| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 88 |
| Tarih: | 29.04.2026 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; görüşülmekte olan bu kanun teklifi adı ne kadar teknik ve kapsamlı olursa olsun özünde klasik bir torba yasa yaklaşımının tüm sakıncalarını üzerinde taşıyor. Defaten ifade ettik, birbiriyle ilgisiz birçok düzenlemenin tek bir metne sıkıştırılması doğru değil. Mülkiyet hakkından yerel yönetimlere, çevre denetiminden idari yaptırımlara kadar geniş bir alanın yeterli müzakere zemini oluşturulmadan komisyon önüne getirilmesi kabul edilemez. Ekonomik, sosyal ve idari sonuçlar değerlendirilmeden, alternatifler tartışılmadan, hak ve özgürlükler üzerindeki etkiler ölçülmeden bir düzenleme yapılır mı? Teklifin genel mantığı idarenin takdir alanını genişleten, buna karşılık hukuki belirliliği daraltan bir yapı kurmaktadır. Bu durum Anayasa’nın hukuk devleti ilkesine açık biçimde gölge düşürmektedir. Özellikle bu görüştüğümüz 3'üncü madde düzenlemesi teklifin sistematiğini en baştan etkileyen bir nitelik taşımaktadır. Ne hukuki sınırlar belirlenmiş ne de uygulama sonuçları netleşmiş değildir. Özellikle belediye yetkilerinin izin mekanizmalarına bağlanması idari özerklik açısından ciddi ve büyük bir sorundur. Aynı şekilde, acele kamulaştırma gibi istisnai bir yetkinin kapsamının genişletilmesi mülkiyet hakkı bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Sonuç olarak burada sistematik bir bütünlük yoktur ve Meclis iradesi de geri plana itilmiştir. Bu nedenle ilgili düzenlemeyi kabul etmiyoruz.
Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; şimdi gelelim bu kürsüde hep defaatle dile getirdiğim emeğin sürekli değersizleştirildiği, emekçilerin de sıkça kapının önüne konulduğu vicdansız bir yerel yönetim anlayışına. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde işçi kıyımı yine tüm acımasızlığıyla devam ediyor. Bir günde tek bir mesajla 37 emekçi daha geçen hafta içerisinde kapı önüne konuldu. Ne gerekçe var ne de bir açıklama, sadece kuru bir SMS. Diyor ki: "İş akdiniz feshedilmiştir." Bu mudur sosyal belediyecilik? Bu mudur emekçinin hakkını savunmak? Bakın, bu artık münferit bir olay değil, Diyarbakır'da son iki yılda Büyükşehir Belediyesi ve diğer merkez belediyelerinden 2 bin işçi ve emekçi işinden hiçbir gerekçe gösterilmeden atıldı. Altı yüz yetmiş gündür işçiler orada eylemde, Hizmet-İş Sendikası orada bir direniş yapıyor. Bu kürsüden dile getirdim, Allah aşkına, geriye doğru haklarında bir tutanak var mı? Yok. Tespit var mı? Yok. Disiplin soruşturması var mı? Yok. Yerine insan alınmış mı? Hem de fazlasıyla alınmış. Demek ki bir fazlalık da yok. Mahkemeye gitmişler, mahkemeleri kazanmışlar, bir üst mahkemeye itiraz edilmiş, oradan da işe iade kararı çıkmış, uygulayan var mı? Uygulayan yok. Adamlar hak arama eylemlerine orada, çadırda, belediyenin önünde, hem Diyarbakır'da hem de Van'da devam ediyor, bir eylem var. Ekmek meselesi bu yahu! Hâl böyleyken, işe iade kararları uygulanmazken, insanlar analarının ak sütü gibi helal olan tazminat ve tüm sosyal hakları ellerinden alınmışken orada öylece adaleti bekliyorlar. Efendim, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Serra Bucak açıklama yapıyor -buradan bir daha dedim, Allah aşkına, duymayan kulaklara bir kez daha söyleyeyim- "Bizim bu arkadaşlarla paradigmamız uymuyor." diyor. Park bahçelerde çalışan bir işçiyle neyin paradigmasını arıyorsun? Allah'tan kork! Bu kadar ucuz mu bu işler? (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Buradan Adalet Bakanına sesleniyorum, buradan İçişleri Bakanına sesleniyorum: Mahkeme kararlarını tanımayan, belediye kanunlarını tanımayan, işçinin hakkını tanımayan bir Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi var ya! Böyle bir keyfî...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Diyarbakır kadar taş düşsün başına senin ya!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Tamamlayayım efendim.
BAŞKAN - Sayın Türkoğlu, teşekkür ediyorum.
Efendim, bir dakikaları vermeyeceğimizi...
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Ne zaman?
BAŞKAN - ...baştan açıkladık.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Ama söylemediniz bunu.
BAŞKAN - Söyledim burada Başkan, söyledim!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Efendim, ezcümle, orada bir emek gasbı var, alın teri gasbı var, hırsızlık var, hukuk tanımazlık var. Neyi bekliyorsunuz, bilemiyorum. Orada direnen işçilere buradan selam ediyorum.
Efendim, hayırlı akşamlar. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)