| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 88 |
| Tarih: | 29.04.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Osmanlı İmparatorluğu yedi yüz yıl yaşadı, dünyanın en uzun imparatorluğuydu ve imparatorlukların ömrü üç yüzyıldı. İbni Haldun'un deyimiyle "Her kemalin bir zevali, her zevalin de bir kemali vardı." ve bir zeval tecelli etti. Bilgiden uzaklaşmanın, aynı zamanda teknik ve teknolojiden uzaklaşmanın, bir noktada stratejik olarak da derinliği okuyamamanın sonucunda Osmanlı İmparatorluğu geri çekilmeye başladı. Yedi cephede dövüştük, Kutülamare'de, Kop geçidinde ve Çanakkale'de zaferi elde etmiştik, yetmedi; Osmanlı Sevr'le beraber yıkıldı. Biz, Sakarya önlerinde Türkiye'nin talih ve tarih sarkacağını Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le beraber tekrar diriltmenin yollarını araştırdık ve dirilttik. Kutülamare'nin 110'uncu yıl dönümü ve aynı zamanda Halil Kut Paşa'yı ve oradaki askerleri de rahmetle anıyorum. Önemli olan, buralardan ders çıkarabilmek, tarihe doğru gözle bakabilmektir.
Diğer bir konuya gelince değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, Yıldızlar Holding Türkiye'nin gündeminde. Nedir bu? Madencilik ve yaklaşık on aydır maaşlarını alamayan madenciler Ankara'ya yürüdüler 187 kilometre ve burada on altı gündür diplomasi yürüttüler. Aynı zamanda da açlık grevleri yaptılar, oturma eylemleri yapmak istediler, Anayasa’nın kendilerine vermiş olduğu hakları kullanmak istediler ama kullandırmadınız. Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu söylemekle beraber hukuk devleti olmadığını, Türkiye'nin bir polis devleti görüntüsünü bütün dünyaya takdim ettiniz. Bakın, bu Yıldızlar Holdingle ilgili olarak da İçişleri Bakanlığında Çalışma Bakanı, Enerji Bakanı, sendikalar ve işçilerden de birkaç kişi bir toplantı yaptılar. Peki kardeşim, bade harabül Basra, Basra harap olduktan sonra niye yaptınız bunu, niye öngöremediniz siz bunları? Yani Türkiye'de şu mesajı mı vermek istiyorsunuz: Hak verilmez, hak alınır, o nedenle, siz direnin, direndikçe kazanırsınız. Günlerdir oradaki vatandaşlarımız, işçilerimiz "Maaşlarımızı alamıyoruz, özlük haklarımızı elde etmek istiyoruz." diye bağırdılar, duymadınız. Sonra on yedinci gün çok şükür duydular ve bu işin takipçisi olacaklarını söylüyorlar, maaşlarının ödeneceğini söylüyorlar ve Sayın Enerji Bakanı da diyor ki: "Bu şirket zaten sabıkalıymış, sicili bozukmuş." Bak, ben söyleyeyim size Sayın Bakan, siz ne yapmışsınız? Bak, 2011 Gümüşhane Yıldız Bakır İşletmesi, madenin açıldığı 2011 yılından bu yana maaş ödemeleri eksik ve düzensiz yapılmış, işçiler rıza dışı şekilde ücretsiz izne gönderilmiş, işten çıkarılmakla tehdit edilmişler. 2014 Çankırı Kurşunlu Söğütsen Seramik, fabrikada yedi ay boyunca ücretlerini alamayan işçiler yol kapatma eylemi yapmış, eylem sırasında Holding, işçileri "Fabrikayı kapatırız, hepiniz çoban olursunuz." diyerek tehdit etmiş.
Daha da önemlisini söyleyeyim: Sayın Bakan dün ne diyordu? "Bir daha bu şirkete ben kesinlikle ruhsat vermem." diyordu, değil mi? 28 Nisan günü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Taşınmaz Komisyonu maden işletmek için Çankırı'nın Orta ilçesinde bulunan kömür ocağı için Yıldızlar SSS Holdinge ruhsat verdiğini duyurdu, aynı gün aynı saatte yapmış bunu arkadaşlar, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demeyelim mi?
Sayın Bakan, bakın, verdiğiniz ruhsatlardan bile haberiniz yok. Sizin adınız "Bakan" ama nereye bakacağınızı görüyorsunuz, bakılmayacak olan yerlere de bakmıyorsunuz, bakılacak yerlere de kör muamelesi yapıyorsunuz kendiniz.
Bilecik Söğüt Seramik ücret ve tazminat sorunlarının uzun süre devam ettiği işletmede 1.150 işçi iş bırakmış, kent meydanında eylemler düzenlemiş, iş bırakan işçiler onayları alınmaksızın ücretsiz izne çıkarılmış.
2018 -tek tek söylememe gerek yok, vaktim kısıtlı- Çankırı Kurşunlu Söğüt Seramik, bin işçi uzun süre mağdur edilmiş, maaşları verilmemiş.
Kütahya Eti Gümüş, 2019, yine aynı şekilde yapmış bu şahıs.
Çanakkale, 2020, Yenice maden işletmesi aylardır maaşını alamayan işçiler sendikalı oldukları için atılan 11 işçinin de aralarında olduğu grup maden ocağını işgal etmiş, yedi gün süren direnişin ardından Valilik ve Kaymakamlığın sözüyle madenden çıkan işçiler şirket tarafından ahlaksızlık anlamına gelen Kod 29 maddesiyle tazminatsız olarak işten atılmış.
2022, Eskişehir Mihalıççık Doruk Madencilik, Yunus Emre Termik Santrali; yine, aynı şekilde işçilerin mağduriyetleri, yine kanunsuzluk, yine keyfîlik.
2023, Eskişehir'in Mihalıççık, şimdiki, bu gündemde olan ve ardından da baktınız ki 1 Mayıs geliyor ve de Türkiye'de çok ciddi şekilde işçiler, sivil toplum kuruluşları hak arama yapacaklar. Emek bayramında bunu birleştirmemek adına böyle bir anlaşma yaptınız ve Sayın Bakan, bunları bildiğinizi söylüyorsunuz, lütfen, niye işçilerden yana olmadınız? Ya, bir de yandaş sermayedarlardan değil, işçilerden yana olun, emekçilerden yana olun, emeklilerden yana olun, memurlardan, işsizlerden yana olun; siz bunların Hükûmeti olmanın yollarını araştırın.
2025, Trabzon Yomra, Sürmene, NESKO Maden, yine aynı şekilde, Çanakkale Yenice; işten çıkarılan 70 işçi tazminatlarını alamamışlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Şimdi, bizim buradan bir araştırma önergesi vermemiz lazım, AK PARTİ, MHP, CHP, İYİ Parti, DEM ve YENİ YOL olarak hep beraber bu şirket üzerine özel çalışma yapmamız lazım; bu şirket kimlerin kıdem tazminatlarını vermemiş, ne kadar sermayelere sahip olmuş, hangi ihaleleri ne şekilde almış. Ama yapmayacaksınız, biz bunları da biliyoruz. Bu şekilde sabıkalı olan ne kadar şirket var, bunları araştırmamız lazım. Yarınki araştırma önergemizi de yarın da kamuoyu öğrenmiş olacak ve göreceksiniz ki yeni şeyler ortaya çıkmış olacak.
Bir diğer taraftan, Mecliste sözleşmeli, süreli çalışan elemanlar var, biliyorsunuz, süreli, sözleşmeli çalışanlar. Girdi çıktı yapıyor Meclis bunlara. Niye? Kıdem tazminatlarını vermemek için. Ya, bir Meclis, kanun çıkaran yer, "Türkiye kanun devleti ve hukuk devleti olsun. Bu hukuk adaletle tanışsın ve şahikalaşsın." diyen bir yerde süreli, sözleşmeli çalışanlara girdi çıktı yaparak kıdem tazminatlarını vermemenin yolunu araştırıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim.
Aynı zamanda, bunların bir diğer konusu da, ağır vergi dilimleri var biliyorsunuz. Bu, Türkiye'nin genel sorunu yani bir maaş artmışsa eğer orada vergi dilimleri de artıyor, vergi dilimleri artınca da birkaç ay sonra maaşlar aşağı düşüyor. Yapmayın o zammı o zaman kardeşim. Kaldıralım bu vergi dilimlerini. Niye getirdiniz bunu? Neden bu insanları mağdur ediyorsunuz? Hem bir yandan Mecliste çalışanları mağdur ediyorsunuz hem de Türkiye'de yüksek derecede maaş alanlarla ilgili olarak da böyle bir uygulama yapıyorsunuz.
Diğer bir konuya gelince değerli arkadaşlar, Türkiye'de Beykoz'da biliyorsunuz yıkılan bir çeşme var ve muhtar çıktı dedi ki: "Biz onu eski olduğu için yıktık." Beykoz'da, I.Mahmut döneminde, 1741 yılında, Gümrük Emini İshak Ağa tarafından yaptırılan tarihî çeşmenin yok edilmesi basit bir ihmal değildir, düpedüz bir kültürel kıyımdır. "Eskiyi de yıktık, yerine pırıl pırıl yenisini yaptık." diyen şahıs hakkında hangi işlem yapılmıştır? Bu konuda mazisi zaten tartışmalı olan Kültür ve Turizm Bakanlığı nerede? Vakıflar Genel Müdürlüğü ne yapmaktadır?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdağ, son kez uzatıyorum, lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim efendim.
Yerel yönetimler bu vandallığa göz yummuş mudur? Kurumlar arası sorumluluk paslaşmasını derhâl bırakın. Bu ayıbın hesabını hem Kültür ve Turizm Bakanlığı hem de Hükûmet olarak vermek mecburiyetindesiniz.
Son olarak şunu söylemek isterim: Beyoğlu'nda özel bir İtalyan lisesi var. Bu İtalyan lisesinde 450 öğrenci var; 420'si Türk, 30'u yabancı öğrenci. Burada Türk öğretmenler var ve burada 50 bin lira, 60 bin lira maaşla geçiniyorlar. Bunlar burada sendikal haklarını kullanmak istediler, Millî Eğitim Bakanlığı grev kırıcılığı yaptı, bu insanlar şu an işten çıkarılmak üzere. İtalyan Hükûmeti kendi öğretmenlerinin hakkını korurken bizim Hükûmetimiz burada çalışan Türk vatandaşlarının hakkını ve hukukunu korumak mecburiyetindedir çünkü burası Türkiyedir, bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşlarıdır. Hakları da... Sendikal olmaktan dolayı haklarını istiyorlar, toplu sözleşmeye oturmak istiyorlar ama burada anlaşmalarına rağmen İtalyan Büyükelçiliğiyle beraber fakat sonradan okul müdürlüğü bu anlaşmayı bozmuştur. Millî Eğitim Bakanı da buraya sözleşmeli öğretmenler göndermiştir, dersler de yapılmamaktadır. Bu konuda hassasiyet göstermenizi temenni ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdağ, teşekkür için açtım.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.