| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tütün, alkol, pancar benzeri pek çok maddeleri ihtiva eden bir kanun teklifi görüşüyoruz ama şu net ki bu kanun teklifi yaraya merhem değil.
Bakın, 2003 yılında Türkiye'de yerli tütün yüzde 42 iken, 2020 yılında yüzde 11'e düştü. Yirmi yıl önce Kemal Derviş politikalarıyla tütüne kota getirildi, durduruldu, çiftçiler perişan oldu; Bakanlık da köylüye, çiftçiye alternatif ürün önermedi; deneme yanılma yöntemiyle her gün bir şeyler ekenek sonuç almaya başladı. İşte bugün geldiğimiz noktada bu ülkenin tütün üreticisi yirmi yıldır virginia tütününe ezdirildi, bade Harabül Basra, iş işten geçtikten sonra nihayet pansuman bile olmayacak, yara bandı olacak bir tedbirle iş çözülmeye çalışılıyor. Ne yazık ki bu ülkede pancar üreticisi Cargill'in insafına terk edildi, tütün üreticisi Philip Morris şirketlerinin insafına terk edildi, fındık Ferrero'nun insafına terk edildi, canlı hayvan yandaş ithalat lobilerine teslim edildi. 2011 yılından beri, tam on altı yıldır, kesintisiz canlı hayvan ithal ediyoruz, canlı hayvan ithal etmemize rağmen fiyat düşmüyor. Dünyanın en pahalı kırmızı etini tüketiyoruz ama kırmızı et üreticisi zarar ediyor. Burada bir yanlışlık var ama bunu çözecek mekanizma yok. Bu ülkede patates depolarını uyuşturucu baronu avlar gibi bastınız, her alanda ne yazık ki büyük sorunlarla karşı karşıya kaldık. Onun için de evet, çok basit bir iş iyi yapılıyor gibi görünse de ne yazık ki yirmi yılın sonunda bu ülkede "çiftçilik" diye bir sektör bitti. Yaşlıların yapacağı iş; Suriye'den, Afganistan'dan, Uzak Doğu ülkelerinden bir şekilde ülkemize gelmiş insanların zoraki yaptığı bir meslek hâline geldi. Taban fiyatlar açıklandı, kaldı ki tütün devlet alım yapmadığından özel sektörün insafına bırakıldı. Evet, diyeceksiniz ki "Taban fiyatlar dünya standartlarında." ama bizdeki gübre, ilaç, mazot, işçilik, bütün maliyetler dünya standartlarının üzerinde olduğu için, ithalatın birbirine yakın olması da hiçbir şeyi çözecek değil. Bu açıdan da yıllarca söylendi ki şu özelleştirmelere: "Öyle kendi mülkünüzü satmıyorsunuz, bu milletin yüzlerce yıllık birikimlerini satıyorsunuz, dikkat edin." dendi. TEKEL'i özelleştirip sattınız, kurtuldunuz, şu anda perişan hâlde bekliyoruz. Şu yaşanılanın özü de görüyorsunuz, pancar üreticisi kendi tarlasında yevmiyeci olarak çalışacak çünkü "Sözleşmeli çalışmışsın. Şu şu şu maliyetler var, karşılığında bunu alacaksın." Çözüm yok ama ne var? Ceza var. "Eğer bu dediklerimizi yapmazsan canlı hayvan taşırken o bir tane koyunu küpesiz taşırsan 136 bin lira ceza." Bu yaptıkları. "Yok eğer yasak konduğu hâlde pancar ekersen jandarmayı göndeririz, gözaltına aldırırız." Yasanın içerisinde bu var. Canlı hayvan taşırken de her türlü ceza. Cezadan başka da, arz ettiğim gibi, tütüne çok kısmi bir iyileştirme varmış gibi görünüyor ama çiftçi hayatını kaybettikten sonra, üretimden çekildikten sonra, insanlar perişan vaziyette olduktan sonra, bugün de şu anda görüyoruz bu yasadan sonra hiç kimse sanmasın ki tütün üreticileri tekrar köyüne dönecek, ekim başlayacak, her alandaki sıkıntılı durumlar ne yazık ki devam edecek. Basiretsiz politikalarla üreticimiz küresel kartellere, çok uluslu şirketlere teslim edildi. Bu yasada da bunlara yönelik bir tedbir ne yazık ki yok. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)