| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.06.2026 |
MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; grubumuz adına 7'nci maddede söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.
Her zaman söylemeye devam edeceğiz; Parlamentoyu tam anlamıyla bir noter mesabesine indiren, sürekli torba kanun mantığıyla birbirinden bağımsız, taban tabana zıt, tam olarak tartışılmayan, aralarındaki bağlantı tam olarak kurulamayan kanun teklifi maddeleriyle burada bir torba kanunu daha yasalaştırmaya çalışıyoruz. Bu kanun teklifinde, getirilen kanun teklifinde 11 kanun var, tek metin var; çeltik tarlası, karbon ormanı, şeker pancarı, hayvan nakilleri, alkollü içki düzenlemeleri, belediyelere yüklenen yeni sorumluluklar, Devlet Su İşleri, yani şimdi bu saydığım bütün birbirinden bağımsız konuların tek kanun teklifinde konuşulmasına ve maalesef son tahlilde hiçbirinin anlaşılmamasına katkı sağlamış oluyoruz.
Değerli milletvekilleri, tabii, biz bu kanun maddeleri içerisinde torba kanunla ilgili eleştirilerimizi yaparken, bazen -daha önce de çeşitli defalar ifade ettik- bazı maddeleri desteklemek istiyoruz, bazı maddelerin bu ülke için uygun olduğunu düşünüyoruz ama siz o maddelerin bizim tarafımızdan desteklenmesine izin vermiyorsunuz. Torba kanun maddesi üzerinden bizi, maalesef, hepsine katılamadığımız için tamamen, tamamına "hayır" demek durumunda bırakıyorsunuz. Bu da Parlamentonun itibarını maalesef toplum nezdinde daha da tartışılır hâle getiriyor. Mesela, biz bu teklifin içinde desteklediğimiz bölümlerde "Burada yaptırımların daha ağır olması, biraz daha ağır olması gerekirdi." diyoruz veya "Eksik bulduğumuz maddeler var." veya "Alkol piyasası ile ilgili desteklediğimiz maddeler var." diyoruz ama komple baktığımızda hepsine maalesef farklı bir yaklaşım içerisinde olamıyoruz. Yeri geliyor, mesela, tarlada terini döken pancar üreticisine kesilecek cezayı yüzde 100 oranında artırıyorsunuz, şaşırıp kalıyoruz fakat hemen bir sonraki maddeye geçiyoruz, bir de bakıyoruz ki koca şeker fabrikalarına kesilecek cezalarda indirime gidiyorsunuz, üreticiye ceza, fabrikaya indirim yapıyorsunuz. Sonra üreticiye, garibana gelince bir anda aslan kesiliyorsunuz, fabrikalara gelince bir anda sanayicinin müşfik dostu pozuna bürünüyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, 7'nci maddede 6200 sayılı Devlet Su İşleri Kanunu'na bir ek madde getiriliyor. Diyor ki: Hidroelektrik santrallerinde yani HES işletmelerinde can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik sözleşme feshine ve idari para cezalarına bir sistem kurulmasını getiriyorsunuz. Burada iyi şeyler arzu ettiğinizi, tehlike arz eden durumlarda idarenin elini güçlendirmek istediğinizi görebiliyoruz. Bir tesiste veya alt, üst havzalarda can ve mal emniyeti riski varsa idarenin mahkeme kararı beklemeksizin su kullanım hakkı anlaşmasını feshedebilmesi ve mülki idare amirlerine doğrudan müdahale yetkisi verilmesi ilkesi doğru adımlardır ancak bu madde daha iyi hâle getirilebilirdi ve yaptırımlar gerçek bir caydırıcılığa kavuşturulabilirdi. Düzenlemenin ceza kısmına bakıyoruz, Devlet Su İşlerinin işletme talimatlarına uyulmaması veya yıllık muayene eksikliklerinin giderilmemesi durumunda megavat başına 50 bin lirayla 100 bin lira arasında ceza öngörülmüş, toplam cezanın üst sınırı ise 5 milyon lira. Arkadaşlar, doğanın tahribatı, suyun yanlış yönetimi ve insan hayatının tehlikeye atılmasının bedeli devasa kârlar elde eden HES işletmecileri için sadece -soruyorum size- 5 milyon lira mıdır? Bugünün ekonomik koşullarında ve enerji şirketlerinin bütçeleri göz önüne alındığında bu üst sınır gerçekten yetersiz değil midir? "Aykırılık üç ay sürer ise ceza 2 katına çıkacak." diyorsunuz, "Yıl içinde tekrarlanırsa feshe gidecek." diyorsunuz, süreçleri uzatıp şirketlere esneklik tanımak yerine cezanın alt ve üst sınırlarını HES'lerin cirolarına oranla çok daha ciddi noktalara çekmek zorundasınız, zorundayız. Eğer gerçekten doğayı, havzayı ve vatandaşı korumak istiyorsak bu kanun metnini sadece kâğıt üzerinde kalacak cezalarla değil işletmecinin aklından bile geçiremeyeceği caydırıcılıktaki yaptırımlarla revize etmeliyiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)