GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:88
Tarih:29.04.2026

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 1'inci maddesi üzerine İYİ Parti Grubumuz adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

1'inci maddedeki düzenlemeyle Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yetkilendirilen kuruluşların hazırladığı taşınmaz değerleme raporlarının Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü sistemine bedelsiz olarak kaydedilmesi zorunlu hâle getiriliyor. Bu raporlar hassas veriler içeriyor; taşınmazın sahibinden adresine, değerinden üzerindeki hukuki yüklere kadar her şey burada kayıtlıdır; dolayısıyla bu durum ciddi bir kişisel veri riski doğuruyor. Peki, düzenleme nasıl olmalıydı? Raporlar Tapu ve Kadastroya iletilmeden önce kişisel veriler mutlaka ayıklanmalı ve anonimleştirilerek paylaşılmalıdır, geriye kalan piyasa verisi son derece değerlidir; o bölgedeki fiyat hareketleri ve rekabet ortamı ancak bu şekilde analiz edilebilir. Bu yöntem hem kişisel verileri korur hem de piyasada şeffaflık sağlar, İYİ Parti olarak bizim önerimiz budur.

Değerli milletvekilleri, peki, şeffaf bir veri sistemi neden bu kadar kritik? Çünkü Türkiye'de konut fiyatları son birkaç yılda akıl almaz seviyelere ulaştı. Hangi bölgelerde fiyatların ne kadar şişirildiğini, spekülatif hareketlerin nerede yoğunlaştığını takip edecek şeffaf bir mekanizma mevcut değil. Rakamlarla konuşalım: Merkez Bankasının Mart 2026 verilerine göre İzmir'de Konut Fiyat Endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,3 artış göstermiştir. Yeni Kiracı Kira Endeksi ise yüzde 35 artmıştır. 2020 yılında Türkiye genelinde metrekare kira bedeli 15,44 TL iken 2025 yılı sonunda bu rakam 224,75 TL'ye ulaşmıştır. Son beş yıldaki bu kontrolsüz değişim tam 14,5 kat artmıştır. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 2023 faaliyet raporuna bakın, orada bile spekülatif fiyat artışlarının önlenmesi için Değer Bilgi Merkezi kurulması çalışmalarının devam ettiği yazıyor. Bu Değer Bilgi Merkezi meselesi de aslında ayrı bir hikâye; "2024'te kuruyoruz." dediler, sonra "2026 yılının ilk çeyreğine kadar İstanbul'da pilot uygulama devreye alınacak." dediler, şimdi ise "2027 yılında yapılacak." diyorlar. Yıllardır aynı vaadin peşindeyiz, bu iktidar konut yükünü artırırken çözümü sürekli erteliyor.

Değerli milletvekilleri, teklifin bir de yerel yönetimleri felç eden bir boyutu var. Özellikle 17'nci maddede belediyelerin elini kolunu bağlamaya kalkıyorsunuz. Bir belediyenin yerel bir sorunu çözmek için şirket kurmasını veya kooperatifleşme modeli geliştirmesini bir siyasi parti Genel Başkanı olan Sayın Cumhurbaşkanının iznine bağlıyorsunuz. Sayıştay var, iç denetim var, belediye meclisleri var; bunlar yetmiyor mu? Bu, yerel demokrasinin ruhuna vurulmuş bir darbedir, açık bir idari vesayet girişimidir. Kendi partisinden olmayan belediyeleri, özellikle İzmir gibi vizyoner şehirlerimizi Ankara'nın bürokratik koridorlarında cezalandırmak, halka hizmetin engellenmesi hangi kamu düzenine sığar? Bu yaklaşım devlet yönetmek değil, devleti yalnızca siyasi ikbal için bir araca dönüştürmektir.

Sonuç olarak, değerli milletvekilleri, biz İYİ Parti olarak bu kanun teklifinin her maddesine karşı değiliz, milletin hayrına olacak düzenlemelerin elbette yanındayız ancak sakıncalı maddelere "evet" dememiz mümkün değildir. Biz rantın değil, halkın; vesayetin değil, demokrasinin; liyakatli ve adil bir sistemin yanındayız. Bu sakıncalı maddeler bu hâliyle kaldığı sürece teklifi kabul etmeyeceğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)