| Konu: | DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 109 |
| Tarih: | 02.07.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler.
Önergemiz NATO üzerine. NATO 4 Nisan 1949'da ABD güdümünde kurulan bir askerî örgüt. Her ne kadar "savunma örgütü" deniliyorsa da bir savaş örgütü ve NATO kapitalist dünyanın siyasal, ekonomik, askerî çıkarlarını korumak amacıyla emperyalist bir ittifak olarak da günümüze gelmiş vaziyette. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra aslında kendisinin ifade ettiği varlık gerekçesi ortadan kalkmış olmasına rağmen Afganistan, Libya, Balkanlar ve farklı bölgelerdeki askerî operasyonlarla ABD ve Batılı kapitalist devletlerin küresel, siyasal, ekonomik üstünlüğünü sürdürmek; enerji kaynakları, ticaret yolları ve stratejik bölgeler üzerindeki denetimi güçlendirmek; emperyalist müdahalelere askerî meşruiyet kazandırmak için barışı koruyan değil savaşları, silahlanmayı besleyen bir askerî blok niteliği kazandı ve en başından beri Türkiye, devlet, NATO'ya girmek için kırk takla attı. Ne yaptı? Bakın, Türkiye 18 Şubat 1952'de NATO'ya girdi. Peki, ne pahasına? Öncelikle dendi ki: "Kore Savaşı'na asker göndereceksin; önce oraya asker göndereceksin, sonra ben seni NATO'ya alacağım." Hayatında Kore'nin ismini duymamış insanlar asker olarak Kore'ye gittiler ve asker olarak giden o insanlardan birisi de Zonguldak'ın bir köyünden, annemin babası olan dedemdi. Yedi yıl sonra köyüne döndü ve hiçbir koşulda haber alınamadı. Yani NATO'nun kuruluşunda kan var, NATO'nun kuruluşunda Türkiye'deki yoksul köylülerin kanı var.
Peki, o tarihten bugüne ne oldu? Bosna Savaşı'nda NATO'nun rolüne bakalım; Kosova Savaşı'nda NATO'nun rolüne bakalım; Afganistan'da NATO'nun rolüne bakalım; Irak, Libya ve hâlen Rusya-Ukrayna savaşında NATO'nun rolüne bakalım. Bir de bitmedi, bütün bu yıllar boyunca başka bölgelerde olduğu gibi Türkiye'deki askerî darbelerde NATO'nun rolünü bu topraklardaki devrimciler, sosyalistler çok iyi biliyorlar çünkü bizzat yaşadılar işkence tezgâhlarında. Bir savaş örgütü olan NATO'ya bugün "Hayır." demek, "Üsler kapatılsın." demek, 6'ncı Filodan bugüne sosyalistlerin mücadelesine yol gösteriyor ve mücadele etmeye de devam edecekler.
Peki, gelelim günümüze: NATO Ankara'da toplanıyor, olağanüstü hâl ilan edilmiş vaziyette ve bu arada İstanbul'da bir toplantı oluyor. Bakın, Erdoğan ne diyor orada: Türkiye bu dönemin ruhunu çok iyi okuyan bir devletmiş. Çok doğru, savaşın parçası olmak için dönemin ruhunun savaş olduğunu biliyor ve -bir de övünerek söylüyor bunu- diyor ki: "Yetmiş yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin en başındayız." Bu, övünülecek değil utanç duyulacak bir şey. Aynı zamanda, o konuşmasında uluslararası kurumların itibarının yere serildiğini söylüyor, bunu oradaki parlamenterlere söylüyor. Peki, biz buradan soruyoruz: Bu uluslararası kuruluşların kararlarını, AİHM kararlarını uygulamayan AKP iktidarı, Tayyip Erdoğan, hangi yüzle sen "Uluslararası kuruluşların kararları uygulanmıyor." diyorsun?
Sonra, NATO ABD'dir, ABD İsrail'dir; bunu bilmeyen yok. Bu durumda, NATO'nun Gazze'deki yıkımda ABD güdümünde nasıl rol aldığını biliyoruz ve pedofil Trump'ın herkese dayattığı, adı "işgal planı" olan Barış Kurulunda gururla yer alıyorsunuz. Nasıl yer alabiliyorsunuz bu işgal planında? Gazzeli insanların, çocukların kanı üzerinde olan bu Barış Kurulunda nasıl yer alabiliyorsunuz? Üstelik, daha yeni bu Barış Kurulunun bir taslak metni hazırlandı, diyor ki orada: "Bölgedeki askerî güçler asla soruşturmaya tabi değildir." Onlara bir dokunulmazlık tanıyor; yetmiyor, Gazze'deki tüm kamu kuruluşlarına el koyma hakkı veriyor ve siz bu işgalin parçası olarak gururla devam ediyorsunuz; bir de üstelik NATO'nun müttefiki olarak yalvar yakar oluyorsunuz. "Ne olur bize para verin, ne olur bize alt emperyalist olma hakkı verin bari." diye el pençe divan duruyorsunuz, bütün ülkeyi olağanüstü hâl...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Sadece Ankara'da değil her gün yeni bir ilde yeni yasaklar açıklanıyor. Bir de bunları yaparken 12 milyarı hiç gözünüzü kırpmadan bu emperyalistlere peşkeş çekmek için kesenin ağzını açtınız. Bu arada emekliler ne oluyor, bu arada yoksul kadınlar ne oluyor, bu arada köylüler, çiftçi, esnaf ne oluyor; sizin hiç umurunuzda değil ve bu birkaç günlük NATO toplantısı sırasında kendi ülkenizde bu insanları görünmez kılmak... Elinizden gelse yoksulları, yoksul evleri falan, hepsini birden imha edeceksiniz yani yok olsunlar isteyeceksiniz; bizzat bunu istiyorsunuz.
NATO bir savaş örgütüdür, bu dönemin ihtiyacı savaş değil barıştır, eşit ve özgür yaşamdır; biz bunu kurmak için mücadeleye devam edeceğiz. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)