| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 115 |
| Tarih: | 24.07.2026 |
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bugün ayın 24'ü, maalesef, biz Meclisin ne programından ne planından, önümüzdeki hafta ne yapılacağından ne konuşulacağından, hangi kanun maddeleri üzerinde görüşüleceğinden haberdar değiliz. Bir yasa konuşuluyor, önemli bir yasa, daha adı üzerinde bir mutabakat yok, bir grup diyor ki "kök yasa" bir başka grup "çerçeve yasa" diyor. İçeriği nedir, nasıl bir şey önümüze gelecek? Bununla ilgili de hiçbir malumatımız yok, Meclisin geldiği hâl bu arkadaşlar.
Gelelim kanun maddesine, kanun tekliflerine; 6 farklı komisyonunu ilgilendiren, 22 farklı kanunda, 2 kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapan bir paket geldi önümüze. Kaliteli iş yapma hedefinden uzaklaştı Meclis, alakalı alakasız hemen her yasayı Plan ve Bütçe Komisyonuna gönderiyorsunuz. Kanun maddelerine baktığımızda birbiriyle hiç alakası olmayan birçok kanun maddesini, kanun teklifini görüyoruz. Getirdiğiniz kanun maddeleri, aslında, arkadaşlar, sizin son yirmi beş yılda uyguladığınız politikaların yarattığı tahrifatın bir itirafı. Mesela, sürekli liyakatten bahsediyorsunuz zira farkındasınız, liyakati bu ülkede mahvettiniz.
Kanun maddelerine bakacak olursak 18'inci madde var, önemli bir madde, emekli aylıklarına dair düzenleme yapılıyor burada; bunu -büyük bir lütuf ve nimet gibi- en düşük emekli aylığını 20 bin liradan 23.552 liraya yükseltmişsiniz yani 3.552 lira artış yapmışsınız. Dün de ifade edildi, günlük 120 lira daha fazla para harcayabilecek hâle getirmişsiniz emekliyi. Vallahi, sağ olun, çok teşekkür ediyordur herhâlde emekliler. Emekliler bu 3.552 lirayla şunları artık yapmaktan vazgeçerler herhâlde: Ulus'taki otel odalarında hayatlarını idame ettirmekten vazgeçecek bir miktar galiba bu ya da torununa harçlık verebilecek duruma geldi emekli ya da 70 yaşına gelmesine rağmen çalışmak zorunda olan emeklinin sorunu bu verilecek parayla çözülecektir! Ayın önemli bir kısmında karnını tam doyuramayan emeklinin sorununun bu 3.552 lirayla çözüleceğini iddia etmek tam bir dünyadan kopma hâli, Türkiye'yi artık görmeme, tanımama hâlidir. Türkiye'yi zaten şükür ve lütuf ekonomisine çevirdiniz. Hani gençlere diyorsunuz ya "Çıkar, telefonunu göster." diye, emekliye de "23.552 lira neyinize yetmiyor?" diyeceksiniz pek yakında. Türkiye gibi zengin, potansiyeli, refahı paylaşabilecek bir ülkede siz insanları yoksulluğu paylaşabilecek hâle getirdiniz. Bakın, emekliler öğrencilere evlerinin odasını kiraya veriyor; öğrenciler yurtlarda barınamadığı için, özel yurt ücretlerini karşılayamadığı için, kiralık evlerin ücretlerini karşılayamadığı için emeklilerimizin bir göz odasına kira karşılığı yerleşiyor, emekli de verdiğiniz parayla geçinemediği için bu öğrencileri evine almak zorunda kalıyor. Geçtiğimiz aylarda Birleşik Emekliler Sendikasını ziyaret ettim, bir eylem yapıyorlardı ve dediler ki: "İktidarın vekilleri gelsin, bu emekli aylığıyla geçinsinler." Dedim ki: Bir yıl geçirebilirler mi? "O kadar insafsız değiliz, sadece bir ay geçinebileceklerini bize göstersinler, bütün bu iddialarımızdan vazgeçeceğiz." Bilmiyorum, bu sizler için herhangi bir anlam ifade ediyor mu?
Değerli arkadaşlar, bakın, gidin turistik yörelerimize, gelişmiş ülkelerin emeklileri, Japon'u, Fransız'ı, Alman'ı ve Rus'u geziyorlar; emekli olmuşlar, artık hayatlarının keyfini sürüyorlar ama asrın liderinin ülkesinde bizim insanımız için asıl sıkıntı ömrünün bir kısmını tamamladıktan sonra başlıyor. Emekli olduktan sonra bizim insanımız "Asrın lideri." diyorsunuz ya, onun ülkesinde büyük sıkıntılara gark oluyor. Sizin döneminizde en düşük memur emeklisinin en düşük memur maaşına oranı yüzde 96'dan yüzde 43'e geldi; işte, sizin ayarınız bu.
Bakın, biz diyoruz ki: "Gelin, en düşük emekli maaşını asgari ücret kadar yapın yani bu yaptığınız yüzde 17,5'luk zammı yüzde 40'a tamamlayın; bunu SSK ve BAĞ-KUR emeklileri için de yapın." Ya, ilk altı ayda 1,5 trilyon faizi ödüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Merkezî yönetim bütçesi aylık gerçekleşmeleri üzerine olumlu gidişat var." Bütün bunları yapabiliyorsunuz, 5,1 milyon emeklimizi mağdur etmeyin, azıcık vicdanınız olsun. Tabii, sizin döneminizde bir bürokrat, SGK Genel Müdürü çıktı, dedi ki: "Fazla yaşıyorlar." Herhâlde yaklaşımınız, zihniyetiniz bu, yoksa böyle bir ücreti reva görecek bir anlayışı, inanın, ben anlamakta güçlük çekiyorum.
Gelelim 28'inci maddeye. 28'inci maddede ifade edilen hususların çok boyutlu olarak ele alınması önem arz ediyor. İktidar diyor ki: "Siber güvenliği güçlendiriyoruz." Biz de diyoruz ki "Elbette güçlendirelim, zira çok önemli." Bugün önümüze getirilen düzenlemeyle BTK'nin bilgi birikimi, teknik altyapısı, veri merkezleri, personeli, sözleşmeleri ve yetkilileri yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığına devrediliyor. Burada problemi yok ama peki, nasıl arkadaşlar? Kimlerin devredileceğine kim karar verecek? Hangi kritere göre, neye göre karar verecek? Hangi personel kalacak, hangisi gidecek? Hangi altyapının nasıl kullanılacağını kim denetleyecek? Bunların hiçbiri net ve şeffaf değil. Bir kurumun görevlerini etkin ve kesintisiz sürdürülebilmesi için yıllar içinde oluşan kurumsal bilgi birikiminin, uzman insan kaynağının ve kurumsal hafızanın da heba edilmemesi gerekir. Aldığımız bilgilere göre, personelin görev yeri ve çalışma düzeniyle ilgili belirsizlikler aylardır devam ediyor. Bu durum elbette ki çalışanların da motivasyonunu ve kurumsal aidiyetini yok etme noktasına getirmiş.
Bakın, kanun diyor ki: "Uygun görülen personel yeni Başkanlığa geçirilecek." Kim bu uygun görülen personel, ne demek bu? "Uygun görülen personel..." Kime göre uygun, hangi ölçüte göre uygun? Liyakat nerede? Objektif kriter nerede? Performans değerlendirmesi var mı? Yok. Bunların hiçbiri belli değil. Böyle belirsiz ifadeler maalesef, kamu yönetiminde liyakat tartışmalarını da çok daha fazla büyütüyor. Devlet kadroları kişilere göre değil kurallara göre şekillenmelidir arkadaşlar. Uygun görülen personel aktarılacakmış... Kişiye göre ve bir iki kişinin iki dudağının arasına sıkıştırılmış bir uygulama.
Türkiye'nin güçlü bir siber güvenlik sistemine ihtiyacı var mı? Elbette var. Hele de verilerimizin çalındığının iddia edildiği bir yerde elbette ki siber güvenliğe ihtiyaç var. Bakın, abes olan nedir biliyor musunuz? Yıl 2026, biz hâlen Siber Güvenlik Kurumunun yapılanmasını tartışıyoruz. Bakın, dünya neyi tartışıyor? Dünya şu anda otonom bir yapay zekâ ajanının belirlenen sınırları aşarak internete çıktığını ve "Hugging Face" denilen gerçek sistemlere nasıl eriştiğini tartışıyor yani kötü niyetle kullanılan bir yapay zekâdan falan bahsetmiyorum, yapay zekâda geliştirilmiş bir otonom ajan bugün siber güvenliği, her türlü güvenlik duvarını delebiliyor. Biz hâlen BTK'den Siber Güvenlik Başkanlığına nasıl kaydırılma yapılacak, ne olacak, bunu konuşuyoruz. Çin, 29 ülkeyle bir araya geldi ve Dünya Yapay Zekâ İş Birliği Örgütü'nü kuruyor, biz bisiklete binen bir valinin kıyafetini tartışıyoruz arkadaşlar. Elbette ki siber güvenlik önemli ama bunun bu kadar geç, 2026 yılında konuşuluyor olması...
İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Valilerin sosyal medya kullanımlarını tartıştık, bisikletle alakası yok.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Sizin söylediğinize bir şey söylemiyorum. Tartıştı mı ülke? Tartıştı. Gereksiz miydi? Gereksizdi. Helal olsun o valiye, örnek oldu, bisiklete bindi.
İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Helal olsun sana ki...
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Tartışılacak hiçbir şey yok. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Helal olsun sana ki, işte o zihniyetteki valiler...
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Konuyu anlamından koparmayın, size yönelik bir ifadede yok!
İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Senin gibi insanlar iktidar olursa, senin gibi insanlar karar verici olursa o zihniyetteki valiler öyle gezer.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Size yönelik bir ifadede yok, işinize bakın, ne söylediğim gayet net.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Neyse... Şimdi birkaç çift laf edeceğim ama yeri değil.
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Bu nedenle diyoruz ki siber güvenliği güçlendirelim ama hukuk devletini zayıflatmayalım, kurumları güçlendirelim ama denge ve denetim mekanizmalarını da ortadan kaldırmayalım. Devleti büyütmek başka şeydir, devleti güçlendirmek bambaşka şeydir. Biz güçlü, şeffaf, hesap verebilir bir devlet anlayışını savunuyor, bu maddeye de bu gerçeklerden dolayı karşı çıkıyoruz. Ayrıca, kamu hizmetlerinde aksama yaşanmaması ve yetişmiş devlet kadrolarının küstürülmemesi için de konunun takipçisi olacağımızı belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)