GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:04.03.2026

MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; grubumuz adına 20'nci maddede söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

2017-18'li yıllarda "Tarım bu ülkenin millî güvenlik sorunudur; yüksek teknoloji, savunma sanayisi neyse tarım da odur." diyerek aslında tarımın, çiftçinin, tarımda çalışan emekçinin hangi zorlukları yaşadığını, ülkemizin "tarım" denildiğinde ne kadar ciddiye alması gerektiğini ifade etmeye gayret etmiştik. Şimdi, bu ürünlerden birisi şeker pancarı ve şeker aslında iç Anadolu'nun, daha doğrusu endüstriyel üretimin az olduğu, hava koşullarından dolayı olabildiğince az olduğu ortamda yetiştirilen ve dolayısıyla endüstriyel açıdan çiftçiye katkı sağlayan bir ürün olmasına rağmen uygulanan kotalarla birlikte şu anda tam anlamıyla bir karmaşayla karşı karşıya. Bugün Toprak Koruma Kanunu ambalajıyla getirildi bu madde fakat içine -bakın imza koyan arkadaşların bile bilgisi olmayabilir, birazdan vereceğim detaylarla- ne anlamla yerleştirildiği bilinmeyen bir değişiklik var. Bu değişiklikte deniyor ki: "Kendi ekim alanının dışında pancar alana ağır ceza vereceğiz." Aslında ilk bakıldığında o bölgedeki şeker fabrikasının kendi alanı dışında herhangi bir pancar almaması yönünde bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz. Fakat ilginç bir şey var arkadaşlar, bunun yürürlük tarihi 1 Ocak 2027. Yani öylesine ciddi bir maddeyi konuşuyoruz fakat diyorsunuz ki: 1 Ocak 2027'ye kadar ne kadar böyle dışarıdan şeker alabilirseniz alın, hiçbir şekilde bunların önemi yok, biz bu yapacağınız yanlışlıklara, olumsuzluklara, haksızlıklara, usulsüzlüklere rıza gösteriyoruz, size alan açıyoruz. Bu tarih asla bir tesadüf değil. 2026 yılının ne olacağına dair herhangi bir kanaatiniz yok yani arkadaşlar, bir anlamda yolsuzluğa takvim belirliyorsunuz. Zaten suç olan bir fiile "Cezayı artırıyorum." deyip yürürlüğü erteleyerek tek bir anlam çıkarıyorsunuz buradan o da kaçak pancarınızı taşımaya, kamu malını yağmalamaya devam edin diyorsunuz. Size 2027'ye kadar dokunmayacağız, göz göre göre bir suçun işlenmesine müsaade edeceğiz, şimdilik kasanızı doldurabilirsiniz mantığıyla yasa yapmak devlet ciddiyetiyle ne kadar bağdaşır, onu da kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.

Peki, kimleri kurtarmaya çalışıyorsunuz arkadaşlar? Dürüst çiftçiyi tarlasında Jandarmayla denetlemek yani Jandarma gidiyor, ekim alanını kontrol ediyor, her şeyi yapıyor fakat iş büyük vurgunculara gelince "2027 yılının ocak ayına kadar istediğinizi yapabilirsiniz." diyorsunuz. Size bir tane örnek vereceğim, kamuoyunda da çokça tartışıldı: Çorum Şeker Fabrikasında olup bitenler. Mevcut Şeker Yönetmeliği'nin 9'uncu maddesine göre "Dışarıdan kaçak pancar temin eden fabrikanın şekeri ihraçlık sayılır, A kotasından düşülür ve fabrika ağır bedel öder." TÜRKŞEKER'in sahasından Çorum Yerköy'e kaydırılan 200 bin ton kaçak pancar için mevcut kanun uygulansaydı fabrika kotadan düşecek, ürünü ucuza satmak zorunda kalacak ve 336 milyon net kâr, net gelir kaybı yaşayacaktı. İşte, bu yüzden panikle bu kanun değiştiğinde yeni teklifle kota kaybı kalkıyor arkadaşlar. Kural tanımazlara toplam kotanın sadece yüzde 2'si kadar komik bir idari para cezası getiriliyor yani o fabrika 336 milyon zarar etmek yerine, yeni geçecek bu maddeyle beraber sadece 63 milyon ceza ödeyip işin içinden sıyrılacak. Şimdi, ilk etapta baktığınızda ceza getiriliyormuş gibi yapılıyor ama hem öteleme hem de yeni maddeyle birlikte maalesef, aslında bir anlamda büyük vurguncuları koruyan bir mantıkla hareket ediyorsunuz. Ayrıca, biliyorsunuz arkadaşlar, sürem bitiyor ama 2022 yılında bu kadar kotaların uygulanmasına rağmen 400 bin ton şeker ithalatına izin vererek, bir anlamda "Piyasayı regüle edeceğiz." diyerek bütün olumsuzlukları, bütün yükü üreticinin sırtına yüklemiştiniz. Sadece bu madde bile olsa, bu kanun bile olsa... Yani, bu madde usulünce bu kanuna "hayır" diyeceğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)