GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:110
Tarih:14.07.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Batman) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Günlerdir kamuoyunda tartışılan bir meseleyle ilgili ikinci araştırma önergesini konuşuyoruz ama anlaşamadığımız bir mesele var. Şimdi, elli yıllık bir hikâyeden bahsediyoruz. 1973 yılında bir anlaşma imzalanmış, 1976 yılında bir anlaşma daha imzalanmış ve Kerkük petrollerinin, Irak petrollerinin önemli bir kısmı Kerkük-Ceyhan Boru Hattı üzerinden dünyaya taşınıyor yani en önemli mesele bu. 1973'ten 2010 yılına kadar yani Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarına kadar hiçbir sorun yaşanmamış, hiçbir sorun. 2010 yılında bu sözleşme ilk kez revize edilmiş ve asıl sorunlar ondan sonra başlamış. Bakın, dünyanın en büyük sorunlarının başında enerji sorunları geliyor. Dünyadaki en büyük rekabet, uluslararası güçlerin enerji rekabeti ve dünya savaşlarının kaynağını oluşturan bir meseleden bahsediyoruz.

Şimdi, kimse rakamları söylemedi, ben söyleyeyim: Bu petrol boru hattının günlük kapasitesi 1,5 milyon varil. Yani bir günde o boru hattından 1,5 milyon varil petrol taşınabilir. Biliyor musunuz, ne kadar petrol taşınıyordu? 180-200 bin varil petrol taşınıyordu yani kapasitesinin yedide 1'i kadar taşıma yapılıyordu ve bu boru hattından şu anda -az evvel söylediğim dünyanın en büyük probleminin kaynağı olan bu enerji taşıma meselesinde- iki yıldır herhangi bir taşıma yapılmıyor. 2023'ten 2025'e kadar hiçbir taşıma yapılmadı. Neden? Çünkü Türkiye'de diplomasi artık iyi yürümüyor, sorun çözme kapasitesi yok. Türkiye'nin enerji politikalarını yürüten kadroların sorun çözme becerisi yok. Bu çok büyük bir sorun. Bakın, IMEC diye bir seçenek var.

Şimdi, az evvel Lütfü Bey "İyi bir pazarlık yapılabilmeli, elimizde olanaklar var." falan dedi ama öyle değil. Başka koridorlar var, başka koridorlar tartışılıyor. Siz ,elinizdeki boru hattını kullanamıyorsunuz. Yani şimdi Irak Hükûmeti şu anda kapasitesinin artırılmasını istiyor "750 bin varile çıkaralım." diyor. Türkiye'nin de iddiaları var, diyor ki: "Biz 1,5 milyon varile çıkaralım. Hatta, sadece Kerkük'ün petrolünü taşımayalım, Irak'ın tamamının petrolünü taşıyalım, hatta bunun yanına doğal gaz hattı taşıyalım. Hatta Körfez'in Kuveyt başta olmak üzere diğer ülkelerinin petrollerini de buradan taşıyalım." Ama bu konuda herhangi bir adım atılabilmiş değil. Orada 1,5 milyarlık ceza duruyor, 1 milyar 471 milyon dolar.

Ayrıca, bu hesaplaşmadan bahsediliyor, o konuda da yanlış bir bilgi var. Bu mahsuplaşma yapıldı. Aslında Türkiye Cumhuriyeti devletine tahkimin kestiği ceza 2 milyar dolar civarında ve bu mahsuplaşma sonucunda bu ceza 1 milyar 471 milyon dolara düştü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.

BAŞKAN - Tamamlayın.

MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Devamla) - Şimdi, sonuç olarak bir sorun var; Türkiye, tarihinin en büyük cezalarından biriyle karşı karşıya, bunun bir faturası olmalı. Yani bir kamu görevlisi bir arabayı kullanırken, kamuya ait bir arabayı kullanırken özel işi için kullandığında 10 kilometre fazla yol yapsa o kamu görevlisinden bu parayı tahsil ediyorsunuz. Peki, kamuyu, Türkiye Cumhuriyeti devletini 1,5 milyar dolar zarara uğratan bir politikanın hesabı olmamalı mı? Bu konuyla ilgili hiç kimse hesap vermemeli mi? Bakanlar Kurulundan kimin imzası varsa veya BOTAŞ'ın yönetiminde kimin imzası varsa veya Hükûmetten kimin sorumluluğu varsa bunlarla ilgili bir rücu hakkı olmamalı mı, bir soruşturma olmamalı mı? Yani biz bunun üzerine yatmalı mıyız? "Olabilir, Hükûmetimiz yanlış yapmış, biz de paşa paşa 1,5 milyar doları ödemeliyiz." mi demeliyiz. Biz, böyle olmadığını düşünüyoruz. Sorumluluğu olan herkesin hesap vermesi gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)