GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:102
Tarih:16.06.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Türkiye haftalardır hiç hak etmediği manzaralarla ve tablolarla karşı karşıya. Bunlardan bir tanesine hafta sonunda tanık olduk, öğretmenlerimiz, pırıl pırıl gencecik öğretmenlerimiz hak arıyorlar, talepleri var; müteaddit defalar yazmışlar, müteaddit defalar iletmişler ve en nihayetinde millet iradesinin tecelligâhı olan çatının, yüce Meclisin kapısına gelmişler ve orada karşılaştıkları manzara inanılır gibi değil. Ne olur onları dinleseniz, ne olur onlara kulak kabartsanız; bu kadar mağdur, bu kadar mazlum, bu kadar çile çeken öğretmen adaylarımızı ve öğretmenlerimizi muhatap alıp dinleseniz ne olur Allah aşkına? Her zaman olduğu gibi elinizdeki en büyük silahı kullandınız, şiddet. Öğretmenleri sokaklarda sürüdünüz. Pazar günü gittim, ziyaret ettim, dün kendileriyle tekrar görüştüm. Pazar günü tam 41 öğretmenimiz gözaltına alındı, dün yine 21 öğretmenimiz gözaltına alındı. Sürünenler var, Emniyet güçlerimiz tarafından yerlerde sürünenler var, bacağı kırılan var, kafa travması geçiren var, parmağı kırılmış olan var, tepesine çökülmüş olanlar var. Ya, Allah aşkına bu kadar mı korkuyorsunuz bu milletten, bu milletten niye bu kadar endişe ediyorsunuz? Alın karşınıza, konuşun. Diyorlar ki: "Biz mağduruz, mülakat mağduruyuz." Evet, haklılar, mülakat mağdurları. İstediğinizi alıyorsunuz, istediğinizi tasfiye ediyorsunuz, diskalifiye ediyorsunuz. Dertlerini anlatacaklar, dinlesenize kendilerini. "Hayır, dinlemeyeceğiz."

Sonra bir başka uygulamanız daha var; ücretli öğretmenlik. Diyorsunuz ki: "Biz kışın çalıştırırız, tatillerde para vermeyiz, yazın para vermeyiz, SGK'lerini ödemeyiz." E, peki, ne olacak bunlar? Zaten açlık sınırının altında para veriyorsunuz kendilerine. Hak talep ediyorlar. Her şeye para buluyorsunuz, 5'li çetelere para buluyorsunuz, efendim, bu ülkeyi sömüren bir sürü güruha para buluyorsunuz ama öğretmenlerimize "Yarınlar sizin eseriniz olacaktır. Türkiye'nin istikbali öğretmenlerimizin eseri olacaktır." diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, o baninin çatısı altında, kurduğu Meclisin çatısı altında bir çözüm bulamıyorsunuz ve sonra diyorlar ki: "Biz özel sektörde, özel eğitim kurumlarında çalışırken mağdur oluyoruz, maaşları asgari ücret mesabesinde ve açlık sınırının altında." Dertleri var, çileleri var. Pazar günü 41'i, dün 21'i maalesef gözaltına alındı, şu anda da sendikalarının önünde açlık grevi yapıyorlar. Buradan AK PARTİ'li arkadaşlarımıza sesleniyorum: Gidin onları bir ziyaret edin. Gidin onlarla yere oturun, diz çökün, bir dinleyin onları, kulak kabartın. Sırça saraylardan, ışıltılı salonlardan siyaset yapmayın, bir konuşun onlarla, bakın, size neler anlatacaklar, neler söyleyecekler.

Tabii, sıkıntı sadece onlarla da alakalı değil. Haftalardır şu kürsüden, buradan, Meclis çatısı altından müteaddit defalar işçimizin çektiği çileyi anlatıyoruz size; Doruk Madencilik. Defalarca söyledik, Allah aşkına, bu Doruk Madencilik devletten daha mı büyüktür? Aziz Türk milletinden daha mı büyüktür bu Doruk Madencilik? Dünya kadar vermiş olduğunuz ruhsatın sayısı cumhuriyet tarihinde verilmiş ruhsat sayısından fazla. Ankara'nın, sınırlarından daha fazla maden ruhsatı vermişsiniz, milyonlarca teşvik vermişsiniz, milyonlarca liralık teşvik vermişsiniz, Halk Bankasından tam 480 milyon dolar kredi vermişsiniz. Sayıştay raporları müteaddit defalar yazmış, diyor ki: "Bu şirket parasını ödemiyor." "Kamu bankalarından aldığı parayı ödemiyor." diye müteaddit defalar yazmış. Üstelik, bu kredileri alırken de yine devlet arazilerini ipotek göstermiş ve parasının önemli bir kısmını ödememiş ve Sayın Bakanın, Enerji Bakanının "Bu şirket her zaman problemli." dediği bir günde ve "Bir daha da asla ben bunlara ruhsat vermem." dediği bir günde kalktınız, bir ruhsat daha verdiniz, herhâlde bundan almış olduğu cesaretle işçilere zulmetmeye devam ediyor, işçilerin bir kısmı Ankara'nın girişinde bekletiliyor. Efendim, bir kısmının maaşları verildi, ödendi ama önemli bir kısmının maaşları hâlâ ödenmedi, dünya kadar işçimiz mağdur vaziyette bekliyor, bekletiliyor, Ankara'nın, Beypazarı'nın girişinde işçilerimiz çile doldurmaya devam ediyor. Yanı sıra, aynı firmanın, Giresun Şebinkarahisar, efendim, Nesko Madencilik, aynı holdingin çatısı altında. Orada da yüzlerce işçimiz grev yapıyor, sokaklarda, eziyet içerisinde, maaşlarını alamıyor, çocukları feryat ediyor ama herhâlde koskoca devletin, koskoca bakanlığın bunlara gücü yetmediği için, bunlarla ilgili bir şey yapamadığı için onlar da gemi azıya almışlar istedikleri gibi bu millete zulmediyorlar. Ben buradan bir kere daha ilgili bakanlıkları uyarıyorum: Emeğin, alın terinin, hakkını, hukukunu korumasını bilin. Bu millete eziyet edenlere, bu millete zulmedenlere kucak açmayın, devlet olarak gerekeni yapın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bir başka zulüm Edirne Uzunköprü'de yaşandı. Yine, buradaki Özşen Madencilik ödemedi madencilerin hakkını, haftalardır ödememiş. Madenciler üç-dört haftadır eylem yapıyorlar, muhatap bile olmuyor koskoca şirket; semirmiş, şişmanlamış, dünya kadar rant ve talan yapmış şirket madencilerimizin hakkını, hukukunu vermiyor ve nihayetinde madencilerimiz, tam yerin 1.200 metre altına kendilerine hapsettiler, açlık grevine başladılar. Ne yaptı biliyor musunuz koskoca şirket? Şirket binasının içerisine 20-25 adam aldı ve kaynağı belli olmayan silah atışları gerçekleşti. Allah aşkına, biz Teksas'ta mı yaşıyoruz? Ne oldu bu devletin hali, bu hâle düşecek ne oldu bu ülkeye? Aynı dönemde Sayın Erdoğan'ın Selimiye Camiinde dua ettiği bir atmosferde işçilerimiz gittiler, Sayın Erdoğan'a meramlarını anlatmaya çalıştılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - İşte bu esnada, yine, aynen iki gün önce Ankara'da yaşanan manzara yaşandı, işçilerimiz yerlerde süründü. Allah aşkına, hangi yüzyılda yaşıyoruz biz? Tamam, "Türkiye Yüzyılı" falan diyorsunuz da kendinize bu manzaraları yakıştırıyor olabilirsiniz de Türkiye'ye yakışmıyor bu manzaralar. İşçilerimizin yerlerde süründüğü, öğretmenlerimizin darbedildiği, sokaklarda süründüğü, bacaklarının kırıldığı, haklarının verilmediği bir atmosferi siz kendinize layık görebilirsiniz ama biz Türkiye'ye ve Türk milletine layık görmüyoruz.

Efendim, bir başka konu da TRT. Bir süredir devam eden millî maçlar var. Türk Millî Takımı'mıza da başarılar diliyoruz, inşallah önümüzdeki maçlarda daha büyük bir performansla önemli neticeler alacak ve gururumuz Türk Millî Takımı bir üst aşamaya çıkacaktır diyoruz.

Tabii, TRT Türkiye'nin hepsinindir, Türk milletinin tamamına aittir, hepimizin güzide bir kuruluşudur. Dünyada TRT mesabesinde olan yani devlet televizyonu olan hiçbir kurum dışarıdan asla reklam almaz çünkü milletin vergileriyle, milletin desteğiyle ayakta durur, bizim TRT'miz de öyle.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Müteaddit defalar TRT'ye soru önergesi verdik, dedik ki: "İktidarınız döneminde TRT tam 12 milyar dolar vergi toplamış, bizim vergilerimizle ayakta duran TRT muhalefetin sesini, sözünü duyurmuyor, bir tek kelimemizi, bir tek fotoğrafımızı yayınlamıyor." Cumhurbaşkanı Yardımcısına sorduk: "Niye yapıyorsunuz bunu?" Dedi ki: "Biz ancak değer gördüğümüz haberleri yayınlarız, TRT'nin politikası bu." Efendim geçen akşam gördük, İran ile Yeni Zelanda'nın yapmış olduğu maçı sunan TRT spikeri tam dört dakika İran takımına Yeni Zelanda, Yeni Zelanda'nın takımına da İran takımı dedi, oyuncuların isimlerini karıştırdı. Allah aşkına, koskoca marka, hepimizin değeri olan TRT bu kadar pespaye bir şekilde mi yönetilecekti, bu kadar ayaklar altına alınacak mıydı? Yanı sıra, yine baktık, dünyanın hiçbir kanalı su molasında reklam vermez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Ama o kadar açgözlü bir TRT var ki milletten toplamış olduğu 12 milyar dolarlık vergi yetmemiş, o üç dakikayı bile reklam gelirleriyle kullanmaya ve biraz daha semirmeye, biraz daha para toplamaya gayret ediyor; TRT'nin bu uygulamasını şiddetle kınıyorum. Yanı sıra, TRT'yle ilgili son bir konuyu daha dile getireceğim: Geçtiğimiz günlerde TRT'nin önemli bir kadrosunun, önemli bir isminin makam arabasında tam 7,5 kilogram uyuşturucu yakalandı. Aynı TRT'nin birkaç yıl önce, yine canlı yayın araçlarında biri Van'da, biri Diyarbakır'da uyuşturucu yakalandı hiç bu konuyu tartışmadık ve gündeme getirmedik. Allah aşkına, koskoca TRT'nin resmî kurumunun araçlarında uyuşturucu yakalanıyorsa ilgili bakanlıklar ve sorumlu olan genel müdür çıkıp bu millete hesap vermez mi? Buradan sesleniyorum: TRT gibi güzide bir kurumu bu kadar ayaklar altına almaya, iktidarın borazanı yapmaya, "Pravda" medyası yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Son bir cümle, bitireceğim.

BAŞKAN - Buyurun.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Açıkça buradan TRT'ye sesleniyorum: Bir Grup Başkan Vekili olarak bugün TRT'yle ilgili, uygulamalarıyla ilgili son derece önemli açıklamalarda bulundum. Hadi bakalım, bunları akşam TRT'nin ana haberlerinde izleyebilecek miyiz? TRT'nin yaşadığı bu kepazeliği, TRT'nin içinde bulunduğu bu durumu, bu yayın politikasını, bu aymazlığı, bu açmazı, "ben yaptım oldu" anlayışıyla bu pespaye tutum ve tavrını eleştiren bir Grup Başkan Vekilini haber yapacak mı, yapmayacak mı? Buradan son kez ikaz ediyorum iktidarı: TRT sizin kendi borazanınız, kendi "Pravda" medyanız değil, bu milletin, asil Türk milletinin vergileriyle ayakta duran güzide bir kurumdur. Bu itibarla, bu kuruma sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur diyorum.

Teşekkür ediyorum.