GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:94
Tarih:13.05.2026

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Kobani kumpas davasında verilen kararın 2'nci yıl dönümü ve bugün hâlâ tutsak olan arkadaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi ileterek sözlerime başlamak istiyorum. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Ali Ürküt, Alp Altınörs, Aynur Aşan, Bülent Parmaksız, Dilek Yağlı, Günay Kubilay, İsmail Şengül, Nazmi Gür, Nezir Çakan, Pervin Oduncu, Zeynep Karaman, Zeynep Ölbeci; evet, geçmiş dönem eş başkanlarımız, MYK üyelerimiz, arkadaşlarımız, yoldaşlarımız hâlâ -iki yıldır verilen karara rağmen- rehin tutulmaya devam ediyor. Evet, bu bir kumpas davasıydı. Bunu ısrarla dile getirdik çünkü bu dava 32.630 sayfalık bir iddianameyle açıldı. Kumpas olduğu zaten o iddianameye baktığınızda anlaşılırdı. On üç ay sürdü davanın başlaması, dava yıllarca sürdü. Arkadaşlarımız bu davayı mahkûm etti, bu zihniyeti mahkûm etti, âdeta bu zihniyeti yargıladı ve iki yıl önce nihayet karar çıktı. Bu karar çıktıktan sonra da bir adım atılmadı. Şimdi, bu dosya istinaf mahkemesinin önünde duruyor. İstinaf mahkemesi neyi bekliyor bilmiyoruz çünkü 8 Temmuz 2025 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Selahattin Demirtaş hakkında bir kez daha karar verdiği, evet, bir kez daha çünkü bu, mahkemenin üçüncü kararıydı. Daha önceki kararlarından biri de 2020 yılındaydı, büyük daire kararıydı ve orada dediler ki: "Sözleşmenin yani Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5'inci ve 18'inci maddeleri ihlal edilmiştir." denildi. Yani bu şu demek: Siz, bu davayı siyasi saikle yürütmüşsünüz, bu davanın hukuken bir karşılığı yok. Bu kadar büyük bir adaletsizlikle karşı karşıyayız. O yüzden bugün, buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. İstinaf mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına bir an önce uymalı, arkadaşlarımız tahliye edilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kobani kumpas davasıyla başlayan bir kumpas davaları zinciri işte casusluk davasına kadar geldi çünkü yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi, siyasete yön verilmesi, yargının siyasallaşması dediğimiz bütün meseleleri burada görmemiz mümkün. Siyaset bugün çoklu bir kıskaç altındadır. Bir yargı kıskacı altındadır, yargı eliyle bir dizayn meselesi vardır. Bakın, bütün davalarda bunu görüyoruz ve bu kovuşturmalarda, soruşturmalarda, karşımıza en çok ne çıkıyor? Yani bu kumpası biçimlendiren dinamikler nedir, özneler nedir? Etkin pişmanlık uygulaması, etkin pişmanlık yasası. Dolayısıyla etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için insanlar âdeta bir kumpasın aracı hâline getirilebiliyor. Olmayacak şeyler, akla hayale sığmayacak şeyler uydurulabiliyor. Biz bunu biliyoruz, Kobani kumpas davasından biliyoruz ama tabii ki adalet eninde sonunda tecelli edecektir, bu kumpaslar çökecektir. Bir başka unsur: Gizli tanık, gizli tanıklar zaten gizli, ortada yoklar, uyduruluyor, her şeyiyle uydurma ama yine ısrar ediliyor. Sonuçta ortaya çıkan tablo budur: Bir yanıyla bu tür davalar, öbür yanıyla siyasetin sürekli baskı altına alınması, siyasetin âdeta hedefleştirilmesi, siyasetin itibarsızlaştırılması. Tabii, yargı eliyle bu yapılıyor ama biz siyasetçiler de birbirimize bunu yapıyoruz. Dolayısıyla sosyal medya eliyle ya da yargının bu tür kumpasları eliyle ortaya saçılmış haberlerden yararlanarak burada bir siyasi rekabeti var etmeye çalışıyoruz. Siyaset itibarsızlaşıyor, siyaset dışlanıyor, ötekileştiriliyor. Siyasetin itibarı halkın itibarıdır, siyasetin itibarı demokratik yaşamın itibarıdır. Siyaseti bu tür kumpasların içinden itibarsızlaştırmaya çalışmak aslında halka karşı yapılabilecek en büyük kötülüktür. Siyasetin itibarını korumak hepimize düşüyor, birlikte hareket etmemize düşüyor çünkü bu, halka karşı verdiğimiz sözdür. Biz burada halklarımızın temsilcileri olarak bulunuyoruz. Dolayısıyla bu tür halkın iradesine kâh kayyum eliyle kâh kumpas davaları eliyle saldırmak kabul edilemez.

Bir başka mesele: Bizim de payımıza düşenler var diye dönüp bakacaksınız eğer, burada bir siyasi etik meselesi vardır ve bu siyasi etik meselesinin de en önemli ölçüsü, işte, bu transferlerdir, siyasi transferlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Halkın iradesine saygı göstermeyen, halkın iradesinin temsilciliğiyle alakası olmayacak zihniyetlerin ortaya çıkıp bir gün o partide, bir gün bu partide boy göstermesi kabul edilemez. Bir etik yasasından sürekli konuşuyoruz ama bir türlü bu yasa buralara gelmiyor, bir türlü bu yasalar üzerinde harekete geçmiyoruz. Dolayısıyla ne oluyor? "Siyaset" dediğiniz oradan oraya transfer olan mıdır? "Siyaset" dediğiniz sosyal medya eliyle itibarsızlığı körükleyenler midir? "Siyaset" dediğiniz nedir? "Siyaset" dediğiniz halkın meselesine çözüm üretecek makamdır. Şimdi, bakıyoruz buraya, buna dair meseleler gündeme hiç gelmiyor, varsa yoksa sosyal medyadaki trol aklıyla bir siyasi kamplaşma söz konusu; bu, kabul edilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bir an önce, Meclis, bu konuda, kumpas davalarına karşı, kayyumlara karşı, halkın iradesini yok sayan, siyaseti itibarsızlaştıran her türlü davranışa karşı ortak bir iradeyi meydana çıkarılmalı, bu konuda mutlaka adım atmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün aynı zamanda Soma katliamının yıl dönümü. Soma katliamı, bu katliam işçi katliamları tarihimizde -çünkü böyle bir tarihimiz var, işçi cinayetleriyle anılan, bu konuda dünyada ilk 5'e girmiş bir ülkeyiz- bu cinayetlerin içinde en ciddi işçi kıyımlarından biridir, 301 madenciyi yitirdiğimiz gündür. Bu konuda ne oldu biliyor musunuz? Bu konuda ihmali olan kamu görevlileri zaman aşımından dolayı bir cezasızlıkla ödüllendirildiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Oysa bu ihmaller o kadar ciddi ihmallerdi ki bu 301 madenci ölmeyebilirdi ama ne oldu? Yine, kamu görevlilerini koruma zihniyeti, bu bürokratik akıl, bu zihniyet çalıştı ve cezasızlık hayata geçti. Neyle? Zaman aşımıyla.

Ben bir kez daha Soma'da yitirdiğimiz madencileri saygıyla anıyorum. Bu acının dinmediğinin farkında olarak bu zaman aşımı denen cezasızlık uygulamalarına artık son vermemiz gerektiğini de dile getirmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, İsrail Parlamentosu şu anda Filistinlileri idam etmek için bir karar peşinde. Evet, Filistin halkına yönelik sürdürdükleri bu soykırımcı, bu katliamcı politikalarının yanına şimdi bir de idamı getiriyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Dolayısıyla da 7 Ekim saldırılarını bahane ederek Filistinlilere yönelik aslında yeni bir zulüm politikasını idamla hayata geçirmek istiyorlar. Aynı şeyi İran rejimi de yapıyor, İran rejimi de Kürtlere karşı yapıyor. Dolayısıyla, İran'ın başına ne gelirse gelsin vazgeçmediği tek politikası Kürt halkına yönelik sürdürmüş olduğu bu politikasıdır ve orada da idamlar devam ediyor. Biz idamlara karşı çıkmalıyız fakat idamlara karşı çıkarken de samimi olmalıyız. "Türkiye'de idamları kaldırdık." diye konuşuyoruz ama Türkiye'de ağırlaştırılmış müebbet denen bir uygulama var yani açıkça idamın zamana yayılması dediğimiz bir uygulamayla da karşı karşıya olduğumuzun da farkında olmalıyız. Dolayısıyla, İsrail'de idamlara karşı çıkarken, İran'da idamlara karşı çıkarken Türkiye'de de mutlaka ağırlaştırılmış müebbedin son bulması için gerekli düzenlemeleri bir an önce yapmalıyız.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.