GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:99
Tarih:09.06.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukuk devleti yalnızca Anayasa’nın lafzında yaşayan soyut bir kavram değildir. Bu güvencenin özü şudur: Suç işleyen kim olursa olsun, taşıdığı resmî unvanı ne denli yüksek olursa olsun tespit edilecek, soruşturulacak ve hesap verecektir. Ne valilik koltuğu ne kaymakamlık mührü ne devlet nişanı ne de Cumhurbaşkanlığı ödülü bir faili hukuki sorumluluktan azade kılamaz. Bugün 2 ismi anıyoruz: Gürcistan Doku ve Rabia Naz Vatan; birisi üniversite öğrencisi, diğeri 11 yaşında bir çocuk; ikisi de bu devletin koruması altında hayatını kaybetti, ikisinin dosyası da örtbas girişimleriyle gölgelenmişti. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel suç delillerini yok etme, resmî belgeyi imha etme ve bilişim sistemlerine usulsüz müdahale suçlamalarıyla tutuklanmıştır; bunlar iddia değil, savcılığın kuvvetli suç şüphesiyle mahkemeye taşıdığı hukuki gerçeklerdir. Gülistan Doku'nun sim kartı bu Vali tarafından aileden aldırmış, ihraç edilmiş bir siber ajana teslim edilmiştir. Sonel'in oğlu, koruması ve ücretli siber bir çete bu örtbas operasyonunun halkalarıdır. Gözaltındaki üç gün boyunca "Ben devletin Valisiyim." diyerek susan bu adam, daha sonra Ordu Valiliğine, ardından İçişleri Bakanlığında Mülkiye Başmüfettişliğine atanmıştır.

12 Nisan 2018'de 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan evinin önünde ağır yağlı bulundu ve hayatını kaybetti, dosya kapatıldı. Anayasa Mahkemesi 2025'te soruşturmanın özen ve ciddiyetle yürütülmediğini tespit ederek Anayasa’nın 17'nci maddesi kapsamındaki yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti, buna rağmen yeniden soruşturma açılmadı. Tazminatla kapatılan bir dava adalet değildir, örtbastır. Üstelik yıllarca gerçeği arayan baba Şaban Vatan yargılanıp cezaevine konuldu. Dava bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündedir.

Bu nedenlerle, tüm hukuki süreçlerde Anayasa ve yürürlükteki kanunlar özenle uygulanmalıdır. Hukuk devletinde soruşturmalar ve kovuşturmalar Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nda tanınan yetkiler kapsamında yetkili kişilerce yapılır ancak Adalet Bakanlığında yeni kurulan daire başkanlıklarına bakınca yargı faaliyeti yürütmeyen bir Bakanlığa fiilen yargısal alan açılmak istendiği görülüyor. Bu tablo hukuk devleti adına kaygı vericidir; devlet ciddiyet ister, sınırını bilmeyen yapı değil yetkisini bilen kurum ister.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nde Bakanlığın birimleri ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri açıkça ve sınırlı şekilde düzenlenmiştir, metinde olmayan yetki yorumla üretilemez. Anayasa nettir; Cumhurbaşkanlığı kararnamesi sınırsız bir tasarruf alanı değildir, kanuna aykırı düzenleme yapılamaz, yargı yetkisi yürütmeye devredilemez. Soruşturma, kovuşturma ve yargısal süreçlere idari makamların müdahalesi yargı bağımsızlığına, tarafsızlığına ve kuvvetler ayrılığına açıkça tehdittir. Yetki gasbıyla devlet yönetilemez, hukukun dışına çıkan her adım otoriterleşmenin ayak sesidir. Yürütme sınırını bilecek, yargı yalnızca Türk milleti adına karar verecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)