| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 03.06.2026 |
MAHMUT DİNDAR (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.
1994 yılında, Haziranın ilk haftasında devlet adına hareket eden karanlık güçler tarafından kaçırılıp öldürülen HADEP Parti Meclisi üyemiz Muhsin Melik'i, Kürt iş insanı Savaş Buldan'ı ve 7 Haziran seçimlerinden önce Amed'de katledilen halkımızı saygıyla anıyoruz.
Maalesef, katillerinden hesap soracak bir yüzleşme, adalet ve barış iklimine henüz ulaşamadık. On binlerle ifade edilen faili meçhuller ve kayıplar bu ülkenin utanç tablosudur. Gülistan Doku cinayeti kamu gücü kullanılarak işlenmiş cinayetlerin nasıl olduğunu bir kere daha açığa çıkardı. Kayyum olarak atanan devletin valisi katillere kuryelik yapmış, üniversiteyi, Emniyeti ve tüm mahiyetini katillerin uşağı hâline getirmiştir. Geçmişte JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan'ın itirafları bu Meclis tarafından dikkate alınıp katillerden hesap sorulsaydı bu utanç tablosu bugün yaşanmış olmayacaktı. Maraş'tan Sivas'a, 1 Mayıs 1970'ten 10 Ekim Ankara Gar katliamına varana kadar kamu gücü kullanılarak veya bu katliamlara sessiz kalınarak bu adaletsizlikler yaptırımsız kaldı. Bu nedenle, gecikmeksizin bu Parlamento Roboski katliamını yapanlardan hesap sormalıdır. Kaç yıl oldu Rojin Kabaiş'in katilleri de henüz bulunamadı ve soruşturma ilerlemiyor. Binlerce kayıp insanın dosyası zamanında yargıya taşınmadığı için, soruşturulmadığı için zaman aşımına uğradı. Bu ülkede iktidar olmuş olan tüm partiler bunun vebalini ve yaftasını boynunda taşıyor.
Değerli milletvekilleri, bu iktidar torbayla talan yasalarını çok seviyor. Birçok maddesi açıkça Anayasa'ya aykırı ve halka ait olan belli kesimlere aktarmayı hedefleyen bir yasa teklifi üzerine tartışıyoruz. Enflasyon oranları açıklanıyor; işçi, işsiz, emekli, esnaf, yediden yetmişe herkes yoksullaşıyor, faturasını borcunu, primini, kredisini ödeyemiyor ama iktidar rant kesimine destek amaçlı kanun teklifleri getiriyor. Devletin kendi işlem ve uygulamalarından kaynaklanan hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmak amacıyla mülkiyet hakkını sınırlaması, yargı yollarını etkisizleştirilmesi veya kesinleşmiş hukuki durumları geriye dönük olarak değiştirmesi, hukuk devleti ilkesini alenen ihlal etmektedir. Bu kanunun 6'ncı maddesinde de Atatürk Orman Çiftliğinin hazineye ödemesi gereken vergi, harçlar ve yargı giderleri iptal ediliyor. Yasa tekniği açısından da geriye dönük hüküm düzenleniyor ve açıkça Anayasa'ya aykırı bir düzenleme yapılıyor. Peki, Atatürk Orman Çiftliğinin bu giderleri nasıl oluşuyor? Aslında bu iktidar, kentin ortasında yemyeşil duran bu alanı bu hâliyle hiç sevmiyor. Yeşil alan ve orman, iktidarı genel olarak rahatsız ediyor, bu iktidar betonu çok seviyor. Kentin her yerini beton bloklarla donatan iktidar, bu yeşil alanı her taraftan kuşatıp yok etmek için birçok projeye başvurdu. Bu düzenlemeyle iktidar Atatürk Orman Çiftliğinde istediği gibi at koşturmak istiyor. Birçok alan özel sektöre kiralanmış durumdadır. Attığı her adım yargıya taşındı ve yasa gereği ödenmesi gereken vekalet ücretleri, harçlar ve benzeri durumlar var. En son buradan geniş bir alanı ABD büyükelçiliğine satmaya kalktılar. Yargıtay bu işlemi durdurdu ama iktidar dur durak bilmiyor. Ülkenin her yerinde orman ve mera arazileri, yapılaşmaya ve ranta açılıyor. Van Saray ilçemizde, Başkale ilçemizde ve birçok yerde halkın ve çiftçinin kullandığı mera alanları enerji şirketlerinin rantına açıldı. Varto'da, Karlıova'da olduğu gibi halk karşı imza topluyor, yürüyüş yapıyor JES'lere karşı ama iktidar halktan yana tutum almıyor. Muhtarlar, çiftçiler, oralarda yaşayan herkes itiraz ediyor ama iktidar sadece ranta bakıyor. Sonuç olarak halkın değil rantın iktidarı olan bu Hükûmetin tüm politikaları kriz, yoksulluk, işsizlik ve güç üretiyor.
Bu kanun, toprağı koruma kanunu değil toprağı rant ve talana açma kanunudur diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)