GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:100
Tarih:10.06.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HASAN TOKTAŞ (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; 30 maddeden oluşan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin mutlaka her maddesi önemli ancak özellikle 2 madde var ki bunlar, bu maddeler mutlaka geri çekilmeli ve yeniden gözden geçirilmeli diye düşünüyoruz, bu maddeler 14 ve 15'inci maddelerdir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ilk tesis kadastrosu ile orman kadastrosu ihtilafları ve kadastral hatalardan kaynaklı olduğu iddia edilen 80 bin tapudan söz edilmekte bu maddelerde ve 2/B arazilerinin yeniden tespitinin önünü açan maddeler bu maddeler.

Kanun teklifinin 14'üncü maddesi, 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenmesi öngörülen ek madde 22 düzenlemesi, orman alanlarının korunmasına dair anayasal ilkeleri açıkça ihlal eden, mülkiyet hukukunda telafisi imkânsız eşitsizlikler yaratan ve devletin tazminat yükümlülüğünden kaçmak adına orman varlığımızı feda etme riski taşıyan bir hukuk dışılık belgesidir aslında. Söz konusu madde, mülkiyeti orman sınırları içerisinde kalması nedeniyle iptal edilen tapuların iadesini veya bedelinin ödenmesini öngörürken orman rejimini geri dönülemez bir şekilde tahrip etme potansiyeli de taşımaktadır.

Düzenleme, her şeyden önce Anayasa’nın 169'uncu maddesine açıkça aykırıdır. Anayasa’nın ilgili hükmü devlet ormanlarının mülkiyetinin devredilemeyeceğine, zaman aşımıyla mülk edinilemeyeceğine ve orman sınırlarında daraltma yapılamayacağına dair amir hükme bağlanmıştır.

Orman niteliği idari bir kararla veya mali kaygılarla değil, ancak bilimsel verilerle tayin edilebilir. Bilimsel kriterler yerine idari tasarrufu ikame etmek orman ekosistemini ranta ve talana açık hâle getirmek demektir.

Maddenin gerekçesinde, hatalı kadastro işlemleri nedeniyle devletin ödemekle yükümlü olduğu yaklaşık 516 milyar TL'den bahsedilmektedir.

Değerli milletvekilleri, "516 milyar TL" derken 129 bin hektar bu tip araziden söz edilmekte; sanki bunların tamamı 129 bin hektarın yani 1 milyon 290 bin dönümün yani 1.290 kilometre alanın tamamının vatandaşa iade edileceği düşünülerek, 1.000 metrekaresine de 400 bin TL ortalama bir diğer konularak 516 milyar TL hesaplanmıştır ki bu fahiş bir hesaplamadır. Bu belki de kanunu daha meşru, daha kabul edilebilir göstermek için yapılmış bir hesaplamadır ama bunun böyle dahi olduğunu kabul eder isek 516 milyar TL, 11-12 milyar dolara tekabül etmektedir ki kur korumalı mevduat yüzünden bu ülkede 100 milyar dolarlık servet transferi yapılmıştır ya da TÜRK TELEKOM üzerinden Hariri ailesine 10-11 milyar dolar bu devleti soydurmuşsunuz siz. Yani 1.290 kilometrekarelik orman alanı 516 milyar TL'yle ölçmenin yanlışlığını buradan ifade etmek istiyorum. Tapu sicilinin doğru ve güvenilir bir şekilde tutulması devletin asgari ve asli sorumluluğundadır. Devlet, kendi kurumlarının yaptığı hatalı işlemlerin maliyetini anayasal koruma altındaki orman varlığını feda ederek vatandaşın veya doğanın üzerine yıkamaz. Tazminat ödememek için orman alanlarının devredilmesi hukuk devleti ciddiyetiyle ve devletin devamlılığı ilkesiyle asla bağdaşmaz ancak burada şunu ifade etmeliyim ki: Orman kadastrosu, orman kadastro komisyonlarınca yapılır. İlk tesis kadastrosu ise Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün personeli tarafından yapılır. Bu arada, oluşmuş olan ihtilaflar yüzünden yani orman kadastrosunun önce yapılması ya da orman kadastrosu yapılmadan önce tesis kadastrosu yapılıyor ise ormandan ilgili memurların kadastro personeliyle birlikte bu işlemi yapması esnasında oluşan, vatandaşımızın da mağdur olduğu... Yani gerçekte orman olmadığı hâlde orman yazılmış yerler olabilir. Burada vatandaşımızın mağduriyetini gidermek bu devletin asli görevidir. Ama bir toptancı mantıkla 129 bin hektar, 1 milyon 290 bin dönümlük alanı toptan devredecekmiş gibi sunulmasının da doğru olmadığını yani bunun, 80 bin taşınmazın bir arazi transferi operasyonu şüphesi olarak algılanmasını da bu şekilde sunulmasını da doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum.

Yine, madde 15, 2/B arazileri... Muhterem milletvekilleri, 2/B arazileri ne? "31/12/1981 tarihi öncesinde bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak yitirmiş araziler" diye geçer ve bu 2/B kadastrosu da yine Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılmıştır. Bu kadastro geçerken ben de mesleğimden olduğu için biliyorum, kimi köylerde, örneğin, 100 tane bu şekilde parsel varken ilgili hassasiyet gösterilmeyip, bunların 60-70 tanesi 2/B kapsamına alınıp bir kısmı alınmamış olabilir. Bu ve benzeri hataların düzeltilmesi ise amaç, evet, bu mümkündür. Lakin burada, ucu açık bir şekilde 1981 öncesi olup olmadığı belli olmayan... Yani bunun kontrolünün çok ciddi bir şekilde yapılması gerekmektedir. Alan belirleme süreçlerinde idareye tanınan geniş yetkilerin keyfîliğe, siyasi müdahalelere ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanımına da maalesef zemin hazırlayabilme ihtimali vardır. Burada, şeffaflıktan uzak ve yargı denetimini baypas eden yaklaşım doğru bir yaklaşım değildir. 2/B'de -gerekçelerde okudum- Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin (2005/2332) Esas (2005/7261) sayılı Karar'ında "Bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmadığı ve suç oluşturulacak eylemlerle nitelik kaybettirildiği gerekçesiyle 2/B uygulamasının iptaline..." diyor. Bu, doğrudur. Yani, doğal yollarla fen ve bilim bakımından orman vasfını yitirmiş araziler dışında bilinçli olarak orman arazisinin açılmasını yargı iptal ediyor, siz "Hayır, yargı kararının etrafından dolanalım, devletin ormanını işgal etmiş olana yeniden bunu 2/B olarak tanımlayıp verelim." diyorsunuz. Burada yapılan bu ve benzeri eksikliklerin de dikkatle takip edilmesi gerekmekte.

Yine, bir önermede bulunmak istiyorum. 10'uncu maddeyle alakalı bir fıkra eklenmesi doğru olacaktır. Şöyle diyor 10'uncu maddede: "Genel ulaşım maksadıyla kullanıldığı hâlde ilgili kurum tarafından devralınmamış su yapılarına ait servis yollarının işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu DSİ tarafından uygun görülmesi hâlinde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna devredilir." Şimdi, burada şöyle tanımlamak isterim: Mesela, ilçenizde, ilinizde bir dere düşünün, bu derenin kenarında yol vardır, bu yola cepheli de bir sürü parsel vardır; o parsellerle ilgili bir vatandaş imar hakkı... İmar derken şehir imar planından söz etmiyorum, tarlaların da kısmi imar hakları vardır. Vatandaş bununla alakalı resmî müracaatını yapar, önünde yol vardır ama vatandaşa "Yola cepheniz yok." denir. Niye? Burası, aslında yol, Devlet Su İşleri tarafından kamulaştırılmış alan içerisinde kalmaktadır ve yol olarak da terkin edilmemiştir, normalde bu su yapısıyla ilgili kullanılan bir yoldur ama umumi trafiğe umumi ulaşım amacıyla açılmış ise bu yol... Şimdi Devlet Su İşlerine şu imkân veriliyor: Devlet Su İşlerinin oluruyla ilgili kamu kurum ve kuruluşuna devredilmesinden söz ediliyor yani bu ya belediyeye, büyükşehir belediyesine ya da il özel idaresine devredilmiş olacak. O zaman şu önermede bulunmak istiyorum: "Genel ulaşım maksadıyla kullanılan ve DSİ tarafından ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bakım ve yönetim sorumluluğu da devredilen servis yolları tapu sicilinden yol olarak terkin edilir." ibaresinin konulması.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

HASAN TOKTAŞ (Devamla) - "Buradaki tekraren tescili gerektirir bir ayni hakkın doğması durumunda ise kamulaştıran idare adına tescil edilir." ibaresi konulmalıdır. Buradaki maksat şudur: Şayet bu yolu siz genel ulaşıma açıp bakım ve onarımını, çit çekilmesini, güvenliğinin sağlanmasını bir belediyeye devrediyor iseniz o zaman buranın yol olarak terkin edilmesi ve yol olarak terkin edildikten sonra da bu yola cephe parsellerin çeşitli haklarının da verilmesi gerekmektedir diyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)