GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, evet, Türkiye 780 bin kilometrekare yüz ölçümüne, 86 milyon nüfusa sahip, bin yıllık devlet geleneğiyle övünen büyük bir ülke, dünyanın da 20 büyük ekonomisi arasında. Şimdi, ben bu ülkede açlık sınırının 35 bin TL, yoksulluk sınırının 114 bin TL, bekâr bir çalışanın yaşam maliyetinin de 45 bin TL olduğunu söyleyeceğim. Lütfen bizi dinleyen vatandaşlarımız, kendi ceplerine ya da hanelerine bu paraların girip girmediklerini kendilerine sorsunlar. Türkiye'de 30 milyon vatandaşımız açlık sınırının altında yaşıyor. Bir kesim sürekli zenginleşirken, bir eli yağda, bir eli balda her türlü yolsuzluğun içerisindeyken 30 milyondan fazla vatandaş açlık sınırının altında yaşıyor. TÜİK'in rakamlarına göre, dar anlamda işsizlik yüzde 8,1 yani 2,8 milyon, 2 milyon 800 bin vatandaşımız işsiz. Peki, bu sayı yalnızca 2 milyon 800 binse her gün bizlere "Bize iş bulun." diye başvuran onlarca, yüzlerce vatandaşı nasıl açıklarız? Çünkü bu sayı gerçek bir sayı değil. Geniş anlamda işsizlik yani iş bulamayan, yıllarca iş arayan ve artık iş aramaktan, iş bulmaktan umudunu kesmiş olanlarla birlikte sayı 12 milyon 800 bin kişiye ulaşıyor. Siz bir eliniz yağda, bir eliniz balda dolaşırken, mahdumlarınız 18-20 yaşında Türkiye'de zenginler listesine girerken 12 milyon 800 bin çocuğumuz, gencimiz, insanımız işsiz bu memlekette. 15 ila 39 yaş arasında ne eğitimde ne istihdamda olan vatandaşlarımızın sayısı, gençlerimizin sayısı 6 milyon 700 bin yani Türkiye'nin en çok üreten 7 milyona yakın vatandaşı, en enerjik 7 milyona yakın vatandaşı ne eğitimde ne de istihdamda. Bu, onların kötü kaderi değil, bu, sizin onlara kurduğunuz kötü kader.

Vatandaşın bankalara borcu, kredi kartı borcu 3 trilyon 300 milyon liraya ulaşmış, tüketici kredilerine borcu bir o kadar daha. Ne olmuş, biliyor musunuz? Bankalar borcunu tahsil edemediği için varlık şirketlerine devredilen vatandaşın sayısı 4 milyon 271 bin kişi. Her gün bu vatandaşlar telefonlarla her gün ayrıca rahatsız ediliyorlar, onurlarıyla oynanıyor. Banka kredi borcunu tahsil edememiş, onları varlık şirketine devretmiş, varlık şirketi de her gün onların kafasında boza pişirerek olmayan paralarını belki de çorba paralarını da onların cebinden almaya çalışıyor; ne kadar övünseniz azdır.

Bu tablo neye yol açmış, bakalım: İktidara geldiğinizde cezaevlerinin kapasitesi 189 bindi ve o cezaevlerinde 59 bin yurttaşımız vardı; bugün övünebilirsiniz, cezaevi kapasitesini 304 bine çıkarmışsınız yalnız hükümlü ve tutuklu sayısı 414 bine çıkmış yani cezaevine koyduğunuz 110 bin vatandaşa yatacak yatak bile gösteremiyorsunuz; bu noktaya gelmişsiniz.

Peki, tablo bununla kalıyor mu? Bakın, cumhuriyet başsavcılıklarındaki soruşturma dosyası sayısı 2005 yılında 4 milyon 300 bindi; bugün 11 milyon 600 bin; ne kadar övünseniz az. Ceza mahkemelerindeki dava sayısı 2005'te 2,6 milyondu; bugün 3,8 milyon.

Arkadaşlar, ceza hukukçuları bilir; bu 3,8 milyon dosyanın yüzde 10'u eğer mahkûmiyetle sonuçlanırsa -ki bu oran aslında yüzde 40'tır- bugünkü cezaevi kapasitesi kadar yeni hükümlü cezaevine girmek için sıra bekler. Ne yapacaksınız? Türkiye'de herkesi mi tutuklayacaksınız? Ne yapacaksınız? Türkiye'de her yeri hapishaneye mi çevireceksiniz? Yapıyorsunuz; 25 cezaevi yatırım programında, bunların 6'sı için ödenek koymamışsınız, 2026'da tamamlanacak 5 tane cezaevi var; Siirt, Hınıs, Tunceli, Turhal ve Elâzığ.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Peki, bütün bunlara yurttaşlarımızı nasıl sığdıracaksınız?

Çok daha önemli bir gösterge var: Suç sayısı ve türlerinde değişim. 2021'den 2025'e -son dört yıl ha, çok daha geriye gitmiyorum- suç sayısı 907 binden 1 milyon 800 bine çıkmış yani yüzde 94 artmış. Peki, türlerine bakıyorsunuz: Dolandırıcılık yüzde 305 artmış yani normal oranında 3 katına çıkmış. Uyuşturucu 38 binden 127 bine çıkmış yani yüzde 233 artmış. Banka kredi kartları üzerinden yapılan dolandırıcılık yüzde 146 artmış. İşte, memleketi getirdiğiniz tablo budur. Övüneceksiniz bu tabloyla övünebilirsiniz, yetiyorsa ahlakınız ve yüreğiniz bu tabloyla övünün.

Gelelim bu çiftçiye olan zulmünüze. Geçen sene 13,5 lira olan fiyatı bu sene 16,5 liraya çıkardınız, yüzde 22 artırdınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun devam edin.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - TÜİK'in enflasyonu yüzde 33, İTO "yüzde 37" diyor, ENAG "yüzde 55" diyor. Ya, TÜİK'iniz yüzde 33 açıklıyorken niye sen buna yüzde 22'yi layık görüyorsun?

E, bir de tarımın enflasyonundan bahsedelim. Geçen sene bu zamanlar 47 lira olan mazot bugün 68 lira, demek ki mazot yüzde 46 artmış. Amonyum sülfat, tonu geçen sene 9.500 iken bu sene 20.500, yüzde 115 artmış. Üre yüzde 95 artmış. Diamonyum fosfat (DAP) yüzde 69 artmış. Ya, ne yapmaya çalışıyorsunuz? 58 yaşına gelmiş, zaten bırakmak için gün sayan çiftçiyi bir an evvel mi bezdirmeye çalışıyorsunuz?

Türkiye'de üretim alanı, buğday ekim alanı devriiktidarınızda 9,3 milyon hektardan 7,1 milyon hektara düşmüş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - 2 milyon 200 bin hektar alanda çiftçi tarım yapmaktan, buğday ekmekten vazgeçmiş. Bu ne demek biliyor musunuz? Anlayabileceğiniz şekilde söyleyeyim: Ankara'nın yüz ölçümü kadar alanı çiftçi işlemekten vazgeçmiş. İşte, çiftçiye yaptığınız zulmün açık göstergesi budur. "Para yok." diyorsunuz, öyle mi? 2 trilyon 740 milyar lirayı faiz olarak ödüyorsunuz. Çiftçiye verdiğiniz bütün destek onun yüzde 5'i, yüzde 6'sı kadar; 168 milyar lira.

Ben söyleyeyim size, hapiste olanlar, soruşturma geçirenler, haksız zulmedilenler, ekonomik olarak ağlayanlar gün sayıyorlar, gün. Gün sayıyorlar, o adaletsizliklerinde sizi boğmak için gün sayıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)