye'de son 12 yılda madenlerde 1.267 emekçi can verdi, 1.267; bu 1.267 ocak demek, ev demek, hane demek. Efendim, Soma'da, Zonguldak'ta ölüm âdeta vardiyaya yazılmadı mı? Şirvan'da emek toprağa gömülmedi mi? Amasra'da madencinin nefesi kömüre karışmadı mı? İliç'te siyanür insanımızı diri diri yutmadı mı? Ve maalesef siz her seferinde aynı şeyi yaptınız, sadece kameralar önünde üzüldünüz. Bu ülkede adalet terazisi bozulmuştur. Yerin altında ölene sabır tavsiye ediliyor. Yerin üstünde hak arayana ise cop gösteriliyor. Bir taraftan madenci ölüyor, öbür taraftan milletin toprağı heba oluyor. Çanakkale Kirazlı'da orman kesiliyor. Muğla Akbelen'de köylü ağacına siper oluyor. Artvin Cerattepe'de, Eskişehir Alpagut'da siyanür ovanın kaderini yerle bir ediyor. Mersin Arslanköy'de yıllık 1 milyon ton boksit üretimi ve 150 bin ton dinamit kullanımı bölgeyi felaketin eşiğine getirdi. Köylüler isyanda, halk ayakta.

Özetle, millet "Yaşayalım." diyor, iktidar "Maden çıkaralım." diyor. Millet "Koruyalım." diyor, iktidar "Satalım." diyor. Millet "gelecek" diyor, iktidar ise "ihale ve rant" diyor.

Efendim, şimdi, Ankara'nın tam göbeğinde 86 milyonun vicdanını sızlatan madencilerimize yapılan zulmü ve adaletsizliği yüreğimiz yanarak izliyoruz ve bugün bu önergeyle aslında topyekûn madencilerimizin yaşadığı sorunlarla birlikte vahşi madenciliğin de memleketi ne hâle getirdiğini gelin, araştıralım diyoruz. Ankara'da günlerdir açlıkla, yoklukla, çaresizlikle direnerek ekmek kavgası veren madencilere kulak vermek yerine, yine ve her zamanki gibi orantısız güçten medet umuyor, yine gözaltı silahını kullanıyorsunuz. Üzerine basa basa bir daha söylüyorum: Bu madeni TMSF yoluyla özelleştirip satmanız sizi sorumluluktan kurtarmaz çünkü bu ocağı işçilerin biriken bütün haklarını, tazminatları vesaire alacaklarının ödenmesi şartıyla sattınız. E, ödemedi adam, ödemiyor; "Sattım, gitti." diyen uyanık tüccar gibi bana ne mi diyeceksiniz? Diyemezsiniz. Bu haksızlığa, bu zulme iktidar olarak ortak olmayacaksınız.

En son Sayın İçişleri Bakanı açıklama yapmış "Yıldızlar Holding Doruk Madenciliğin sahibiyle görüştüm, bütün alacakları bu sabah ödeyecekler." Bu nasıl bir acziyettir ya? Böyle devlet yönetimi mi olur? Aracı Bakan olsun, ricacı olsun, öyle mi? On yıllık, on beş yıllık tazminatlarını ödemiyorlar, on iki ayda 2 defa maaş ödenmiş ve siz acziyet içerisinde bu işverenden, dün haraç mezat resmen devrettiğiniz işletmenin yeni patronundan ricacı oluyorsunuz. Kaldı ki ödendi mi? Ödenmedi. Buraya gelmeden önce BAĞIMSIZ MADEN-İŞ'in Başkanı ve oradaki arkadaşlarla görüştüm, ellide 1 oranında geçen ödenen bir rakam var, ne tazminatlar ne de ödenmeyen maaşlar henüz ödenmiş değil.

Bir de, Allah aşkına, sabahtan beri söyleyip duruyorsunuz, Sayın Bilgin de biraz önce ifade etti: "Efendim, yerin üstündekiler açlık sınırında çalışıyor, yerin altındakiler de 56 bin lira alıyor." Ne oldu, çok mu gördünüz? 100'den fazla işçiyi aylıksız izne çıkarmışlar. E, diğerlerine maaş vermiyorlar. İstedikleri şey şu kardeşim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Tamamlayayım efendim.

BAŞKAN - Sayın Türkoğlu, lütfen tamamlayın.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - "Çalışıyoruz, alnımızın teri olan hakkımızı istiyoruz. İktidardan tavassut istemiyor, torpil isteyemiyor, ek gelir istemiyor, maaş, hiçbir şey istemiyor. "Niye çalıştığımın hakkını bana vermiyorsun? Neden alın terimin hakkını bana vermiyorsun? Talep edince de cop kullanıyorsun, gaz kullanıyorsun." diyor.

Özetle, araştırma önergemizi destekleyin. Topyekûn maden işçilerimizin genel durumunu ve Türkiye'deki madenciliği, vahşi madenciliği hep birlikte araştıralım diyorum, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)