| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 110 |
| Tarih: | 14.07.2026 |
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Hatibi dinleyince insan gerçekten kuyu tipi S ve Y tipi cezaevlerinden değil de sanki Antalya'da beş yıldızlı otelden bahsediyor gibi düşünüyor doğal olarak. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) - Beni tehdit ediyorsunuz! (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Yurdunuseven, dinleyelim lütfen.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Allah nasip etsin diyorum, konforunu görün, ben memnun değilim yani.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ya dur Allah'ını seversen, "O kadar istiyorsan sen tadına bak." dedi, ne tehdidi ya!
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - O kadar güzel anlattın ki! O kadar güzel anlattın ki dua ettim işte.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Aynı şeyi birazdan ben söyleyeceğim zaten.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Günaydın, Sayın Kılıç Koçyiğit'e söz verdim, dinleyelim, siz de konuşacaksınız zaten.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Tehdit edildiğini iddia ediyor Sayın Milletvekili de öyle olmadığını söylüyoruz.
BAŞKAN - Buyurun, yeniden başlatıyorum.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, gerçekten hatibi dinlediğimizde -tekrar etmek istiyorum- S ve Y tipi, "kuyu tipi" olarak nitelendirilen, önergemizde de yazdığımız hapishanelerden değil Antalya'da beş yıldızlı bir otelden bahsettiğini düşünüyoruz ve hepimizde şöyle bir duyu gelişti: Ya, bizde mi gitsek, orada kalsak, o kadar güzel anlattı ki. Sağlığa erişim var, spor hakkı var, sosyal aktivite var, her türlü işler yapılıyor; muazzam bir cezaevi tablosu çizdi. Peki, gerçek ne Sayın Başkan? Bakın, Antalya S Tipinde Gürkan Türkoğlu, kuyu tipi cezaevine karşı, oradan sevk edilmek ve kuyu tipi cezaevlerini protesto etmek için bedenini açlığa yatırdı ve yaşamını yitirdi. Milletvekiliyiz biz ya, bu Mecliste yaşıyoruz. Bir insan, insanlık onuruyla bağdaşmayan cezaevi koşulları için açlık grevi yapıp yaşamını yitirmiş, vekil gelmiş burada bize masal anlatıyor. 117 bin fazla mahpus var cezaevinde, insanlar yerde yatıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Toparlayacağım.
Sırayla yemek yiyor, sırayla tuvalete gidiyor, sırayla banyo yapıyor, günlerce banyo yapamıyor, insanlar sağlığa erişemiyorlar, ilaçlarını alamıyorlar, revire çıkarılmıyorlar, revire çıkarıldığında, sevk edildiğinde hastaneye götürülemiyorlar. O çok bahsettiği, güzelleme yaptığı idari gözlem kurulları otuz üç yıllık mahpusların infazını yakıyor. Şimdi, bütün bunlar orta yerde dururken gelmiş bizim önergemize "münferit iddia" diyor, hayır efendim, münferit değil sistemin özünü oluşturuyor S ve Y Tipleri. İzolasyon, tecrit, yalnızlaştırma, psikolojik işkence ve hatta süngerli odada işkence yapılıyor mahpuslara, bunlardan haberi var mı sayın vekilin? Buradaki İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna ne kadar başvuru geliyor haberi var mı sayın vekilin? Dönüp bir baksın bütün bu raporlara. Gelen mektuplar var, her gün yüzlerce mektup alıyoruz ya. Mektupları okumak için Komisyon kurdu grubumuz biliyor mu sayın vekil? Cezaevindeki sorunlara yetişmek için.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim.
Hiçbir şeyden haberi olmayan, tozpembe bir tablo çizen, bize masal anlatan bir tablo yok bu ülkede. Evet, Sayın Sibel Suiçmez Vekilimiz çok doğru söyledi, bir ülkenin demokrasi karnesine, siciline bakmak istiyorsanız o ülkedeki cezaevine bakacaksınız, insanların cezaevine konulduğunda yaşadıkları muameleye bakacaksınız. Bugün cezaevleri işkencehaneye dönmüş durumda, tabutlar çıkıyor, hasta mahpuslar adli tıp raporlarına rağmen cezaevinden özgürlüğüne kavuşamıyor, vedalaşma hakkını bile kullanamıyor. O yüksek duvarlarda ışığa, gökyüzüne başını kaldırıp bakmak nasıl bir işkence biliyor mu sayın vekil? Öneriyorum, bir saat gitsin o kuyu tipi cezaevinin avlusunda on dakika beklesin, on dakika sonra yeniden konuşalım, aynı konuşmayı yapacaksa hiçbir şey söylemiyorum ben kendisine.
Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)