GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

CHP GRUBU ADINA İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Ekranları başında bizi izleyen tüm seyircilerimize de buradan selamlarımı iletiyorum.

Evet, yine bir kanun, maalesef, yine çorba bir kanun. Toplamışız her şeyi, bir araya koymuşuz ama geldiğimiz noktada diyoruz ki ya, bu kadar mı Anayasa'ya aykırılık olur? Maalesef, Anayasa'ya aykırı bir sürü maddesi var. İlk önce Komisyonda ifade ettik, burada da ifade ediyorum.

Ama sözlerime başlamadan önce Cumhur İttifakı ortağı Milliyetçi Hareket Partisi konuşmacımız Muharrem Varlı'ya ben teşekkür ediyorum buradan. (CHP sıralarından alkışlar) Biz söyleseydik "Muhalefet ediyor, muhalefet her zaman olduğu gibi konuşuyor." derlerdi. Bugün çiftçinin bütün sorunlarını tek tek sizlerin gözünün içine baka baka anlattı ama kim anladı bilmem. Evet, ithalatın nasıl olduğunu, oradaki üretim maliyetlerini ve Türkiye'deki çiftçinin sıkıntılarını tek tek anlattı. İnşallah ders almışsınızdır. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az diyorum ben. İnşallah anlamışsınızdır, bundan sonra da ders alırsınız.

Bakınız, ABD ve İran savaşta. Dilimizde tüy bitti, bütün arkadaşlarımız dile getirdiler. İspanya ve Romanya hükûmetleri çiftçisine acil destek yaptılar. Hadi bunu geçtik artık. Dün Toprak Mahsulleri Ofisi fiyat açıkladı. Ya, Türkiye'deki tüm çiftçiler feryatta. Biz muhalefet vekillerini de arıyorlar, siz iktidar vekillerini arıyorlar, artık bu sesi duyun. Bakın, size örnek veriyoruz. Önceki yıllarda bir uygulama vardı; kilo başına prim desteği. Kaldırılmadan önce müstahsilde kilo başına 1 lira 75 kuruş destek vardı. Gelin bu desteği yapın da çiftçiye bari 2,5 lira verin de o ABD-İran savaşı sırasında İspanya ve Romanya hükûmetlerinin çiftçiye verdiği destek gibi bir ufacık destek olun, çiftçi de üretimde kalsın

ve desin ki: "Allah razı olsun, bu Parlamento da bizi düşündü, bir kere de bizim yararımıza bir teklifte bulundular, kanun çıkardılar." (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, arkadaşlar, bu söylemlerimi inşallah anlamışsınızdır. Bakan Yardımcımız burada, Komisyon burada, iktidar partisi burada, iktidar partisi ortağı burada, muhalefet burada; hep beraber gelin, çiftçimize bu prim desteğini birlikte verelim, çiftçimizin yüzünü güldürelim. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, Değerli Başkanım, sevgili milletvekilleri; kanun teklifine gelince, evet, kanun teklifi yine sarayda hazırlanmış, buraya gönderilmiş. Ne yapılmış ne edilmiş belli değil. Anayasa'ya aykırılıkmış, hiç zaten bir şeye bakılmıyor, Anayasa'ya aykırı da olsa Anayasa'ya bakan yok. Yeter ki çıksın imajında kanun çıkarıyoruz.

İçerisine baktığımızda, hobi bahçesi sahipleriyle ilgili bir madde var, onlar gergin bekleyişte. Bir milletvekili arkadaşımız çıktı, saraya seslendi, dedi ki saray: "Durun bakalım..." İşte, Türkiye Cumhuriyeti'nin gelmiş olduğu nokta şu: Bir kişinin iki dudağı arasında. Biz burada Parlamentoda kanun çıkarıyoruz ama saraydakiler memnun değilse, buradaki çıkan kanun hiçbir anlam ifade etmiyor. Bakacağız, ilerleyen dakikalarda bakalım madde nasıl olacak, ben de merak ediyorum.

Yine, bakınız, Bilgi Üniversitesi, hatırlarsınız, Sayın Cumhurbaşkanı gece yatarken bir imza attı Resmî Gazete'de, Bilgi Üniversitesini kapattı. Ertesi günü tepkiler, birden aklı başına geldi. Evet, eğitim öğretim döneminde üniversite kapattınız. Sonra yirmi dört saat geçtikten sonra "Ya, biz yanlış yapmışız." tekrar başa döndük. Ya, yapboz tahtasına çevirdiniz bu ülkeyi; yeter arkadaşlar, yeter! Artık kanunu düzgün yapalım ve kanun yapıcı olan Parlamentonun da haysiyetini hep beraber koruyalım.

Gelelim, teklifte bir sürü aykırılık var dedik. Teklifin 13, 14, 15'inci maddelerinde maalesef Anayasa'ya aykırılık var ama kimse bizi dinlemiyor. Devlet ormanlarının mülkiyet devri yasağı, karbon sertifikası mekanizmaları bahane edilerek fiilen ortadan kaldırılıyor. Zaten AK PARTİ'nin ormanları koruma gibi gayesi olmadı -hiç de olmadı- olmaz da. Millî Parklar Kanunu'nda da ifade ettik; 19 Mayıs 2026'da Resmî Gazete'de 23 tane ildeki ormanları birden ormanlık vasfından çıkardınız. Niçin çıkardınız merak ediyorum. Çünkü AK PARTİ iktidarında amaç ormanları korumak değil, ormanları bir ekonomik gelir olarak görmektir, güya küresel iklim değişikliği sebebiyle katkı sağlayacakmışız. Ormanların sera gazı tutum kapasitesini arttırmak için Orman Genel Müdürlüğüne karbon yutak ormanları kurma, kurdurma gibi mevcudiyet ortaya koyuyoruz ama o yetki maalesef havada kalıyor. Bir gece Resmî Gazete'ye bir bakıyorsunuz, o kurulan ormanlar dahi talan olmuş.

Teklifin 13'üncü maddesinde yüksek karbon tutma kapasitesine sahip doğal ormanların düşük maliyetli özel sektörlerin kullanımına açılması söyleniyor yani kısacası, orman varlığımızı da özelleştiriyoruz oysaki ormanlar tüm toplumun ortak varlığıdır, orman kadastro alanları özel mülkiyete geçirilemez.

Yine, orman alanlarının dağıtılmasını öngören 14'üncü maddeye bakıyoruz, Anayasa’nın 169'uncu maddesine bu da aykırı. Gelecek kuşaklara bırakacağımız en değerli mirasımız olan ormanlarımızı korumak hepimizin anayasal görevi arkadaşlar.

Teklifle 2/B orman arazileri uygulaması maalesef genişletiliyor. Oysa 2/B düzenlemesi Türkiye'de orman katliamının tam yasal kılıfıdır. AK PARTİ iktidarı döneminde 52 milyon metrekareyi aşan orman alanı orman sınırı dışına çıkarılmış, bir yandan endüstriyel odun üretimi 2002'de 8 milyon metreküpten AK PARTİ'yle 25 milyon metreküpe gelmiş, ormanlar maalesef endüstriyel alanlara dönüştürülmüş. Teklifle geçmişte 2/B kapsamına alınmamış veya yargı kararıyla iptal edilmiş alanlarda Orman Genel Müdürlüğünün yeniden 2/B uygulaması yapabilmesi için 2'nci bir kadastro uygulamasına yine izin veriliyor yani yeni bir orman talanı için zemin hazırlanmış oluyor. Bu teklifle büyük şirketlerin veya holdinglerin orman arazileri üzerindeki tartışmalı tapularının yasalaşması mümkün olacak diyoruz. Burada 80 bin taşınmazdan bahsediliyor. Meselenin münferit bir mağduriyetten ziyade, sistemik bir arazi kıyımı ve arazi transferi olduğu görülmektedir. Anladık ki orman köylüsünü koruma maskesi altında büyük arazi sahiplerine hizmet eden bir teklif hâline gelmiş.

Alkolle ilgili kısmına geçiyoruz. Teklifle alkollü içkilerin reklam ve tanıtımıyla ilgili yasakların kapsamı da genişliyor. Etkinliklerin yanı sıra her türlü mecrada yapılacak yayın ve paylaşımlar yasaklanıyor yani yasak, yasak. Siz 3Y'yle gelmiştiniz ve 3Y'yi de burada sürdürüyorsunuz: "Yasak! Yasak! Yasak!"la gideceksiniz arkadaşlar, her şeyi yasaklayan bir rejiminiz var. İş yerleri de vitrinde, satış ünitelerinde alkollü içki üreten, ithal eden, pazarlayan firmaların isim, marka, logo, amblem ve alametini çağrıştıracak hiçbir ibare olmayacak ve kullanamayacaklar. Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu var, Efes Pilsen'in oyuncusuydu. Ben merak ediyorum, Anadolu Efes'e artık Efes Pilsen bu maddeyle katkı sağlayamayacak. Arkadaşlar, lütfen bu yanlıştan dönün. Bir spor kulübüne, artık Anadolu Efes'e destek olamayacak Efes Pilsen. Hidayet Türkoğlu'nu da Basketbol Federasyonu olarak basketbol oynadığı ve Hidayet Türkoğlu olduğu kulübe sahip çıkmaya buradan davet ediyorum.

Yine, bakınız, içki yasağına ilişkin saatlere -22.00 ile 06.00 arası- uymayanlara ceza kesme yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığından alınarak mahallî idarelere, kaymakamlıklara, valiliklere verilecek. Bu da ülkede değişik bir yapılanmaya sebebiyet verecek, herkes keyfiyetle ceza kesme işlemini sürdürecektir. Bu da tehlikeli bir madde arkadaşlar.

Hobi bahçelerine bakıyoruz. Maalesef en büyük tehlike burada ve 2020'de kanun çıkardık, daha bu maddeler Komisyonda görüşüldü, arkasından yönetmelik çıktı. Tam altı yıl yönetmelik uygulanmadı. Altı yıl kafanızı kuma gömdünüz, o çıkan kanunu uygulatmadınız ve tarım arazilerini talan ettirdiniz. Şimdi ne olacak arkadaşlar? Diyorsunuz ki: "Belediyelere, eğer suyu, elektriği kesilmezse, bunları yapmazlarsa, yıkmazlarsa her ay 100 bin lira ceza keseceğiz." Ya, siz bu belediyelerden ne istiyorsunuz, merak ediyorum. Artık şu belediyelerin yakasından düşün arkadaşlar, düşün. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine Devlet Su İşlerine geliyoruz. Bu barajlar ve yollarıyla ilgili yine belediyelere yükleniyorsunuz. Ya, üst maddede cezaları belediyeye kesiyorsun, barajların yollarını ve kanallarını korumalarıyla ilgili ona veriyorsunuz ama mülkiyet Devlet Su İşlerinde yani davul belediyelerde ama tokmak maalesef DSİ'de. Yani parayı DSİ alacak ama bütün hizmeti, sorumluluğu belediyeler yapacak. Bundan vazgeçin.

Ben Tekirdağ'la ilgili de şunu ifade ediyorum: Sayın Bakan Yardımcım burada. Komisyonda da söyledim. Yüzde 38 sözde baraj sulama tesisleri olmuş Türkiye'de ama Tekirdağ'da yüzde 6,3 arkadaşlar. Diyorsunuz ki: "2002'de 6,5'ti, şimdi 38 yaptık." Ama Tekirdağ'da, Avrupa'nın göbeğindeki Tekirdağ'da sulama tesisleriniz 6,3 arkadaşlar. Bunu nasıl ifade edeceksiniz, nasıl anlatacaksınız, merak ediyorum. Ha, vergiyi alıyorsunuz ama hizmete geldiği zaman yok. İşte Tekirdağ'daki gerçek bu arkadaşlar. Bunu da buradan sizlere haykırıyorum.

Yine, bakınız veterinerlikle ilgili cezai müeyyideler evet olması gerekiyor ama rakamlar çok büyük ve yetkiyi birlikten alıp ilgili birime veriyorsunuz. Bu da bir yanlış uygulama.

Kamulaştırmalara bakıyoruz. Yine arşiv ve bilirkişi ücretleri ile tapu arşivleri ve diğer giderlerin kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceğine ilişkin uygulamanın kapsamı genişletiliyor.

Teşekkür ederim Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)