GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:113
Tarih:22.07.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyasi iktidarın koltuğunu korumak uğruna yapamayacağı hiçbir şey kalmadı ve önüne geleni, canını kim sıkıyorsa tutuklamaktan çekinmiyor. Tutuklama furyasından son olarak da nasibini alan maalesef, yine gazeteci Alican Uludağ oldu.

Alican Uludağ gerçek bir gazeteci, bildiğini yazan, önemli yolsuzlukları ortaya çıkaran ve halkın haber alma hakkına saygı duyan bir gazeteci. Şubat ayında aldılar, tutukladılar. Amaç onu susturmaktı, sindirmekti, geri adım attırmaktı, cezaevine bir şekilde koymaktı. Aradılar, taradılar suç yaratmaya çalıştılar. 22 paylaşımının içerisinde Cumhurbaşkanına hakaret buldular, halkı kin ve düşmanlığa tahrik buldular, 217'ye halkı alenen yanıltıcı bilgi yayma suçu uydurdular ve üç ay cezaevinde tuttular, İstanbul'da tuttular. Ankara'daki gazeteciyi, Ankara'daki Cumhurbaşkanına hakaret ettin diye İstanbul Terörle Mücadele Şubeye aldılar ve cezaevine koydular doksan gün. SEGBİS'le duruşmasını yapmaya kalktılar ve sonunda tahliye oldu çünkü suçu yoktu. Dün tekrar gözaltına alındı. Yine, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, Türkiye Cumhuriyeti'ni alenen aşağılama ve yanıltıcı bilgileri alenen yayma.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de yargının geldiği durumu, içine düştüğü pespayeliği, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının asla söz konusu olamadığını, yargının siyasetin bir sopası hâline geldiğini bilmeyen var mı, duymayan var mı, söylemeyen kaldı mı? Ama amaç Alican Uludağ'a ve onun nezdinde tüm özgür gazetecilere gözdağı vermek, susturmak ama başaramayacaklar.

Değerli arkadaşlar, AHBAP Derneği deprem sonrasında 158 milyon dolar para toplamış, milyarlarca liralık para trafiği söz konusu. Bu şirket, İçişleri Bakanlığı Dernekler Şubesinin denetimi altında, hesaplarının da denetleniyor olması gerekir, beş yıl boyunca denetlenmiş olması gerekir. Bugün, ucunun nereye gittiği belli olmayan, kimlerin karıştığının belirsiz olduğu ve kimlerin sonunda gerçekten buradan menfaat elde ettiğinin ortaya çıkması için zaman gereken bir durumda cadı avcılığı yapıyorlar ve kurtulmaya çalışıyorlar. Oysa, zamanın İçişleri Bakanlığı, zamanın Dernekler Şubesiyle ilgili bürokratları burada sorumluluk altındadır. Asıl bakılması gereken, bu paralar harcanırken siz neredeydiniz, nasıl seyrettiniz, görevinizi niye eksik yaptınız veya buradan nasıl paralar veya rantlar kazandınız sorusunun sorulmasıdır. Bu sorulmuyor, Sayın Emre Kartaloğlu'na, TÜRMOB Genel Başkanlığı yapmış iki dönem ve şu anda bizim parti meclis üyemiz olan arkadaşımıza uzanıyorlar. Efendim, TÜRMOB, 2023 yılında Ahbap'ın başvurusu üzerine dört aylık bir zaman dilimini incelemiş. İnceleyen kim? TÜRMOB. Süre ne? Dört aylık bir süre. O dört aylık sürede TÜRMOB incelemiş. "Vay, sen TÜRMOB'un Genel Başkanıymışsın, gel bakalım, seni hapse atalım." demenin anlamı şudur: Nerede Cumhuriyet Halk Partili görüyorlarsa cezaevine koyuyorlar. Zamanın İçişleri Bakanları, zamanın Emniyet Genel Müdürleri, zamanın derneklerle ilgili şube müdürleri, daire başkanları, genel müdürleri, "Hesaplar tertemizdir." diye raporların altına imza atanlar neredeler? Nerede yargılanıyorlar? Niye tutuklanmıyorlar? CHP'lilere karşı yapılan ikili hukuk uygulamasıdır. Bu, asla kabul edemeyeceğimiz ve eninde sonunda milletin vicdanına çarpacak, despotluktur, diktatörlük girişimidir.

Değerli arkadaşlar, yargı Cumhuriyet Halk Partiliyi görünce, gazeteciyi görünce, bağımsız görüşlerini ifade edenleri görünce herkesi hapse atmakta çok mahir; belediye başkanlarını gizli tanıklar üzerinden beldesinden, ilinden koparıp parmaklıklar arkasına atıp aylarca, yıllarca iddianame bekletir ama asla yakalamadığı yandaşları var. Bakın, Kahramanmaraş'ta Ezgi Apartmanı; beyler kolonu kesiyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Depremde Ezgi Apartmanı 35 kişiye mezar oluyor ve bu kişiler, sahipleri, sekiz yüz yetmiş altı yıl hapis cezasına çarptırılıyorlar ama tam yeti yüz gün firariler ve sonunda lüks bir villada yakalanıyorlar; aranmamışlar, sorulmamışlar, takip edilmemişler, hayatlarına devam etmişler. Sadece hayatlarına devam etmemişler, ticaretlerine de devam etmişler, ticareti de devletin organlarıyla yapmışlar. Jandarmayla ticaret yapmışlar, AKP'li belediyelerle ticaret yapmışlar, Sağlık Bakanlığıyla, Adalet Bakanlığına dondurma satmışlar, böyle bir Türkiye! Yandaş olunca, 35 kişinin katili dahi olsanız, yedi yüz yılla yargılansanız bile tutuklanmıyorsunuz ama Cumhuriyet Halk Partili iseniz bir ifade, bir gizli tanığın sözü veya böylesine iftiralarla cezaevine konuyorsunuz, işte Türkiye'nin geldiği durum!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Emir.

MURAT EMİR (Ankara) - Değerli arkadaşlar, her gün emeklilerden bahsediyoruz. Bir torba yasa getirecekler, emekli maaşını 20.000 liradan 23.552 liraya çıkaracaklar, yapa yapa bu beyler 3.552 lira zam yapabildiler. Oysa birazdan burada Rusya'ya Akkuyu Nükleer Santrali üzerinden milyarlarca dolarlık peşkeş çekildiğini konuşacağız. Bütçede para var, her şey var ama yapmıyorlar.

Bir de Faruk Çelik var, burada mı bilmiyorum, kendisi tabii Genel Kurulu fazlaca kullanmıyor. 2008'deki bu 5510 sayılı aslında "sosyal güvenlik reformu" dedikleri ama emeklileri perişan eden yasanın mimarı var. Şimdi, beyefendi, şikâyetçiymiş, prim ödemeye gerek olmuyormuş, prim ödeme ile alınan maaş arasındaki bağ kopmuş, bu nedenle tekrar bir reforma ihtiyaç varmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun, son dakika Sayın Emir.

MURAT EMİR (Ankara) - Ya, bu reformun sahibi sensin güya, bu çöküntünün sahibi sensin. O zaman söylemişiz, demişiz ki: "Bu uygulamalar emekliyi sefalete sürükler, emekliyi açlığa mahkûm eder, emekliyi taban aylığa mahkûm eder." Taban aylık uygulaması 2019'da başlamış, şimdi, taban aylığı 23.552 lira yaptıklarında emeklilerin yarısı taban aylık alıyor olacaklar. Yani, bu sistemin mimarı, bu çöküntünün bizzat mimar olan Bakan, bugün bundan şikâyetçi. Zaten hiçbir sorumluluk almıyorsunuz. Sayın Hulusi Akar da burada, 2019'da S-400'leri getiren oydu. Şimdi "Bu problemi çözdük." diyen de o. Hangisi sorun? Bu sorunu siz yarattıysanız siz çözüyorsunuz, S-400 sorunsa niye getirdiniz? Eğer sorun değilse niye "Çözdük." diyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Hazır gelmişken Sayın Bakan açıklarsanız seviniriz.

Teşekkür ederim.