| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 94 |
| Tarih: | 13.05.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yirmi üç yıllık AK PARTİ iktidarında neredeyse yıkılmamış, çökmemiş, çürümemiş bir devlet kurumu kalmadı. Dün Millî Savunma Bakanlığında yaşanan kepazelikten bahsettim, bugün akademi dünyasında yaşananlardan bahsedeceğim.
Değerli arkadaşlar, ben uzun yıllar yurt dışında hekimlik yaptım ve hekimlik yapabilmek için de o ülkenin önce dil, sonra medikal sınavlarına tek tek girdim ve diploma aldım. Şu anda Türkiye'de 6 bin civarında Suriyeli sağlık çalışanı var, hiçbiri herhangi bir sınava girmedi, Türkiye'den denklik almadı, sınav karşılığı diploma almadı ve kendilerine vatandaşlık verildi. Şimdi, bu insanları bu şekilde alarak bu ülkenin sağlık sistemini mahvettiniz fakat bunlarla da kalmadı. Şimdi, bugün tıpta uzmanlık sınavına giren genç meslektaşlarımın son başvuru günü yani bugün kararlarını verip başvurularını gerçekleştirecekler. Fakat neyle karşılaşacaklar biliyor musunuz? Kendilerinin yani Türk gençlerinin, Türk doktorlarının 70 puanla girdiği yerlere yabancılar, Afrika'dan, oradan buradan gelmiş insanlar, doktorlar, onlar 55 puanla girecekler. Allah aşkına, nedir bu Türk hekimlerinden, Türk gençlerinden sizin zorunuz, ne istiyorsunuz onlardan? Artık bu ayrımcılığın ortadan kalkması lazım.
Şimdi, konu sadece bununla da alakalı değil. Bir süredir üniversitelerde yaşanan kepazeliklerle ilgili birtakım bilgileri topluyorum, belgeler topluyorum. Gaziantep Üniversitesi... Bakın, 2020 yılına kadar Gaziantep Üniversitesinde, tıp fakültesinde, diş hekimliğinde 3-4 yabancı öğrenci vardı ve bu yabancı öğrenciler YÖS sınavlarına girerek orada, efendim, eğitim alma hakkı kazanıyorlardı. Ondan sonra, bir alan keşfettiler, bir rant alanı keşfettiler. Neydi bu rant alanı? Üniversitelere öğrenci getirelim, aracı kuruluşlar para kazansın, üniversitedeki onlarla ilişkili birtakım insanların cebine para koyalım ve bu şekilde zengin olalım." 2020 yılından sonra, üniversite senatosunun -bakın, bunu özellikle söylüyorum, bu konuda AK PARTİ yetkililerinin araştırma, soruşturma yapmasını talep ediyorum- sahte evraklar düzenleyerek, üniversite senatosunun alınmamış kararının altına ek birtakım kararlar ekleyerek "Bundan sonra öğrencileri sınavsız alacağız." dediler ve YÖS sınavı dâhil hiçbir sınava sokmadan çocukları almaya başladılar. Bunu yapmadan önce de oradaki şirketler, aracı kuruluşlar Afrika'ya gittiler, köy köy, dere tepe dolaştılar ve oradan, balta girmemiş ormanlardan gençleri getirip, lise diploması dahi olmayan gençleri getirip hiçbir sınava sokmadan burada tıp fakültelerine, diş hekimliği fakültelerine soktular. Bu korkunç bir şey, inanılmaz bir haksız rekabet, inanılmaz bir çürümüşlük ve ne yazık ki sadece haksız yetişmiş ve yetişememiş, buradan diploma almış öğrenciler değil aynı zamanda, orada hakkaniyetle eğitim alma ihtiyacı olan, alması gereken Türk öğrencilerinin, Türk doktor adaylarının hakkını hukukunun yenmesidir.
Değerli arkadaşlar, üniversitelerde yabancı öğrenciler üzerinden yürütülen bu korkunç rant ve talan alanına bizim "Dur." dememiz lazım. Aksi hâlde, bunun faturasını hem orada okuyan öğrenciler hem de sizler çekeceksiniz. Çok açık bir tavsiyem var sizlere: Bu öğrencileri buraya getirenler, bunları haksız bir şekilde okutup doktor yapanlar, gidin, siz muayene olun, AK PARTİ'li bütün milletvekillerine çağrı yapıyorum, gidin muayene olun. Türkiye'nin beş yıldızlı özel hastanelerine değil, orada haksız bir şekilde yetişmiş olan o gençlere ve dışarıdan getirdiğiniz o insanlara kendilerinize teslim edin, ameliyat olun bakalım, olabilecek misiniz? Sadece bununla da sınırlı değil, bakın, kendi aralarında yazışmalar var, diyor ki: "Lise mezunu olmamışsın hiç önemli değil, gel, biz hallederiz. Hatta dil sınavına bile girmeyeceksin, YÖS sınavına bile girmeyeceksin." 250 kişilik üniversite diş hekimliği ve tıp fakültesi kontenjanına bir 250 de Afrika'dan, köylerden, balta girmemiş ormanlardan öğrenci getirdiniz ve ne yazık ki oradaki bütün eğitim sistemini çökerttiniz. Peki, sadece orada mı? Karabük'te mesela, korkunç skandallar yaşandı, on binden fazla öğrenci yine buna benzer yollarla ve yöntemlerle getirildiler. Pamukkale Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesinde bu şekilde alınmış öğrencilerin eğitimlerini doğru düzgün yapamadıkları, sınavlarını geçemedikleri ortaya çıktı, ondan sonra da bir çete, üniversitenin bilgi işlem sistemine girdi, bunların bütün notlarını ve puanlarını değiştirdi. Allah aşkına, bu ülkede sahtekârlık yapılmadık bir alan kalmayacak mı ya? Akademiyayı da bu kadar ayaklar altına almaya hakkınız var mı? Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, ona keza. Şimdi Medipolden örnek vereceğim, sizin eski bakanınızın üniversitesinden örnek vereceğim. Ben bunları dışarıda açıkladığım zaman hiç durmadan mahkemeye veriyor, inşallah bir gün benim dokunulmazlığım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - ...kaldırılacak ve o eski sağlık bakanınızın kendi hastanelerinde yaptığı yolsuzlukları, devletin bütün imkânlarını kendisine nasıl peşkeş çektiğini belgeleriyle, bilgileriyle mahkemede suratına çarpacağım ve adil yapılan bir yargılamada kendisini mahkûm edeceğim.
Şimdi, Ankara'daki Medipol Diş Hekimliği Fakültesine Türk öğrenciler sahte yabancı pasaportlarla müracaat edip -çünkü girip sınavlardan başarılı olamayacaklar ya- orada eğitim hakkı kazanmışlar. Buradan ilan ediyorum: Bir sürüsünün bilgisi, belgesi bende. Allah aşkına, bu olayların üzerine tek tek gidin, bu yolsuzlukların üzerine gidin, bu sahtekârlıkların üzerine gidin. Aksi hâlde, yarın bütün ülke, hepimiz bunun altında kalacağız.
Son olarak şunu da ifade etmek istiyorum: Diş hekimliği fakültesi, Medipol, Ankara ve İstanbul'daki diş hekimliği fakültesindeki alınmış öğrencilerin sayısı bu ülkenin ihtiyaç duyduğu diş hekimi sayısı kadar. Yani rant alanına bakın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Türkiye'de 114 tane diş hekimliği fakültesi var ama oluşturulan rant mekanizmasıyla maalesef sistem çürütülüyor, bir taraftan birilerinin cebi doluyor, bir taraftan da Türk gençlerinin hakkı hukuku çalınıyor.
Değerli arkadaşlar, vizeden bahsetmek istiyorum sizlere, vize probleminden. Hep burada konuştuk, müteaddit defalar. Son on yıl içerisinde Avrupa Birliği ülkelerine müracaat etmiş ve vize alamamış vatandaşların AB ülkelerine ödediği para 500 milyon dolardan fazla, 500 milyon dolardan fazla; korkunç bir rakamdan bahsediyoruz. Oturdum, hesap ettim. Buraya verilen ve geri alınmamış olan bu parayla bu ülkede bir tane şehir hastanesi yapılabilirdi. Hani, nerede kaldı sizin itibarınız? Bir de kalktınız, vize serbestisi anlaşması, efendim, geri kabul anlaşması imzaladınız AB ülkeleriyle; onların bütün mültecilerini, sığınmacılarını buraya aldınız ama bizlere vize vermediler ve şu anda bu milletin evlatları vize kuyruklarında vakit tüketiyor, ömür tüketiyor, dünya kadar para ödüyor ve karşılığında hiçbir şey alamıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Başkanım, bitireceğim. Teşekkür ederim.
Şimdi bir başka problemden daha bahsedeceğim sizlere: Somali. Bu sabah Somali Büyükelçiliğine telefon ettim, dedim ki: Sayın Büyükelçilik, ben senin ülkene ziyarete gelmek istiyorum, elimde de diplomatik pasaport var. Ne yapmam lazım? Dedi ki Somali Büyükelçiliği: "Biz seni kabul etmiyoruz." Niye? "Diplomatik pasaporta vize uyguluyoruz?" dedi. Somali gibi bir ülke sizin verdiğiniz; Parlamentonun milletvekillerine vermiş olduğu Dışişleri Bakanlığı diplomatik pasaportuna vize istiyor arkadaşlar, böyle bir itibar mı olur? Ha, peki, onlar bize vize vermezken biz onlara neler verdik; geri dönüp araştırdım. Yine Sayın Erdoğan'ın bizatihi kendi ifadesi: "Somali'ye yardımlarımız 1 milyar doları aştı." demiş 2022 yılında. 1 milyar dolardan fazla Somali'ye yardım yapmışız. O dönemde yani Sayın Erdoğan'ın yardım yaptığı dönemde Somali'nin para birimine baktım, ciddi bir şekilde değer kazanmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - İstirham ediyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Adamların parasına değer katmışız ama karşılığında, 1 milyar dolar vererek karşılığında bir vize serbestisi bile alamamışız.
Peki, daha sonra ne yapmışız? Meğer biz Somali'ye uzay üssü kuracakmışız. Bilmiyorum ne zaman kuracağız? Türkiye'ye kurmadığımız uzay üssünü Somali'ye kuracakmışız. 600 Türk askerimiz var orada, Recep Tayyip Erdoğan Hastanesi var, baktım hastanede de çok sayıda doktorumuz çalışıyor, oralarda hizmet veriyor. Bir de götürüp hastane açmışız Somali'ye, muhteşem bir külliye niteliğinde hastane açmışız. Milyonlarca, milyarlarca para dökmüşüz oraya, hastaneler kurmuşuz. O da yetmemiş, "Biz size efendim, sondaj gemilerini göndereceğiz, petrol arayacağız." diye Oruç Reis'i göndermişiz, diğerlerini göndermişiz. Ondan sonra yetmemiş, bir 30 milyon dolar daha göndermişiz, geçtiğimiz günlerde bir 30 milyon dolar daha gönderdik. Ondan sonra da "Bu da yetmez efendim, İncek'te 5 dönümlük arazi verelim, 3 bin metrekarelik de inşaat yapalım." demişsiniz ama Somali diyor ki: "Git parasını ver, senin pasaportunu tanımıyorum ben."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim, son bir dakika istirham ediyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - "Seni ciddiye almıyorum. Senin diplomatik pasaportuna vize vermiyorum." diyor. Peki, bu diplomatik pasaport ne işe yarar Sayın Yenişehirlioğlu? Ben Parlamento adına NATO Parlamenterler Asamblesi üyesiyim ve bu toplantılara katılmak üzere... Geçen yıl Kanada'da yapıldı. Kanada dedi ki: "Biz kabul etmiyoruz diplomatik pasaportu, vize alacaksın." Amerika'da yapıldı aynı toplantı. "Kabul etmiyoruz biz sizi, vize alacaksın." dediler. Nerede kaldı dünya liderliği? Hani bütün dünyaya siz yön veriyordunuz? Hani bu kadar güçlüydünüz? Kudretli bir devlettiniz? Pasaportunuzun Somali'de bile hiçbir karşılığı ve itibarı yok.
Son olarak şunu söyleyeceğim: Geçtiğimiz günlerde bir vesileyle yurt dışında bir restoranda yemek yiyorum. Yanıma bir garson geldi, dedi ki: "Siz Türkiye'den mi geldiniz?" "Evet, Türkiye'den geldik." dedim. "Ben Türk vatandaşıyım." dedi. "Benimle Türkçe konuşmak ister misin?" dedim. "Yok, ben Türkçe bilmiyorum." dedi. "Nasıl vatandaş oldun sen?" dedim. Dedi ki: "Babam gitti, Mersin'de bir ev aldı. O ev üzerinden hepimiz vatandaş olduk." "Türkiye'ye gidip geliyor musun?" dedim. "Yok, gidip gelmiyorum." dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bir cümleyle bitireceğim, bağışlayın. Çok özür dilerim, uzattım ama bir cümleyle bitireceğim.
BAŞKAN - Peki, buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - "Peki, burada ne yapıyorsun?" dedim. "Burada ben restoranda garson olarak çalışıyorum." dedi. "Oy kullanmaya gidecek misin Londra'da Başkonsolosluğa?" dedim. "Tabii, gideceğim, oy kullanacağım." dedi. "Adın ne senin?" dedim. "İran adımı mı söyleyeyim, Türk adımı mı söyleyeyim?" dedi. "Türk adını söyle bana." dedim. "Türk adım Mehmet Tekin." dedi. Bir tek kelime Türkçe bilmiyor, Türkiye'yle hiç alakası yok, Mersin'den bir ev almış, Londra'da bir restoranda garsonluk yapıyor; bu adam gidecek Londra'da Büyükelçilikte, Başkonsoloslukta oy kullanacak, bu ülkenin kaderini tayin edecek, pasaport hediye ettiniz diye sizlere oy verecek, ondan sonra bu ülkenin istikbaline yön verecek. Allah aşkına, bu ülkenin itibarı sizin pasaportunuzun itibarıyla belirlenir, ekonominin güçlülüğüyle belirlenir, bu ülkede demokrasinin kurum ve kurallarının işlemesiyle belirlenir, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesiyle belirlenir. Bu ülkeyi bu şekilde itibarsızlaştırmaya, bu şekilde yönetmeye hakkınız yok. İnşallah çok da fazla sürmeyecek, bu ülkede bir devran dönecek, sizden bu ülke kurtulduğu zaman her şey yerli yerinde yoluna girecek.
Teşekkür ediyorum, sağ olunuz Başkanım.