GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:88
Tarih:29.04.2026

MEHMET AKALIN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tapu Kanunu'nu konuştuğumuz bu düzenlemeyle ilgili ben ülkemizde konut sahibi olmanın büyük kesimler için nasıl imkânsız hâle geldiğini birkaç veriyle anlatmak istiyorum. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası verilerine göre, Konut Fiyat Endeksi 2025 yılı Aralık ayında yıllık yüzde 29 oranında artmıştır. Reel olarak sınırlı bir gerileme görülse bile bu, vatandaşın konuta erişebildiği anlamına gelmemektedir çünkü mesele gelir artışının bunun çok gerisinde kalmasıdır ve finansmana erişimin fiilen daralmasıdır. Bakın, 2020 yılında net asgari ücret 2.324 liraydı, aynı yıl Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare satış fiyatı yaklaşık 3 bin lira seviyesindeydi yani 100 metrekarelik bir dairenin bedeli ortalama 300 bin lira civarındaydı. Asgari ücretle çalışan bir vatandaşın toplam maaşı on yılda böyle bir konut satın alabiliyordu. Bugün ise, 2026 yılı itibarıyla, net asgari ücret 28.075 liraya yükselmiş olmasına rağmen büyük şehirlerde ortalama metrekare fiyatı 60 bin lirayı aşmış, 100 metrekarelik mütevazi bir dairenin bedeli 6 milyon liraya yaklaşmıştır. Yani gelir 9,5 kat artarken konut fiyatları 15-16 kat artmıştır. Vatandaş artık bırakınız peşinat biriktirmeyi, mevcut geliriyle kirayı ödeyebilmek için dahi ciddi mücadele vermektedir. Bugün gençlerimiz maalesef "Hayat boyunca kiracı mı kalacağım?" diye soru sorar hâle gelmişlerdir. Finansmana erişim ise daha da vahimdir. Bankalar konut kredisi veriyor görünmektedir ancak faiz oranları ve ekspertiz sınırlamaları vatandaşın önüne görünmez bir duvar örmektedir. Bugün 1 liralık bir konut kredisi için 120 ay vadede aylık taksit yaklaşık 30 bin lira seviyesine yaklaşmaktadır. Bu rakam milyonlarca çalışanın maaşına yaklaşmaktadır. Yani sistem vatandaşa açıkça şunu söylüyor: 1 milyon lira kredi kullanırsan maaşının tamamını vereceksin. Bu, sürdürülebilir değildir. BDDK'nin kredi değer oranı düzenlemeleri de yüksek fiyatlı konutlarda kredi kullanımını daha da zorlaştırmaktadır. Konut değeri arttıkça kredi oranı düşmekte, vatandaş daha yüksek peşinat bulmak zorunda kalmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde orta gelirli vatandaşın peşinat biriktirmesi artık neredeyse imkânsızdır.

Sayın milletvekilleri, bugün mesele konuttan öte sosyal adalettir. Bir ülkede öğretmen ev alamıyorsa, mühendis kirada boğuluyorsa, genç çiftler yuva kurmayı ertelemek zorunda kalıyorsa orada toplumsal bir kriz vardır. Konut, artık barınma ihtiyacından çıkmış, çok küçük bir üst gelirli kesim için yatırım ve spekülasyon aracına dönüşmüştür; barınma hakkı ise ikinci plana itilmiştir. İYİ Parti olarak bizim yaklaşımımız nettir. Konut, spekülasyonun değil insan onuruna yakışır bir yaşamın konusu olmalıdır. Dar ve orta gelirli vatandaş için düşük faizli, uzun vadeli ve erişilebilir finansman modelleri oluşturulmalıdır. İlk konutunu alacak gençlere ve yeni evlenecek çiftlere, özel destek mekanizmaları kurulmalıdır. Sosyal konut üretimi artırılmalı, arsa politikası kamu yararı temelinde yeniden düzenlenmelidir. Bugün burada tapu düzenlemesi yaparken vatandaşın tapuya ulaşamadığı gerçeği yeniden zihinlerde belirlenmelidir. Bugün bu kürsüden soruyorum: Ev sahibi olmayı belli bir gurupların ayrıcalığı hâline mi getireceğiz yoksa bu hakkı toplumun tamamı için erişebilir mi kılacağız? İYİ Parti olarak bizim tercihimiz çok nettir ve tüm Türk milletinin refahından, barınma hakkından ve sosyal adaletten yana olacağız diyor, yüce Meclisi ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)