| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün yine sabahleyin bu beş dakika konuşmalarımızı hazırlamak için önce bültenlere baktım, yine bültenlerde iki ana başlık var: Biri, Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet Halk Partisinin şu anki süreci; diğeri de toplumda ortaya çıkmış cinnet haberleri. İki haber çeşidi var, başka hiçbir şey yok. Kiracı-ev sahibi, baba-oğul; yine cinnet, yine silahlar var, yine bıçaklar var, yine herkes birbirini öldürüyor. Hatırlayın, daha geçtiğimiz aylarda Urfa'da ve Maraş'ta okullarda meydana gelen olaylardan sonra burada bütün milletvekilleri, iktidar-muhalefet fark etmeksizin, çıktık bu kürsüde bunun nasıl bir tehdit olduğunu, memleketin başına ne getirmek üzere olduğunu, çocuklarımızın nasıl bir tehdit altında olduğunu dakikalarca, saatlerce, günlerce konuştuk. Zaman zaman birbirimizi itham ettik, zaman zaman ortak bir çözüm bulmaya çalıştık ama bakın üzerinden haftalar geçti. Haftalar geçti, hâlâ televizyon kanallarında, prime timeda, öyle, ortalıkta mafya babalarının bellerinde silahlar, yanlarında uzun namlulu silahlı adamlarla birlikte, kar maskeli adamlarla birlikte yargı dağıttığı diziler, filmler her gün, her akşam boy boy devam ediyor. RTÜK bu konuyla ilgili hâlâ parmağını kıpırdatmış değil, bu konuya ilişkin hâlâ bir yasal düzenleme yapılmış değil. Bununla ilgili bir Komisyon kurduk, Komisyona partiler üyeler verdi. Komisyon Maraş'a gitti, ailelerle görüştü, geldi, hatta bu hafta sonu bildiğim kadarıyla tekrar gidecek. Ama bakın, zaman akıp gidiyor, çocuklarımız sokaklarda, sokakların dehlizlerinde hayatlarını kaybediyor, uyuşturucu ağının pençesinde evlatlarımız yitiriliyor, aileler perişan oluyor.
Bununla birlikte, toplumun her alanında, her yerinde bir cinnet hâli hâkim kılınmış durumda. Bugün bakıyoruz, yine aynı manşet: "Ünlülere Operasyon." "Ünlü" dediğiniz kavram da... Tabii, bugün Türkiye'nin 86 milyona kavuşması nüfus oranı olarak, aynı zamanda bu kitle iletişim çağında da kimin ünlü olduğu hakkında da bir fikrimiz yok aslında. Yani birçok platform var, herkesin takip ettiği platformlar farklı, o platformlarda belli bir takipçinin üzerinde olan herkes ünlü olarak tanımlanıyor. Velev ki ünlü, velev ki ünlü değil ama sonuç olarak, gençlerimiz sosyal medya kullanırken özellikle sosyal medya ağı içerisinde bu kişileri birer fenomen olarak ya da birer rol model olarak tercih ediyorlar. Birer fenomen ve rol model olarak tercih ettikleri bu kişilerin hayatlarına ilişkin, hatta onların başına gelen olumlu, olumsuz her hadiseyi de kendilerine bu anlamda bir modelleme hâline getiriyorlar. Şimdi, önceki İçişleri Bakanını hatırlayın Sayın Ali Yerlikaya'yı; Sayın Ali Yerlikaya her gün sabahleyin bir sosyal medya paylaşımı yapıyordu "Şu kadar adet suç örgütüne operasyon düzenledi. Bu kadar adet suç örgütü çökertildi." diyerek. O dönemde de bu kürsülerden, bu koltuklardan ifade ettik: Bir İçişleri Bakanı eğer her gün "Türkiye'nin dört bir yanında şu kadar suç örgütü çökertildi." diyorsa yirmi küsur yıllık iktidarın İçişleri Bakanıdır -ki idarede devamlılık esastır- temel sorulması gereken soru: Bu kadar suç örgütü hangi ara türedi, hangi ara bu güce sahip oldu, hangi ara korkutucu güçle birlikte insan kaynağı oluşturdu?
İşte, burada hep aklımıza gelen ve aslında aklımıza gelmekle birlikte endişe ettiğimiz temel problem ortaya çıkıyor: Devletin zafiyeti, devletten de ziyade kurumların zafiyeti. Eğer siz kurumları güçlü hâle getirmezseniz, kanunları esnetirseniz, birtakım çıkar gruplarına suç işleme imtiyazı yaratırsınız ve bu çıkar grupları suç işleme imtiyazıyla bunu topluma bir güç gösterisi olarak ortaya koyarlarsa işte o zaman bir insan seli ve insan kaynağı oluşmaya başlıyor. Ve her şeyden tehlikelisi -biraz önce de ifade ettiğim gibi- insan kaynağı. İşte, alt gelir grubunda ve gelecek hayali olmayan çocukların, gençlerin çoğu bugün bu tuzağa düşen gençler hâline geliyor ve bununla birlikte, onlarla birlikte aynı uçurumdan sürüklenen aileler ve aile dramları. Dolayısıyla, bununla ilgili inanın vaktimiz yok, hiç vaktimiz yok. "Hele bir komisyon karar alsın da komisyon bir rapor çıkarsın da..." Elbette komisyonun çalışmaları kıymetlidir ama bugün toplumsal şiddeti körükleyen, hatta olumlayan o televizyon programlarının, televizyon dizilerinin, filmlerinin konularının başlığına bir bakalım, konularda üç tane şey var: Bir, vatan haini olma; iki, uyuşturucu ticareti yapma; üç, kadın ticaretinin tarafı olma. Onun dışında bütün suçlar serbestmiş gibi bu dizilerde kahramanlık hikâyeleri anlatılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bunlara müdahale etmek için ebeveyn olmaya gerek yok; bunlara müdahale etmek için ortalama zekâya sahip, ortalama vicdana sahip birer yetişkin olmak yeterli. Gençlerimizden, çocuklarımızdan bunların rol model olarak kopartılabilmesi için başta bu Parlamentodaki değerli milletvekilleri olmak üzere, bu ülkenin her kademesindeki yönetici ve her siyasetçi evlatlarımıza rol model olmak zorunda. Dolayısıyla, bununla ilgili Parlamentonun çok hızlı bir şekilde, onu daha önceki 15 yaşından küçük çocukların sosyal medyaya girmelerine ilişkin düzenlemede de ifade etmiştik, hem yetişkinlerin hem ebeveynlerin dijital okuryazarlığı için acil ve ivedi bir şekilde Türkiye'de bir medya kanunu, sosyal medya kanunu olmak üzere bir kanunun getirilmesi, düzenlenmesi şart ve bununla ilgili vakit kaybediyoruz. Bakın, önümüzdeki üç-dört hafta sonra Meclis tatile girecek ve ekim ayına kadar Meclis tatil olacak. O yüzden bizim bu sırada kaybedeceğimiz gençlerimizden, ortaya çıkacak hadiselerin hepsinden bizim mesuliyetimiz oluşur. Bununla ilgili elimizi taşın altına koymalı, bir an önce Parlamentodaki milletvekilleri olarak, milletin vekilleri olarak bu süreçte amaç, eylem ve fikir birliği için hareket etmeliyiz.
Teşekkür ediyorum.