GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:04.03.2026

MHP GRUBU ADINA KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili anlaşma hakkında konuşmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; en değerli, kutlu varlık insan özelinde biyolojik fıtrat veya genetik eğilimler yani daha açık ifadeyle insana özgü tutum, davranış, etki ve tepkiler aynı zamanda sosyolojik kurum, kuruluş ve yapılara esin kaynağı olmaktadır. Dolayısıyla sorun, sıkıntı, kriz, kaos, doğal afet veya savaş gibi insanı doğrudan etkileyen olayların vuku bulduğu bölgeler yine çözüm arayışlarına yönelik etkinlikler ve ilişkilere de ev sahipliği yapmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu tarz olağan dışı şart ve oylar karşısında doğal refleks olarak insanlar gibi uluslar ve devletler de iş birliği ve çözüm arayışına yerinde büyük çatı yapılar aracılığıyla başvururlar. Dolayısıyla her türlü ulusal, bölgesel, uluslararası veya küresel sorun, kriz ve dahi savaşlar sonrası ortak çözüm, barış, iş birliği odaklı, güçlü ve etkin adımların atılmasının en kısa ve kalıcı yolu ve yöntemi uluslararası düzeyde kolektif bilinç ve katılımla hareket etmekten geçmektedir. Bu denli yüksek görev ve sorumlulukların etkili kılınıp uygulamaya konulması için bu misyonu deruhte edecek kurum ve yapıların oluşmasına ihtiyaç duyulmaktadır. İşte, Birinci Dünya Savaşı sonrası 1920'lerde kurulan Milletler Cemiyeti ve İkinci Dünya Harbî sonrası 1945'lerde kurulan Birleşmiş Milletler yapısı buna en tipik örnekler olarak sayılabilir. Öte yandan, Avrupa'da yaşanan felaket, kaos ve krizlere bağlı olarak yeniden birliktelik adına kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, daha sonra Avrupa Ekonomik Topluluğu ve nihayetinde Avrupa Birliğine dönüşen yapı da yine bu bağlamda dikkatleri çeken önemli bir kurumdur. Uzak yakın farklı coğrafyalarda, farklı isim ve idari yapılarla varlığını sürdüren aziz Türk milleti genelinde benzer ihtiyaç ve düşünceden hareketle, fıtrat ile sosyolojik yapısal uyum gereği büyük kurumsal yapıları olan devletler düzeyinde güçlü yapısal ilişkiler ağı oluşturarak her türlü sorun, sıkıntı ve felaketlere yönelik ortak tavır takınılacak bir üst yapının tipik yansıması olarak Türk Devletleri Teşkilatı hayata geçirilmiştir. Kuruluş sürecinin genel serencamına kısaca değinmek gerekirse, 1990'ların başında Sovyetler Birliği'nin çözülmesiyle birlikte aynı tarih, kültür, dil ortaklığı bulunan soydaş ülkelerin 1992'den hemen sonra Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi şeklinde bir yapıya kavuşması ve başlatılan yakın ilişkiler bağlamında, özellikle 2009'da Türk Konseyine dönüşmesi ve 2021'de ise Türk Devletleri Teşkilatı yapısı altında daha kurumsal bir üst çatı hâline dönüştüğüne tanıklık etmekteyiz. 2009'da Nahçıvan Anlaşması'yla resmî bir yapı hâlini alan Türk Konseyi; Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan'dan oluşan 4'lü bir yapıyla yola çıkarken daha sonra, 2021 yılında İstanbul'da yapılan bir zirve sonrası Türk Devletleri Teşkilatı yapısına dönüşmüş ve üye sayısını da devamında Özbekistan'ın katılımıyla 5'e çıkararak Macaristan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de gözlemci statü kazanmasıyla daha etkin ve daha kurumsal bir yapıya dönüşmüştür. Türk devletleri arasında kapsamlı bir iş birliğini teşvik etmek amacıyla uluslararası bir örgüt olarak 2009 yılında kurulan ve sonrasında Türk Devletleri Teşkilatı adı altında faaliyet gösteren yapının temel dayanağı 3 Ekim 2009 tarihli Nahçıvan Anlaşması, 10 Eylül 2010 tarihli İstanbul Bildirisi ve bu Bildiri'de ifade edildiği şekliyle teşkilata üye ülkelerin benimsediği Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın amaçları ve ilkeleri, aynı sıralı uluslararası hukukun diğer evrensel norm ve ilkeleridir. Dahası, barış ve güvenliğin korunması ile iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine dair uluslararası normlar Türk devletleri çatısı altında yürütülecek iş birliğinin doğal zeminini oluşturmaktadır. Teşkilat kapsamındaki iş birliği üye ülkeler arasındaki ortak tarih, kültür, kimlik ve Türk dili konuşan halkların dil birliğinden kaynaklanan özel dayanışma temelinde inşa edilmektedir. Yani, daha kısa ve öz ifadeyle İsmail Gaspıralı'nın çok veciz bir şekilde ifade ettiği şekliyle, dilde, fikirde, işte birliğin, uluslararası normlar ve ilkeler ışığında ete kemiğe bürünmesinin çok açık ve net bir ifadesidir.

Dışişleri Komisyonunda ele alıp bugün Genel Kurul safahatına taşıdığımız ilgili anlaşma Türk Dünyası 2040 Vizyonu Belgesi'nde ve 2022-2026 Stratejik Yol Haritası'nda vurgulanan önemli hedeflerden biridir. Üye ülkeler arasındaki yoğun diplomasi trafiği ışığında Kasım 2024 tarihinde Bişkek'te imzalanan söz konusu anlaşmayla dijital yolla mal ve hizmet ticaretimiz açısından hedef ülke ve önemli pazarlar teşkil eden Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler arasında dijital ekonomiye ilişkin konuların düzenlenmesi amaç edinilmektedir. Bu çerçevede, söz konusu anlaşmada ödeme ve para transferlerine engel getirilmemesi, kayıtsız ticaret elektronik işlem çerçevesinin kurulması, lojistik elektronik faturalandırma, hızlı teslimat hizmetleri, elektronik mesajlar, çevrim içi tüketicinin korunması, kişisel verilerin korunması, küçük ve orta ölçekli işletmeler alanında iş birliği, mali ve teknolojik alanlarda yine iş birliği, siber güvenlik iş birliği ve rekabet politikası alanında yeniden bir iş birliği gibi farklı konular detaylı hükümlerle düzenlenmektedir. Bu anlaşma ülkemiz mal ve hizmet ihracatlarına finansman imkânlarının bulunduğu bazı fırsatları da beraberinde getirebileceği gibi, bu kapsamda ülkemizin bilişim ve yazılım şirketleri açısından pazara giriş fırsatları oluşturabileceği ve anlaşmanın dijital ticaret bağlamında Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler arasında ticari faaliyetlerin sürdürülebilir şekilde ve artarak devam etmesine olumlu katkıda bulunacağı öngörülmekte ve eyleme dönüştürülmektedir. Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, göz bebeğimiz Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkeler arasındaki bu yakın ilişki ağına olumlu katkı sağlayacağına inandığımız bu ortaklık anlaşmasına destek vereceğimizi ifade eder, gerek bürokratik gerekse ülkeler arasında yoğun diplomasi kanalıyla bütün safahatlarda ve Dışişleri Komisyonunda emeği geçenlere şükranlarımızı sunuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)