GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

CHP GRUBU ADINA GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, gecenin bu saatinde söz aldım. Bu Mecliste çok heyecanlı konuşmalar yaptık, çok bağırdık çağırdık; bugün hiç öyle bir şey yapma niyetim yok. Tam tersine, çok sakin ama herkesin anlamasını isteyeceğim bazı gerçekleri ortaya koymaya çalışacağım. Şüphesiz ben sizden çok fazla şey biliyor değilim ama hayatının neredeyse önemli bir bölümünü tarım sektöründe geçirmiş, meslek odası başkanlığı yapmış bir kardeşinizim. Bu çerçevede, bildiklerimi, gördüklerimi, memleket için çok değerli saydıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Biz 1980'de 44 milyon nüfusa sahiptik değerli arkadaşlar, bugün 86 milyonuz. Demek ki yılda bu memleket kabaca 1 milyon nüfus artırmış. Burada durmayacak, 100 milyonu geçecek görünüyoruz. Türkiye'nin uyguladığı mülteci politikaları da bu sayının belki 120 milyona ulaşabileceğini gösteriyor. O hâlde, biz insanımızı doyurmak zorundayız. Yetmez, protein ihtiyacımız için hayvan besliyoruz. Bu memlekette 16 milyon büyükbaş hayvan var, 50 milyondan fazla küçükbaş hayvan var, tavuklar var; bunları da besleyeceğiz. Bir de yağ ihtiyacımız var. Yani gıda, yem ve yağ sanayisinin ihtiyacını bu topraklardan karşılayabilecek miyiz? Ya bu topraklardan karşılayacağız, ya ithalat yapacağız. Bir zamanlar "Paramız var ki ithalat yapıyoruz." diyen bir üstten bakış vardı, hâlâ var mı bilmiyorum ama görünüyor ki hem paranız yok hem de paranın olması bazen ithalat yapmanıza garanti sağlamayabilir. Dünyada öyle jeopolitik krizler çıkabilir ki paranız olsa bile ithalat yapamayabilirsiniz. Şu anda durumumuz nedir? 86 milyon nüfusla durumumuz nedir?

Arkadaşlar, yalanları bir tarafa bırakın, istatistiklere, verilere dönelim. "ISIC REV" denilen bir veri var; bu, tarımsal ham madde dış ticaretini gıda sanayisi dış ticaretinden ayırır. Rakam çok açık; Türkiye, ortalama bir yılda tarımsal ham madde dış ticaretine 10 milyar dolar ithalat parası öder, ihracat da yapar, tarımsal ham madde dış ticaretinde ortalama bir yılda 5 milyar dolar açık verir. "Bu rakam doğru değil." diyenler istatistiği bilmiyorlardır ya da çarpıtmaya çalışıyorlardır. O hâlde biz bu memleketin seçilmiş 600 milletvekili olarak şunu düşünmek zorundayız: 86 milyon insan için tarımsal ham madde dış ticaretinde 5 milyar dolar açık veriyor isem bu, artan nüfusla nereye gidecektir ve ben o hâlde ne yapmalıyım? Bu soruya bir cevap vereceğiz. Peki, neyle cevap vereceğiz? Bir coğrafyamız var, bir sosyolojimiz var. Arkadaşlar, 780 bin kilometrekare yüz ölçümünde yaşıyoruz, biz tarımcılar bunu milyon hektar diyerek basitleştirmeyi severiz, 78 milyon hektar yüz ölçümünde yaşıyoruz. Bunun üçte 1'inde, 24 milyon hektar alanda işlemeli tarım yapabiliriz, bunu artıramayız çünkü artırmak demek ormanlara tecavüz etmek demek, meraları, çayırları işlemek demek. Artırmamalıyız, ne yapacaksak bu 24 milyon hektar alanda yapacağız. Tam da konuştuğumuz konu budur işte, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu.

Bir açılım daha yapayım size: Bu 24 milyon hektar alanın her tarafı da çok verimli falan değildir, birinci sınıf tarım arazimiz bunun yüzde 7'si, yüzde 8'i kadardır. Demek ki bunları kıskançlıkla korumamız lazım. 3 tane temel iş yapıyoruz arkadaşlar: Bir, yanlış kullanıyoruz bu arazileri. Örneğin yağ bitkilerini ya da tahılları üretmemiz gereken ovalara pekâlâ eğimli arazilerde dikebileceğimiz meyveleri dikebiliyoruz, bu bir yanlış kullanım. İki, amaç dışı kullanım. Asla tarım dışı kullanmamamız gereken arazileri tarım dışı kullanıma açıyoruz, betonlaştırıyoruz. Tarım Bakanlığının çeşitli spotları var, tarım alanlarının korunmasının ne kadar kıymetli olduğunu söylüyor. Arkadaşlar, bu memlekette yaşadık, neler gördük. Bakın, ben oda başkanıyım, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nu uygulayabilmek için bize "Toprak koruma kurullarına eleman ver." diyorlar. 81 ilde toprak koruma kuruluna birer ziraat mühendisi gönderiyoruz. O arkadaş toprağı korumaya çalışıyor. Orada vali yardımcısı başkanlığında bir heyet var; heyete dolduruyorsunuz kamu görevlilerini 4-5 kişi, sonra üniversiteden de 1 kişi alıyorsunuz, odadan da 1 kişi koyuyorsunuz ve işletmeci birinci sınıf tarım arazisine fabrikayı kondurmak üzere teklifi getiriyor. Bizim gariban ziraat mühendisi el kaldırıyor. "Bu olmaz." Vali yardımcısı soruyor: "Niye olmaz?" "Efendim, birinci sınıf tarım arazisi, korumamız lazım." "Yok, yok, bu işletmeci bize yakın, bunu geçirmeliyiz." Arkadaşlar, vali yardımcılarının ve çok üzülerek söylüyorum, tarım il müdürü meslektaşlarımızın kararlarıyla, can eksen can çıkacak tarım topraklarını amaç dışı kullanıma açtınız. Biz de buraları korumak için dava ettiğimizde "Bu odalar memlekete yatırım yapılmasın diye her şeyi engellemeye çalışıyor." dediniz. Bizi memlekete yatırım yaptırtmamaya çalışmakla uğraştınız. Şimdi ne gördük? 3 milyon hektardan fazla alan amaç dışı kullanım nedeniyle elden çıkmış.

Peki, bununla yetiniyor muyuz arkadaşlar? Başka bir şey daha, 24 milyon hektar diyorum ya size, bugün 21 milyon hektar alanda işlemeli tarım yapılıyor. Sebep ne? Çünkü çiftçi işlemekten vazgeçmiş alanı. Bu bir gerçek mi? Verilere bakın arkadaşlar, istatistiklere bakın. Bu bir gerçek. Peki, çiftçi 3 milyon hektar, başka bir deyişle 30 milyon dönüm alanı niye işlemekten vazgeçiyor? Bu adamın traktörü var, belki CHP'ye, belki AKP'ye, belki MHP'ye belki DEM'e, belki Saadet'e, YENİ YOL'a, DEVA'ya, başka birilerine, Gelecek'e, herkese oy veriyor olabilir. Neden o toprağı işlemiyor? Sebebi ne biliyor musunuz arkadaşlar? Şu anda 80 litrelik 1 traktörün deposuna mazot koymak 5 bin lira yapıyor. Bu adam o depoya mazot koyacak, o tarlayı işleyecek, o tarladan sulanamayan arazide 300-350 kilogram yağışa bağlı arazide buğday alacak, o buğdayı satacak 16,5 liradan para kazanacak, çoluğunu çocuğunu besleyecek öyle mi? Bunun yapılamaması nedeniyle çiftçi: "İşlersem daha çok borca gireceğim, tarlamı satmak zorunda kalacağım." diyerek tarlasını işlemiyor ve bu Türkiye'nin on yıllık, on beş yıllık gerçeği. Her gün buradan anlatıyoruz, ne önlem aldınız? Tarım Bakanlığının yetkilileri burada, ne önlem aldınız? Bu konuda bugüne kadar hangi aldığınız önlemle bir gramlık ilerleme sağladınız?

Arkadaşlar, başka bir şey daha söyleyeyim size: Türkiye'de insanımızın yılda yiyebildiği kırmızı et miktarı üç yüz altmış beş günde ortalama 7-8 kilograma düştü; "Doğru değil." diyebilirsiniz. Açın bakın, kırmızı et üretim rakamlarınızı 86 milyona bölün, acı gerçeği kendiniz görün. Peki, Türkiye'de nasıl hayvancılık yapılıyor? Vallahi ya meraya hayvanı çıkartacaksınız ya da hayvanın önüne ot koyacaksınız. Türkiye'nin mera varlığı ne kadar? İktidara geldiğinizde 17 milyon hektardı, bugün ne kadar? 13 milyon hektar çünkü "Tespit, tahdit ve tahsis yapıyoruz." diye birilerini zengin ettiğiniz ama aslında meraların elden çıktığı ortamlarda meralar verimsizleşti diye üzerini betonlaştırdınız. Türkiye bu dönemde 4 milyon hektar mera alanını kaybetti sevgili arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) İnanın, bunların hiçbirini alkış almak için falan söylemiyorum. Hiç olmazsa şurada sakin seslerle bazı gerçekleri paylaşalım. Diyebilirsiniz ki: "Ya, mera değil de ben dışarıdan yem alıyorum." Arkadaşlar, gene rakam veriyorum: Türkiye yılda 30 milyon ton yem üretiyor ve bu 30 milyon ton yemin 15 milyon tonluk ham maddesi dışarıdan geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Bitiyorum Başkanım, çok özür diliyorum, süre de istemiyorum.

Bütün bu gerçeklerin farkına varalım, tarım meselesinde yalan söylemekten vazgeçelim. Türkiye'de bir beka meselesi arıyorsak, bir devlet aklı arıyorsak en çok tarım ve gıda meselesinin buna ihtiyacı olduğunu bilelim ve Meclis hiç olmazsa bu konuda üzerine düşeni yapsın.

Çok teşekkür ederim. (CHP, DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)