GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:89
Tarih:30.04.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı dendiği zaman aklımıza hep inşaatlar geliyor. Ben bu akşam bu konuşmamda özellikle çevre kısmına temas etmek istiyorum. Biraz sonra sizlerle bahsedeceğim çevre felaketini müteaddit defalar dile getirdim, ilgili Sayın Bakanla görüştüm, bürokratlarla görüştüm, soru önergeleri verdim, yetmedi CİMER'e şikâyet ettim fakat hiçbir karşılık bulamadım. Türkiye'de iki denize kıyısı olan 2 il var, bunlardan en büyüğü Balıkesir ve Balıkesir'de balıkçıların çok büyük problemleri var. Sebebi hayat pahalılığı, girdi maliyetlerinin artışı, mazot fiyatındaki artış fakat asıl sebep Marmara Denizi ölüyor arkadaşlar. Balıkçılarla görüştüğümüz zaman, balıkçıların ağına artık müsilaj takılıyor denizin dibinden. Bunların sebepleri çok net. Marmara Denizi'ne yaklaşık 200 civarında akarsu boşalıyor. Bunların neredeyse yüzde 90'ı az ya da çok kirli fakat bunlardan 2 tanesi var ki bildiğiniz zehir boşaltıyor. Biri Gönen Çayı, bir diğeri Kepsut Çayı -Simav olarak başlıyor, Kepsut olarak devam ediyor- Susurluk Çayı, Nilüfer Çayı buna karışıyor ve değerli arkadaşlarım, bu her iki çaya veya akarsuya gelip tanık olsanız, izleseniz, görseniz burada korkunç bir çevre felaketini göreceksiniz. Geçtiğimiz haftalarda Gönen Çayı'na gittim, orada bilim adamlarıyla yaptığımız çalışmalar var ve bilim adamlarımızın verdiği raporlar var; sıfır oksijen, Gönen Çayı'nda artık oksijen kalmamış durumda ve Gönen Çayı kenarında oturma şansınız yok; tamamen zehir akıyor orası. Numuneler aldık, basın toplantıları yaptık, raporlar ilettik ama maalesef Gönen Çayı'nı zehirleyen, toksik atıkları oraya bırakan 8-10 tane fabrika var, yanı sıra, Kepsut Çayı'nı zehirleyen, toksik atıklarla hepimizin istikbalini zehirleyen 16 tane fabrika var; hangilerinin olduğunu da biliyoruz. Allah aşkına, Bakanlık yetkilileri burada, istirham ediyorum, konuyu kaç defa gündeme getirdim, çevre ölüyor, Marmara Denizi ölüyor; hangi çaya, hangi akarsuya kimin, hangi zehri boşalttığını biliyoruz; siz bilmiyorsanız ben tek tek adresini vereyim, fabrikaların isimlerini vereyim, içinde belediyeler de var; ne olursunuz bu doğaya sahip çıkalım. Marmara Denizi'nde sadece balık ölmüyor, çevre felaketiyle karşılaşmıyoruz, ülkenin istikbali maalesef yok olup gidiyor ve çocuklarımızın geleceği çalınıyor. O bakımdan, bu her iki akarsuyla birlikte bir yoğun çalışma yapmanızı hassaten rica edeceğim. Çünkü bu böyle devam edecek olursa bu çevre felaketi bizim hepimize çok ağır bedeller ödetecek. Bakın, bunları, bu fotoğrafları ben çektim, akarsuyun içerisine bildiğiniz zehir boşaltılıyor, fabrikanın zehirleri.

Bir başka konuya daha temas etmek istiyorum; yine, Marmara Denizi'ni tüketen ve bitiren bir gerçek bu; bilmiyorum, Sayın Bakanlık yetkililerinin bundan haberi var mı: Özellikle Marmara Denizi'nde birkaç tane liman var. Bu limana boşalmış toksik atıkları, özellikle taşıyıcı gemiler belli saatlerde gidiyorlar ve buradan aldıkları atıkları Çınarcık Çukuru'na boşaltıyorlar. Bakın, bu gemilerin tek tek rotalarını çıkarttım. Zannediyorlar ki 1.250 metre, 1.300 metre derinlikteki Çınarcık Çukuru'na bu zehirleri boşaltırsak bunlar oraya kadar gidecek, Marmara Denizi'ne zarar vermeyecek; hayır, Marmara Denizi'ni tepeden tırnağa zehirliyor bunlar. Burada Bakanlık yetkililerine tekrar bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Lütfen bunlarla ilgili gerekli çalışmaları yapın. Başta Gebze olmak üzere, Yalova limanları olmak üzere denizimizi kirleten ve burayı mahveden bu yapılarla mücadele edin; aksi hâlde, bunlarla ilgili çalışma yapmazsak hem ciddi bir çevre felaketi hem ciddi bir gıda krizi hem de -yanı sıra- çocuklarımızın geleceğiyle ilgili korkunç bir hata, korkunç bir yanlış yapmış olacağız.

Son olarak bir noktanın daha altını çizeceğim, yine çalıştığım bir konu: Marmara Denizi'ne balıkların göç yolu olan İstanbul Boğazı. Bakın, öyle bir şey yapmışlar ki bunun da arkasında 8-10 tane çete var. "Çete" lafını bilerek kullanıyorum. İstanbul Boğazı'nın girişine huni gibi bir tuzak kurmuşlar, özellikle balıkların göç yollarında. Tam İstanbul Boğazı'nın...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Bitireceğim Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Baştan belirledik kuralı.

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Peki, tamam o zaman.

Bu konuda Bakanlık yetkililerinin hassasiyetini rica ediyorum; yasayla çok ilgili gibi görünmese de hepimizi ilgilendiren bir konu, bu konuda çalışmalarını rica ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Çok teşekkürler.