GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:87
Tarih:28.04.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET ATMACA (Bursa) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, yine bir torba kanunla karşı karşıyayız. Bu torba kanun 14 tane birbirinden farklı kanunu ilgilendiriyor maalesef. Değiştirilen bu maddelerin kanunun bütünlüğünü nasıl etkileyeceğini öngörmek mümkün değil. O münasebetle, bu tür önemli kanunların torba şeklinde değil de teker teker Meclise getirilmesini arzu ederdik ama öyle anlaşılıyor ki günlük bazı sıkıntıları çözme adına yapılan bir çalışma dolayısıyla hiçbir problemi kökünden çözmek gibi bir sonucu olmayacaktır bu değişikliklerin. Tabii, yine birbirinden farklı konuları içermekte, alan bakımından farklı ve bir çoğu teknik konudur. Teknik konu demek yani akademisyen ve uygulayıcıları tarafından belirlenmesi gereken şartlar olması gerekirken tam aksine, akademisyen ve uygulayıcıların aşırı tepki koyduğu değişiklikler söz konusudur. Bu da uygulayıcıların uygulamadan ne kadar kopuk olduğunu, kanun uygulayıcılarının fiziki uygulamadan ne kadar kopuk olduğunu ortaya koyan bir uygulama. Bu tür yaklaşımlarla ve bu tür çözümlerle yaşanmakta olan problemlerin çözümü mümkün değil. Tabii, bu kanunun genel gerekçesinde yine deprem, riskli yapılar gibi konular hep gerekçe gösteriliyor. Ben tekrar edeceğim, bunu çok kullandım burada: Deprem korkusu istismar ediliyor. Deprem riski millete gösterilerek deprem riskini azaltacak şeyler değil, bir kısım rant oluşturmaya yönelik değişikliklerin olduğunu görüyoruz.

Tabii, deprem ve mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi konusu da teknik bir konudur, bu siyasi bir konu değildir. Bu konuda aslında bizim ciddi bir akademisyen kadromuz var, bunun üstesinden gelecek ciddi bir akademisyenimiz var, bunlardan kâfi derecede faydalanılmadığını görmekteyiz. Yine, dünyanın değişik yerlerinde bu alanda ciddi başarılar elde etmiş ülkeler var ve yaşanmış deneyimleri var, bunlardan da kâfi derecede istifade edilmediğini maalesef gördük. Yine, gerekçede yıkılma ve ağır hasar görme olasılığından bahsediliyor ve bu yapıların değişiminden bahsediliyor. Bir kere, mantık şunu gerektirir: Ekonomimiz kısıtlı olduğu için öncelikle yıkılma ve can kaybına sebebiyet verecek yapıların dönüşümü veya güçlendirilmesi, öncelenmesi gerekirken sanki çok zengin ve imkânları geniş bir ülkeymişiz gibi hasar alacak yapıların da dikkate alındığı ifade ediliyor. O konu zaten başlı başına bir istismar konusudur. Depremde yıkılma olasılığı yüksek olan bölümlere ve yapılara hiç dokunulmuyor ancak ve ancak rant temin edilebilecek yapılar dönüşüme tabi tutuluyor; bu da yöneticilerin bu konudaki samimiyetini ortaya koyan önemli bir konu.

Kaçak yapı ve denetimsiz yapı konusu gündem edilmiş. Bir kere, kaçak yapı engellenmesini bir kısım firmalara yüklemeye çalışıyorlar. İşte, beton veren firmaya cezalar kesilecek. Elbette ki olsun ama esas kaçak yapıyla mücadele etme yetkisi kamuya aittir. Kamunun kendi beceriksizliğini bir kısım firmalara para cezası vererek bunu çözmesi mümkün değil; bana göre bu da yine hakikaten iş bilmezlerin oluşturduğu bir yaklaşım. Bu yaklaşımla yine kaçak yapıyı engellemek mümkün değil. Siz, bırakın kaçak yapıyı, ruhsatlı olduğu hâlde ruhsata aykırı imalatlar nedeniyle yapı kullanma izni alamayan on binlerce bina var ki sizin bunları denetliyor olmanız gerekiyor. Yapı denetim firmaları var. Bütün bunlara rağmen, hâlâ inşaatı bittiği hâlde -ruhsatlı yapı- ruhsata aykırı imalatlardan ötürü ruhsat alamayan, yapı kullanma izni alamayan bir sürü yapı varken bu iddialarda bulunmayı da çok samimi bulmuyorum. Bir kısım siyasi kısımların baskısıyla oluşturulmuş kanunlar gibi geliyor bana.

Bir de, hakikaten, kanun hazırlayıcılarının bazı konularda çok zayıf olduğunu da gördük. Örneğin, burada zemin ve temel etüt firmalarından bahsediyoruz. Çok kıymetli vekiller, zemin etüdünü biliriz ama "temel etüdü" diye bir kavramı ben ilk defa duydum. "Bu kavram yanlış bir kavramdır, ayıptır. Bunu buradan çıkarın." dedik. Hatta Sayın Bakan Yardımcısı Komisyonda "Sizlerle görüşüp bunlara müdahale edeceğiz." dediği hâlde, efendim, maalesef ne telefonlarımıza cevap verdi ne yazışmalarımıza cevap verdi ve mevcut kanunda aynı maddeyi ben görüyorum. Temel etüdü olmaz; temel analizi olur, temel tahkiki olur, temel hesabı olur. Bu, mühendisliğe aykırı bir cümle. Bir kanun içerisine bu kadar yanlış bir terimin düşmüş olması, kanun hazırlayıcılarının bu konuya ne kadar hâkim olmadıklarını gösteren önemli bir gerekçe.

Yine, tabii, laboratuvarlarla ilgili çok ciddi yaptırımlar söz konusu ve yani kanun yapıcılar işin nasıl yapılacağını bilmedikleri için uygulanması mümkün olmayan bazı maddeler koydular. Örneğin, zemin etüdü sırasında, sondaj sırasında alınacak tüm numunelerin laboratuvardan yetkili biri tarafından alınması şartı var. Bu, uygulanması çok mümkün olmayan bir şarttır. Özellikle iş hacminin çok az olduğu bölgelerde çok sayıda personel bulundurma imkânı olmayan laboratuvarlar tarafından bu hizmetin verilebilmesi mümkün değil. Bu da yine önemli eksiklerden biridir.

Yine, zemin etüdü firmalarıyla ilgili, evet, bir başıboşluk var, bir denetimsizlik var. Biz onlarla ilgili bir denetim mekanizmasının oluşumunu beklerken yapı zemin etüdü firmalarının disipline edilmesiyle ilgili bazı maddeler geldi. Bu manada, zeminle ilgisi olmayan yani zemin etüdü veya jeoloji mühendisi olmayan kişilerin dahi zemin etüt firması kurabilmesi ve konan şartların yerine getirilmesi durumunda bu hizmetleri vermesine imkân veriliyor. O zaman biz yapı denetim firmalarını da komple kaldıralım ve yapı müteahhitleriyle ilgili bazı şartları koyalım ve onların insafına bu işi bırakalım. Bu da doğru bir yaklaşım değil. Bu da piyasadan uzak ve bu uygulamadan uzak bir anlayışın ortaya koyduğu bir süreç.

Yine, burada acele kamulaştırmayla ilgili bir madde var. Yani devlet istiyor ki ben istediğim yere istediğim an el koyabileyim. Zaten bununla ilgili rezerv alan tanımı getirildi. Bu hakları yetmezmiş gibi sosyal konut yapılacak alanlarla ilgili, özel mülkiyetin hızlı kamulaştırılmasıyla ilgili... Yani devlet diyor ki: "Ben istediğim yeri istediğim anda alırım, siz gidin mahkemelerle uğraşın." Bu yaklaşımların bu sektöre çözüm getirmesi doğru değil ama ifade ettiğimiz gibi bu tür maddeler bu kanun hazırlayıcıların...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, Sayın Atmaca, lütfen tamamlayın.

MEHMET ATMACA (Devamla) - ...bu alanlara ne kadar uzak olduklarını ortaya koyuyor.

Yine, betonlarda ıslak numunede istenen standardı sağlamayan betonlar için karot numune şartı vardır ve ciddi yaptırımlar ve cezalar konuluyor ama karot numunesini alacak laboratuvar firmasını müteahhidin seçmesine imkân veriliyor. Bu kadar ağır cezaların ve yaptırımların olduğu bir olayda müteahhit firmanın istediği raporu verecek firmayı seçme imkânı doğuyor. Biz bunun da yapı denetimleri gibi kamu tarafından atılmasını teklif ettik ama maalesef bu da dikkate alınmadı. Bu hâliyle bu kanunun sektörle ilgili yaşanan sorunları çözmesi mümkün değildir diyor yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)