| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 89 |
| Tarih: | 30.04.2026 |
MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
İktidarın getirdiği bu kanun teklifi birbirinden farklı konuları içeren teknik bir düzenleme ambalajında sunulmuş, kangrenleşmiş problemlere yeni sorunlar ekleyen bir içeriğe sahip aslında. Niyetleri ise yerel demokrasiyi tamamıyla tasfiye etmek, halkın yaşam alanlarını merkezî otoritenin mutlak tahakkümü altına almaktır. Özellikle, halkın iradesiyle seçilen belediyelerin yetkilerini Ankara'nın, Cumhurbaşkanlığının, bakanlıkların koridorlarına hapsetmeye çalışan bu zihniyet kesinlikle kaybedecektir. Bakınız, bu teklifle ne arzu ediliyor? Belediyelerin şirket kurması, kooperatiflere ortak olması tek bir kişinin yani Cumhurbaşkanının iznine bağlanıyor. Bu, yerel yönetimin ekonomik temellerine vurulan bir darbedir, seçilmiş belediye meclislerinin iradesini yok saymaktır. Amaçları aslında belli; muhalif belediyelerin halkla kurduğu dayanışma ağlarını, kadın kooperatiflerini ve yerel kalkınma modellerini felç etmek, belediyeleri etkisiz kurumlara dönüştürmektir. Barınma hakkını yatırıma, ticari bir metaya, kentsel dönüşümü ise bir mülksüzleştirme mekanizmasına dönüştüren bu akıl bugünümüzü ve yarınımızı yok etmeye ant içmiş durumda. Kat Mülkiyeti Kanunu'nda karar nisabını düşürerek azınlıkta kalan mülk sahiplerinin haklarını büyük sermaye gruplarına peşkeş çekiyorsunuz. TOKİ'ye yargı önünde imtiyazlar tanıyarak yurttaşı borçlandırılmış yoksulluğa ve kent merkezlerinden kopuk mekânsal sürgüne mahkûm ediyorsunuz. Bu, halkın barınma hakkını korumak değil konutu bir finansal varlık, devleti ise bir emlak geliştiricisi olarak konumlandırmaktır. Mühendislerin yetkilerini keyfî kararlarla geçersiz kılmanın neresi savunulabilir özellikle iktidar vekillerine sormak istiyorum: Meslek odalarının etkisiz kılındığı, seslerinin kısıldığı bir yerde yurttaş sermayenin insafına terk edilir, korunmasız hâle getirilir durumda. Herkes bilsin ki, yerel demokrasiyi güçlendirmeyen, merkeziyetçi bir kuşatmayla yok etmeye çalışan bu rant odaklı politikalar ne olası depremlerin ve afetlerin yaratacağı yıkımı azaltabilir ne de toplumda huzuru tesis edebilir. Halkın kent üzerindeki söz hakkının elinden alındığı her türlü düzenlemeye karşı durmaya, özgür ve demokratik kentleri yerelden inşa etme mücadelesine devam edeceğiz.
Saygıdeğer yurttaşlar, bahar ve yaz aylarına yaklaştığımız bugünlerde Şırnak ve ilçelerinde ağaç kesimlerine başlanmış, yok etme planları tekrar devreye konulmuş durumda maalesef. Geçenlerde Silopi'nin Cilbiya ve Biliga köylerinde askerlerin gözetiminde ve korucuların eliyle ekokırım politikasına kalındığı yerden devam ediliyor. Bu, doğasızlaştırma stratejisine karşı yıllardır halkımızla birlikte direniyoruz fakat bıçak kemiğe dayandı. Artık biz ne kadar "Barış!" dedikçe biz ne kadar "Talan dursun!" dedikçe inada girilmişcesine talan artarak devam ediliyor. Amacınız nedir? Sormak istiyorum gerçekten: Ağaçlar bitince ne yapacaksınız? Büyük ihtimalle topraktaki çimleri yolacaksınız amaç büyük ihtimalle bu, ötesi bu yani arzunuz bu. Doğa düşmanı politikalar sadece tabii ki Şırnak'ta da değil, Türkiye'nin dört bir yanında devrede. Devletin tüm kurumları yan yana gelmiş; bakanlığıyla, yargısıyla, tüm teşkilatıyla nerede talan edilecek bir yer var oraya taarruz başlatılıyor.
Şimdi, Kızılderililere atfedilen bir söz var, iktidar vekillerinin duymasını özellikle istiyorum: "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır." diye. Bakın, ne tesadüftür ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu sözü geçenlerde, şubat ayında bir programda kullandı. Yani "Pes doğrusu!" diyorum, pragmatizmin böylesine hakikaten pes doğrusu! Hem ağaç kesimlerine, her türlü madene, yeşilin yok olmasına onay vereceksiniz hem de bundan dem vuracaksınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın İrmez, teşekkür ediyorum.
Efendim, ilave vermeyeceğimi açıkladım.
MEHMET ZEKİ İRMEZ (Devamla) - Ben bitiriyorum, kayda geçsin diye.
Gerçekten söz bulmak elbette ki mümkün değil ama ne olursa olsun yaşamın son bulmaması adına biz yine de direnişe; ağaçları, ırmakları, dağları, ormanları, yeşili ve canlıları korumaya devam edeceğiz.
Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)