GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:89
Tarih:30.04.2026

MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilk defa kanun maddesi dışında bir konuşma yapacağım için özür diliyorum.

Bugünkü, Sumud Filosuna yapılan saldırıyı önemsiyorum. Gazi Meclisimiz şanlı tarihi boyunca, yasa yapmanın dışında vicdanın ve insanlığın sesi olmuştur ve olacaktır. Bugün yine, aynı sese kulak vermek için harekete geçmelidir; geçtiniz ve tezkereyi kabul ettiniz; teşekkür ediyoruz.

Terörist İsrail, haddi olmayarak, insani yardım taşıyan Sumud Filosuna yine müdahale etmiştir. Daha önce vekillerimizin de bulunduğu Özgürlük Filosu da aynı kaderi paylaşmış, günden güne bu müdahaleler normalleşmektedir. Bakınız, burada yalnızca bir deniz müdahalesini, yalnız birkaç teknenin durdurulmasını, yalnızca bir insani yardım filosunun engellenmesini konuşmuyoruz, bugün burada insanlığın vicdanına karşı işlenen sistematik bir saldırıyı konuşuyoruz. Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosuna yönelik hukuka ve insanlığa aykırı müdahale, insan İsrail'in, hukuku, insanlığı ve vicdanı hiçe sayan tavrının yeni bir örneğidir. Uluslararası sularda sivil teknelere, insani yardım taşıyan gönüllülere yapılan bu müdahale, güvenlik gerekçesiyle izah edilemeyecek kadar ağır, siyasi gerekçelerle meşrulaştırılamayacak kadar da açıktır.

İsrail bugün yalnızca Gazze'de değil, Akdeniz'de de hukuk tanımaz bir güç gibi hareket etmektedir. Gazze'de çocukların, kadınların, yaşlıların açlıkla, susuzlukla, ilaçsızlıkla karşı karşıya bırakılması yetmezmiş gibi, onlara ulaşmak isteyen sivil vicdan da açık denizlerde hedef alınmaktadır. Bu yalnızca bir abluka politikası değil; bu, insani yardımın kriminalize edilmesidir; bu, merhametin cezalandırılmasıdır; bu, insanlık onuruna yönelmiş açık bir saldırıdır. Bakınız, açık denizlerde seyrüsefer serbestisi esastır. Hele ki soykırım suçu işleyen, insancıl hukuku tanımayan İsrail mezalimine "Dur!" diyen sivil vicdana sahip çıkmak insanlık onurunun gereğidir. Bir sözde devletin kendi güvenlik iddiasını sınırsız bir yetkiye dönüştürerek Akdeniz'in ortasında sivil teknelere müdahale etmesi kabul edilemez. Türkiye'ye karşı her fırsatta ipe sapa gelmez açıklamalar yapan, Doğu Akdeniz'de gerginliği tırmandıran, hak ve hukuk dersi vermeye kalkışan, Türk neredeyse onun karşısında şer odağına teşne olan Yunanistan'ın acziyeti bir kez daha gözler önüne serilmektedir; sırf bunun uğruna insanlık ve kendi onurunu çiğnemektedir. Nitekim Yunanistan içinde de bu tutuma karşı sert tepkiler yükselmiş, eski Maliye Bakanı, hükûmetini ya iş birlikçi ya da aciz olarak suçlamıştır.

Değerli milletvekilleri, soğuk kınama mesajlarıyla ya iş birlikçi ya da aciz olunur. Burada açıkça söylüyoruz, yüksek perdeden konuşanlar önce insanlık imtihanında nerede durduklarını açıklamalıdır. Gazze'ye giden yardım tekneleri alıkonulurken susanların ahlak ve maneviyat, hukuk ve barış dersi vermeye hakkı yoktur. Çıkarları uğruna ise bu müdahalelere çanak tutanlar yoksunlardır.

Değerli milletvekilleri, bugün mesele sadece Filistin meselesi değildir, bugün mesele hukukun güçlüye göre mi, haklıya göre mi işleyeceği meselesidir. Dün Gazze, bugün Lübnan ve İran; yarın hedef neresi olacak, hangi haklı haksızlığa uğrayacak? Eğer bugün Akdeniz'in ortasında sivil vicdana müdahale normalleştirilirse yarın başta aziz vatanımız olmak üzere hiçbir ülkenin toprak ve deniz güvenliği, hiçbir milletin insani girişimi teminat altında olmayacaktır. İşte bu yüzden Türkiye hem bölgesel barışın hem de insani değerlerin yanında durmalı, hiçbir ülkenin, hukuku kendi çıkarına göre eğip bükmesine sessiz kalmamalıdır. Türkiye bu meselede de daha güçlü, daha kararlı ve daha ön alıcı bir diplomasi yürütmek zorundadır. Vatandaşlarımızın, gönüllülerin ve sivil yardım aktörlerinin güvenliği takip edilmeli, uluslararası kuruluşlar nezdindeki girişimler artırılmalı, İsrail'in bu hukuk tanımaz eğilimleri karşısında ortak ve özellikle somut bir cevap üretmelidir.

Son söz olarak ifade ediyorum: Bugün susmak zulmün yanında saf tutmaktır, bugün ertelemek sorumluluktan kaçmaktır. Bugün yapılması gereken bellidir; hukukun, vicdanın ve mazlumun yanında dimdik durmaktır diyorum, saygılarımı sunuyorum. (YENİ YOL, İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)