GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:89
Tarih:30.04.2026

CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; büyük umutlarla takip ettiğimiz barış ve kardeşlik süreciyle ilgili bazı hususları dile getirmek üzere söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Cumhur İttifakı'nın "terörsüz Türkiye" olarak isimlendirdiği esasen yüz yıldır kanayan bir yaraya merhem olacak barış ve kardeşlik süreciyle ilgili bu kürsüden daha önce defalarca söz aldım ancak hiç olmadığımız kadar çözüme yakın olduğumuzu hepimiz görüyor ve biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı süreci sahiplendiğini açıkça ifade ediyor, burada bir sorun yok. Sürecin başarıya ulaşmasını istediğini, hiçbir sorun olmadığını, ittifak olarak bu yola baş koyduklarını da ifade etti. Sürecin başarıya ulaşmasını istemeyen odaklar olduğunu da yine bizzat kendisi söyledi. Değerli arkadaşlar, peki biz neyi bekliyoruz? Bu coğrafyada adım atmak için sakin bir gün bekliyorsanız, şartlar olgunlaşsın da önümüzü görelim istiyorsanız o gün gelmez. Bu şartları sizin olgunlaştırmanız, sürece sizin yön vermeniz lazım. Bölgede oynayan her taşta süreç bir ay öteleniyor. Mayıs ayına geldik, hâlâ somut bir düzenlemeyi bu Meclisin önüne getirememiş olmanız çok büyük bir talihsizlik.

Değerli arkadaşlar, bakın, her gün sürecin durduğuna, akamete uğradığına, enfekte olduğuna dair haberler dolaşıyor. Kimse kusura bakmasın, bu haberlerin çıkmasının da sürecin yavaşlamasının da sorumlusu iktidardır. Kayıtlara geçsin diye buradan tekrar ifade ediyorum: Bu kronik sorunun çözümüne bu kadar yaklaşmışken, tüm taraflar bu kadar hazırken bu süreç bozulursa iktidar bunun altında kalır, hiçbiriniz tarih önünde bunun hesabını veremezsiniz. Madem sürecin başarısına ortak olacaksınız, o zaman bu sorumluluğun da sizin omuzlarınızda olduğunu bilin. Bugün sürece yüksek bir halk desteği olduğunu biliyoruz ancak sürece olan güven maalesef o kadar güçlü değil. Batıdaki vatandaşlarımızla konuştuğumuzda terörün bitmesinden memnuniyet duyacaklarını ancak silah bırakanlar dışarıda olduğu için tam anlamıyla örgütün feshine tatmin olmadıklarını ifade ediyorlar. Doğudaysa örgütün feshi, silahların yakılmasına rağmen iktidarın en basit adımları bile atmamış olması sebebiyle bir tedirginlik ve endişe var. Şimdi ben iktidara soruyorum: Bu kaygıları izale etmek sizin sorumluluğunuz mu, yoksa bizim mi? Hadi devlet yetkilileri sınır ötesinde silah depolarının tesliminin teyidi gibi süreçlerin son bulmasını bekliyor, peki, burada hem halkımızın güvenini kazandıracak hem de bu süreçlerin hızlanmasında bir çarpan görevi görecek adımlar niye atılmıyor? Dün Sayın Cumhurbaşkanı sivil siyasetin önünü açmaktan bahsetti, sivil siyasetin en önemli temsilcilerinden birisi Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına rağmen on yıldır cezaevinde. Selahattin Demirtaş'ın mahkûmiyeti sivil siyasetin mahkûmiyetidir, onun çıkmadığı her gün sivil siyasete olan inanç kayboluyor. Hiçbir düzenlemeye gerek kalmadan Anayasa’nın emredici bir maddesinin uygulanmadığı bir ortamda siz demokratik bir Türkiye'ye vatandaşlarımızı nasıl ikna edeceksiniz? MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli Ahmetlerin göreve iadesinden bahsetti, 23 Nisanda da "Sözümüzün arkasındayız." dedi. Beraat etmiş belediye başkanlarını göreve iade edemeyen bir iradeden biz nasıl bir düzenleme beklemeliyiz?

Değerli milletvekilleri, elinizi taşın altına koyun, sürecin başarısı için, toplumsal kaygıların sona ermesi için sesinizi çıkarın. Selahattin Demirtaş ve dışarıda olması gereken diğer sivil siyasetçiler serbest bırakılsın ve bu Kurban Bayramı'nı evlerinde geçirsinler. İnsanların sürece olan güveni artsın, somut adımlardan sonra sürecin her anlamıyla nasıl hızlanacağını, huzurun ülkemize nasıl yayılacağını hep birlikte görelim.

Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)