| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; uluslararası sözleşmede grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.
Türk Devletleri Teşkilatı Dijital Ekonomi Ortaklık Anlaşması üzerine 6 Kasım 2024'te Bişkek'te imzalanan Azerbaycan ve Özbekistan'da iç onay süreci tamamlanan, Kazakistan ve Kırgızistan'da da devam eden bu sözleşmenin şu anda biz Parlamentomuz açısından değerlendirmesini, görüşmelerini yapıyoruz. Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Bu tür anlaşmaların, Türkiye'nin yakın coğrafyasıyla, tarihî, kültürel olarak yakın olduğu coğrafyalarla yürüttüğü bu tür ilişkilerin önemli olduğunu ve bu tür ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini, Türk Devletleri Teşkilatı gibi soydaşımız olan aynı zamanda birçok ortak noktamız bulunan coğrafyayla bu anlaşmanın yapılmış olmasını önemli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Ancak bazı endişelerimizi de burada dile getirmekle mükellefiz. Bu bir dijital ekonomi ortaklık anlaşması. İlk etapta bakıldığında, üye ülkeler arasında bu anlaşmanın birçok işi kolaylaştıracağına dair bir genel kabul var ancak burada bu kabulün biraz daha sağlam ayakları yere basması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Burada bazı yapısal riskler var, bazı tehditler var. Nedir onlar mesela? Yapay zekâ kimlik sahtekârlığı üzerinde yapılacak olan, bu dijital platformda yapılacak olan bazı girişimler olabilir. Bununla ilgili güvenlik endişelerinin giderilmesi olmazsa olmaz koşuldur. Aynı zamanda "deepfake" üretimi gibi şu anda da hepimizin muzdarip olduğu ve sosyal medyada sıkça kullanılan bu alanlarda da maalesef aynı sıkıntılar devam ediyor. Otomatik dolandırıcılık, büyük ölçekli veri istismarı gibi şu anda yine tartışılan konular üzerinde de bizim endişelerimizin olduğunu ifade etmek istiyorum.
Şimdi, bu anlaşma sınır ötesi veri akışlarının hızlanmasını temin edecek ancak üye ülkeler arasında bu verilerin sağlıklı bir şekilde iletilmesi, her ülkede aynı standartların olmasının temin edilmesi gerekir. Yani bir ülke veri güvenliğine çok büyük önemler veriyor olabilir ama diğer ülkede bu açıklar varsa, veri açıkları varsa, sistemde açıklar varsa bunu korumak, bütün üyelerin verilerini korumak mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla, farklı ülkelerdeki koruma standartları ve eşitsizlik maalesef şu anda bizim endişesini duyduğumuz önemli bir boyuttur.
Dijital güvenlik, risk yönetimi, ifade özgürlüğü, bilginin serbest dolaşımı, kişisel verilerin korunması gibi temel haklarla uyumlu bir çerçevede yürütülmesi gerekir yani bu hızı getirir ama hızla beraber, biraz önce ifade ettiğim gibi çeşitli riskleri de taşıyor dolayısıyla bu alanlarda özel çalışmaların yapılması gerekir. Değerli arkadaşlar, tabii, Türkiye'de biliyorsunuz, dijital ekonomi büyüyor ancak 2024 yılında yapılan bazı istatistikler de 1,5 milyona yakın siber saldırı gerçekleşmiş yani Türkiye'de olan 1,5 milyona yakın siber saldırı var. Ağ tabanlı saldırılarda bir önceki yıla göre yüzde 3 oranında bir artış var. Bu demek oluyor ki 2025 yılında, 2026 yılında bu saldırılar daha da artmıştır. Şimdi, bu yıl böyle bir tehditle biz karşı karşıya kalmışken bu üye ülkeler arasındaki bu veri güvenliğini öncelemek, veri güvenliğinin çok sağlıklı bir şekilde ilerlemesini temin etmek gerekir. Eğer bu temin edilebilirse, ortak bir standarda bağlanabilirse, bu veri güvenliği, veri akışı sağlıklı bir zeminde yürütülebilirse bu karşılıklı bağımlılık ilkesini beraberinde getirecektir. Sizler de bunu kabul edersiniz ki yani bir ülkeyle yapacağınız ticaret ister sanal ortamda olsun, ister fiziki olsun ister yazışmalarınızı nasıl yaparsanız yapın bu yapacağınız ticaret karşılıklı bağımlılık ilkesiyle beraber geleceğe taşınabilir.
Değerli arkadaşlar, 2023 yılında kamuoyuna bazı ihlaller yansıdı, sizler de biliyorsunuz, Halk Sağlığı Yönetim Sistemine ait 101 milyon kayıt ile 116 milyon GSM abonesi verisinin yetkisiz kişilerin eline geçtiğine dair ortaya çıkan iddiaları hep beraber takip ettik. Dolayısıyla bu endişemizin doğru bir şekilde anlaşılması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Uluslararası ölçekte de Türkiye'nin hükûmet kurumlarından elde edilen verilerin Ocak 2024'te açıklanan ve tarihin en kapsamlı ihlallerinden biri olarak nitelendirilen küresel veri sızıntılarının da yer aldığını da sizler biliyorsunuz. Dolayısıyla, bu sözleşme, bu Türk Devletleri Teşkilatıyla yapılacak olan Dijital Ekonomi Sözleşmesi'nin bu boyutlarda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin iç güvenlik altyapısında mevcut açıklar var, bu açıkları hep beraber biliyoruz. Siber güvenlik açısından bazı riskler var, bunları biliyoruz. Bu riskleri dikkate alarak bizim muhakkak böyle bir mantıkla bu anlaşmayı ayakları sağlam yere basan şekilde kurgulamamız gerekir, onu ifade etmek istiyorum ama önemli bulduğumuzu, bu tür girişimlerin devam etmesi gerektiğini, yakın coğrafyamızla olan bu tür anlaşmaların da muhakkak desteklenmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Şimdi kalan bölümde size D8'den bahsetmek istiyorum değerli arkadaşlar. D8 de aynı şekilde, yine bu coğrafyaya hitap eden...
(Uğultular)
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, değerli arkadaşlar...
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen, kürsüde hatip var, insicamı bozuluyor, konuşamıyor, lütfen.
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Toplantı var, toplantı. Bak hâlâ konuşuyor.
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, 15 Haziran 1997 yılında D8 kuruldu ve 15 Haziran günü 29'ncı yıl dönümü kutlanmış olacak. D8'e Aralık 2024'te Azerbaycan'ın da dâhil olmasıyla birlikte sayı 9'a çıktı. Türk Devletleri Teşkilatı, D8 gibi organizasyonlar bölgedeki etkinliğimizi, küresel çaptaki etkinliğimizi genişletecek ve Türkiye'nin uluslararası arenadaki etkinliğini daha da ileri taşıyacak bir çözüm olabilir. D8 aslında çok önemli bir organizasyon hele de bugün İran'ın ABD-İsrail ittifakının tehditleriyle karşı karşıya kaldığı, 28 Şubat gününden beri bombalandığı hatta Trump'ın açıklamasıyla bugün daha ileri seviyede saldırıların gerçekleşeceği bir ortamda D8'in ne anlama geldiğini bir kere daha düşünmemiz gerekir. Mevcut uluslar arası iş birliklerimizi bir tarafa bırakarak söylüyorum, Türkiye eğer oyun kurucu olmak istiyorsa, Türkiye bu tür tehditlerden uzak kalmak istiyorsa, Türkiye Orta Doğu'da, Orta Asya'da, Afrika'da, Akdeniz'de daha etkin bir politika hayata geçirmek istiyorsa D8 gibi organizasyonlara hak ettiği değeri vermek zorundadır. Şöyle bir düşünün: D8 içinde 4 tane ülke var; Pakistan var, İran var, Mısır var, Türkiye var. Pakistan, İran, Mısır, Türkiye 600 milyona yaklaşan ülkelerdir. Şimdi, 600 milyonluk bir potansiyelin, hele de bu bölgede -Endonezya'yı, Malezya'yı, Nijerya'yı, Bangladeş'i bir kenarda tutarak söylüyorum- 4 tane bu önemli ülkenin birlikte hareket ettiğini düşünün, yakın zamanda, ilerleyen zamanda savaş sona erdikten sonra buraya Suudi Arabistan'ın da ilave edildiğini düşünün, bu hattın, bu 5 tane ülkenin ülkemize sağlayacağı, Orta Doğu'ya sağlayacağı, bölgemize sağlayacağı potansiyelin neye tekabül ettiğini hayal bile edemezsiniz. Dolayısıyla D8'in 29'uncu yılında D8'in mutlaka sahip çıkılması gereken, mutlaka hayata geçirilmesi gereken, mutlaka içindeki ekonomik potansiyelin, sosyal, kültürel alanların tamamıyla daha da ileri noktalara taşınması gereken bir birlik olduğunu buradan ifade etmek istiyorum. Türk Devletleri Teşkilatıyla ilgili bu dijital ekonomik anlaşma önemli, D8 de buna ilave olursa, D8'de olması gereken noktada bir eğer destek görürse mutlaka bunu göreceksiniz. Türkiye, bölgede gerçek manada barışı, adaleti sağlayabilir. D8 tabii, 15 Haziran 1997'de imzalar atıldığında bu anlaşmanın altına Türkiye adına imza koyan Profesör Doktor Necmettin Erbakan Hocamızdı, 54'üncü Hükûmetin Başbakanıydı. Bugün 9 tane üye var, sekreterliği, genel sekreterliği İstanbul'da, Pakistanlı bir büyükelçi şu anda Genel Sekreter olarak görev yapıyor. Ben buradan bu vesileyle, bu uluslararası sözleşme vesilesiyle hem Türk Devletleri Teşkilatı'nın daha aktif hem D8'in daha aktif olmasına destek olması düşüncesiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, sizlere iyi günler diliyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)