| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bu kürsüde Türkiye Cumhuriyeti'nin karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden birini konuşmak için söz aldım; adalet krizini çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında dağıtılan bir karar değildir, adalet vatandaşın devlete duyduğu güvenin temelidir; adalet, insanların hakkını arayabileceğine, hukuk önünde eşit muamele göreceğine, devlet gücünün keyfîliğe değil, hukuka bağlı olduğuna inanmasıdır.
Devletleri ayakta tutan yalnızca orduları, bütçeleri veya kurumları değildir; devletleri ayakta tutan şey, vatandaşın adalete olan inancıdır. Bugün sormamız gereken soru şudur: Bu ülkede vatandaşın adalete olan inancı ayakta mıdır? Ne yazık ki cevap açıktır: Hayır. Türkiye, yargının yürütme üzerindeki denetim işlevi bakımından 143 ülke arasında 129'uncu sıradadır, bağımsız denetim organlarının etkinliği bakımından ise 138'inci sıradadır. Bu tablo, herhangi bir muhalefet partisinin propagandası değildir; bu tablo, dünyanın Türkiye'ye tuttuğu aynadır ve o aynada görünen şey, köklü devlet geleneğiyle övünen Türkiye Cumhuriyeti adına ağır bir itibar kaybıdır.
Değerli milletvekilleri, Adalet Bakanlığının 2025 verilerine göre hukuk mahkemelerinde karar bekleyen dosya sayısı 3 milyonu aşmış, Yargıtay ceza dairelerinde yalnızca 2024 yılından devreden dosya sayısı 308 bini geçmiştir. Bir davanın sonuçlanması çoğu zaman dört ile altı yıl arasında devam etmektedir. Bu süre içerisinde vatandaş yalnızca zaman kaybetmiyor; umudunu, güvenini ve çoğu zaman hakkını da kaybediyor.
Sayın milletvekilleri, İYİ Parti olarak her ay düzenli kamuoyu araştırması yaptırıyoruz. Geçtiğimiz ay vatandaşlarımıza hukuk ve adalet sistemine ilişkin düşüncelerini sorduk. Karşımıza çıkan tablo, alarm zillerinin çoktan çaldığını göstermektedir. Vatandaşlarımızın yüzde 74'ü cezasızlık algısının şiddeti artırdığını düşünüyor. Yüzde 73'ü mafya ve çetelerin sokaklarda etkili olduğu kanaatinde. Yine yüzde 71'i mafya kültürünün diziler ve filmler aracılığıyla gençleri suça özendirdiğine inanıyor. Yüzde 66'sı zenginin yargı önünde korunduğunu, yoksulun ise aynı fiilden çok daha ağır sonuçlarla karşılaştığını düşünüyor. Yüzde 58'i yargının muhalifleri sindirme amacıyla kullanıldığı görüşünde ve yüzde 55'i Türkiye'de hukukun üstünlüğünün işlemediğine inanıyor, yüzde 54'ü ise suç mağdurlarının devlet tarafından yalnız bırakıldığını düşünüyor. Bu rakamlar üzerinde hepimizin durması gerekir çünkü burada konuşan yalnızca muhalefet değildir; burada konuşan hakkını ararken kapılarda sürünün emeklidir, yıllarca sonuç bekleyen işçidir, evladına adalet isteyen annedir, mahkeme koridorlarında ömrünü tüketen vatandaştır ve unutulmamalıdır ki adalete güvenin çöktüğü yerde ekonomik güven de çöker, yatırım ortamı da çöker, toplumsal huzur da çöker. Hukuk devleti yara aldığında ülkenin geleceği de yara alır. Bugün yaşanan somut örnekler de bu tartışmaları daha da derinleştirmektedir. Anayasa Mahkemesinin tahliye yönünde karar verdiği Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında yaşanan süreç, 18 milyon seçmenin oyuyla yönetilen İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yargısal süreçler, toplumun geniş kesimlerinde siyasi müdahale tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Deliller gizli tutulurken tutuklamaların kamuoyunda yürütülmesi, adalet duygusunu güçlendirmemekte, aksine zedelemektedir. Basın özgürlüğü alanında da tablo iç açıcı değildir. Gazetecilik suç değildir ancak ne yazık ki ülkemizde zaman zaman gazetecilik faaliyetleri suçmuş gibi muamele görmektedir. İşte, bütün bu nedenlerle Meclis araştırması açılmasını talep ediyoruz. Yargı bağımsızlığını, tarafsızlığı, uzayan yargılama sürelerini, temel hak ihlallerini, basın özgürlüğünü, seçim güvenliğini, dijital hukuk alanındaki boşlukları ve savunmasız kesimlerin adalete erişimini kapsamlı biçimde araştırmak zorundayız çünkü bu sorunları görmezden gelmek çözüm değildir. Biz, yalnızca eleştirmiyoruz. 13-14 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştireceğimiz "İyilik İçin Adalet Türk Hukuk Çalıştayı"yla Türkiye'nin hukuk sorunlarını bütün yönleriyle masaya yatıracağız ve ardından hukuk vizyon belgemizi açıklayacağız. Bu belge, bir seçim broşürü değil, Türkiye'yi yeniden hukuk devletiyle buluşturma iradesinin açık bir taahhüdüdür. Türkiye, daha adil bir düzeni hak ediyor. Türkiye, tarafsız ve bağımsız yargıyı hak ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Türkiye, güçlülerin değil, hukukun üstün olduğu bir yönetimi hak ediyor diyor; araştırma önergemizin tüm siyasi partiler tarafından desteklenmesini temenni ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)