| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Değerli milletvekilleri, önümüzde duran bu metin, üretimin mi yoksa rantın mı tercih edildiğinin, çiftçinin mi yoksa belirli çıkar gruplarının mı korunduğunun, tarımın mı yoksa betonlaşmanın mı desteklendiğinin âdeta bir göstergesidir ve ne yazık ki bu bilanço son yirmi beş yılda tarımın küçüldüğünü, çiftçinin üretimden koptuğunu, ormanların ve su havzalarının baskı altında kaldığını, kırsalın ise her geçen gün daha da yalnız bırakıldığını göstermektedir. Teklifin adına bakınca insan umutlanıyor: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, Çeltik Kanunu, Orman Kanunu, Veteriner Hizmetleri Kanunu, Şeker Kanunu. İnsanlar iktidardan ülkenin tarımsal üretimini güçlendirecek, çiftçinin yükünü hafifletecek, üretimi artıracak düzenlemeler bekliyorken yine hüsran, yine hüsran. Mazot fiyatı 70 liraya dayanmış, gübre fiyatları savaş ortamının da etkisiyle çiftçinin erişemeyeceği seviyelere çıkmış. Üretici kredi borçlarıyla eziliyor âdeta. Hayvancılık yapan vatandaşımız yem maliyetleri nedeniyle ahırını boşaltıyor, çiftçi ürettiği üründen para kazanamıyor, tarım sektörü her geçen gün daha da küçülüyor ama AK PARTİ'si iktidarı bunların hiçbirini konuşmuyor. Çiftçinin bugün yaşadığı sorunları çözmek yerine yeni bürokratik düzenlemelerle meşgul oluyor. Türkiye'nin gerçek gündemiyle bu teklifin gündemi arasında büyük bir kopukluk vardır.
Değerli milletvekilleri, ekonomi büyürken tarım sektörü küçülmüştür. Bu tablo bile başlı başına bir alarmdır çünkü üretmeyen bir ülke büyüyemez, çiftçisini kaybeden bir ülke bağımsız kalamaz. Bugün Türkiye birçok üründe dışa bağımlı hâle gelmiştir. Buğdayı ithal ediyoruz, mısırı ithal ediyoruz, arpayı ithal ediyoruz, canlı hayvanı ithal ediyoruz ve bütün bunlar yaşanırken iktidar sürekli yeni torba kanunlarla günü kurtarmaya çalışıyor ama sorunun ana kaynağına inmiyor, inemiyor. Oysa gıda güvenliği bir millî güvenlik meselesidir. Pandemi döneminde bütün dünya bunu gördü, savaş sırasında bütün dünya bunu gördü ama ne yazık ki bir tek AK PARTİ'si iktidarı bunu görmüyor.
Değerli milletvekilleri, bu teklifin en tartışmalı bölümlerinden biri de ormanlarla ilgilidir. İktidar her fırsatta çevreyi koruduğunu söylüyor ama uygulamaya baktığımızda farklı bir tablo görüyoruz. Bugün ülkemizin birçok bölgesinde vatandaşlarımız maden projelerine karşı mücadele ediyor, su kaynaklarını korumaya çalışıyor, ormanlarını korumaya çalışıyor, topraklarını korumaya çalışıyor çünkü vatandaş biliyor ki toprağını kaybeden geleceğini de kaybeder. Bu teklifte yer alan bazı düzenlemeler ise maalesef orman alanları üzerindeki tartışmaları daha da büyüterek artırmaktadır. Özellikle tapu ve orman sınırlarına ilişkin düzenlemeler kamuoyunda ciddi bir soru işareti doğurmuştur ve yine bu soru işaretlerine ikna edici cevaplar verilmemiştir.
Değerli milletvekilleri, bu teklifte şeker pancarı üreticilerini ilgilendiren düzenlemeler de bulunmaktadır. Şeker pancarı üreticisi zaten ağır maliyet baskısı altındadır ancak iktidarın çözümü çiftçiyi güçlendirmek değil, çiftçiyi sözleşmeler ve cezalar arasında sıkıştırmak olmuştur. Bir tarafta ağır yaptırımlar, diğer tarafta şirketlere yönelik tartışmalı kolaylıklar. Çiftçi üretmeye korkar hâle gelirse bunun bedelini yalnızca çiftçi ödemez, bedeli ülkenin tamamı öder çünkü üretim azalır, fiyatlar yükselir, gıda enflasyonu artar. Nitekim bugün yaşadığımız tablo da tam olarak budur. Türkiye gıda enflasyonunda dünyanın en kötü durumundaki ülkeler arasına girmiştir ve bu utanç verici tabloyu görmeden hazırlanmış hiçbir tarım kanunu gerçek anlamda çözüm üretemez. AK PARTİ'si iktidarı yirmi beş yıldır iktidardadır, artık mazeret üretme dönemi bitmiştir; bugün yaşanan her başarı da her başarısızlık da doğrudan iktidarın sorumluluğundadır. Tarım alanları daralmışsa, çiftçi sayısı azalmışsa, hayvan varlığı gerilemişse, kırsal nüfus üretimden uzaklaşmışsa, gıda enflasyonu rekor seviyelere ulaşmışsa bunun sorumlusu muhalefet değildir, bunun sorumlusu yirmi beş yıldır ülkeyi yöneten siyasi iktidardır ve ne yazık ki bugün görüşmekte olduğumuz bu teklif bu sorunların hiçbirine köklü bir çözüm getirmemektedir, tam tersine bazı alanlarda yeni tartışmalara ve yeni mağduriyetlere kapı aralamaktadır.
Biz İYİ Parti olarak çiftçinin kazandığı, üretimin arttığı, tarım arazilerinin korunduğu, ormanların rant baskısından kurtarıldığı, su kaynaklarının gelecek nesillere taşındığı, gıda güvenliğinin millî güvenlik meselesi olarak görüldüğü bir Türkiye istiyoruz; bu teklifte ise maalesef bu hedefe yaklaşılmamaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Bu gerekçelerle bu kanun teklifine karşı olduğumuzu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)