GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:116
Tarih:28.07.2026

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; kurucu 91 milletvekili arkadaşımla beraber kurmuş bulunduğumuz Yeni Partinin Grup Başkan Vekili olarak ilk yasama haftasında topluma ve milletimize hitap etmenin heyecanını yaşıyorum. Yeni Parti büyük bir yenilikle ve heyecanla Türkiye'de milletimizin dertlerine derman olmaya geliyor, öncelikle bunu ifade edeyim.

24 Temmuz 2026 tarihinde kurduk Yeni Partiyi yani Lozan'ın 103'üncü kuruluş yıl dönümünde kurduk; Mustafa Kemal Atatürk'ün, Gazi'nin izlediği yolu izleyerek kurduk. Önce Hacı Bayram Veli Camisi'ne gittik, oradan Birinci Meclise yürüdük, oradan Anadolu Kulübüne geçtik ve milletin kurduğu partiyi yasallaştırdık. Evet, artık Türkiye'de, siyasi tarihimizde bir Yeni Parti var ancak bu parti müktesebatı itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Yüz üç yıl evvel Lozan ilan edildi bu memlekette, Lozan Antlaşması imzalandı ancak Lozan'ı anlayabilmek için önce Sevr'i, Kurtuluş Savaşı'nı, İzmir İktisat Kongresi'ni ve arkasından Lozan'ı çok iyi bilmek gerekir. Üzülerek söylüyorum ki Lozan'ın 103'üncü yıl dönümünün üzerinden yalnızca dört gün geçti ve ilk kez ben burada bir Grup Başkan Vekili olarak Lozan'ı dile getiriyorum. Neydi Lozan? Evet, söyleyelim: Osmanlı bir emperyal hevesle Birinci Dünya Savaşı'na sokulduğunda, köylülerin kanları dört bir tarafa âdeta emperyal heveslerle döküldüğünde geride bir şey kalmamıştı ve bununla da yetinilmedi, Damat Ferit başkanlığında gitti Osmanlı Hükûmeti, İstanbul Hükûmeti Sevr Antlaşması'nı imzaladı; tarih 1920. Ordular dağıtılmıştı, âdeta iktisadi, siyasi tüm bağımsızlık elimizden alınmıştı ve orada bir Kurtuluş Savaşı başlatıldı. Kürt'üyle, Türk'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, bu memleketi oluşturan 13 milyon insan bütün olanaklarını seferber ederek bir Kurtuluş Savaşı başlattı. O Kurtuluş Savaşı, memleketi düşmandan temizledi, arkasından Lozan ortaya çıktı, Lozan'a davet edildi. İsmet Paşa önderliğinde oraya gidildi ve iki buçuk ay sonrasında emperyal devletlerin bu tavizleri vermeye yanaşmaması üzerine, kapitülasyonları kaldırmayı istememesi üzerine, işgal ettiği topraklardan çekilmeyi reddetmesi üzerine iki buçuk ay sonra kesildi o görüşmeler. Heyet Ankara'ya geri döndü ve iradeye bakın ki on gün sonra İzmir İktisat Kongresi toplandı. Bu kongrede Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduğunda tarım nasıl idare edilecektir, ticarette ne yapılacaktır, sanayide ne yapılacaktır, bunların tamamının âdeta dünyaya meydan okuması gerçekleştirildi ve hemen arkasından yeniden toplanan Lozan Antlaşması'nda kapitülasyonlar kaldırıldı, Türkiye'nin sınırları belli edildi ve hep beraber kurduğumuz cumhuriyeti 13 milyonla birlikte hep birlikte ilan ettik. İşte bugün de o "hep birlikte"nin biz heyecanını yaşıyoruz. "Hep birlikte"nin heyecanını yaşamak ne demek? Üzerinden yüz üç yıl geçmiş, bu memlekette barış içinde yaşamak demek; bu memlekette demokrasi içinde, refah içinde yaşamak demek. Peki, karşı karşıya bulunduğumuz tablo nedir? Bakın, var olanı tekrar etmekten çoktan vazgeçtik, sadece birkaç saptama; görece yoksulluğun 17 milyon 361 bin kişiyi etkilediğini söylüyor TÜİK. TÜİK her zamanki gibi yalan söylüyor çünkü bu memlekette 10 milyon insan asgari ücret alıyor, 28 bin lira asgari ücrete mahkûm 10 milyon insan ve biz biliyoruz ki açlık sınırı 35 bin lira yani 10 milyon insan açlık sınırının altında ve siz onlara diyorsunuz ki: "Yılbaşından yıl sonuna kadar böyle devam edeceksiniz, size beş kuruş para vermeyeceğiz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bununla da yetinmiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Asgari ücret Türkiye genelinde çok pahalı, bölgesel asgari ücret bulalım, bazı bölgelerde sömürüyü daha da derinleştirelim, insanlar 28 bin lira da alamasınlar." İşte ortaya koyduğunuz vizyon bundan ibarettir, sömürüyü derinleştirmekten. En düşük emekli aylığı alan 5 milyon insan var. 20 bin liradan 23.552 liraya yükselttiniz, öyle mi? Bunun için mi açık tutuyorsunuz bu Meclisi, bunun için mi bu turuncu koltuklarda oturuyorsunuz? İşsiz sayısı 12 milyon arkadaşlar, 12 milyon. Türkiye'nin en klasik sektörü olan tekstili bu memlekette tutamadınız, tekstil Mısır'a kaçtı, Mısır'a. İnsanlar ürettiğine, üreteceğine bin pişman oldular. Yoksulluk almış başını gidiyor. Dünyada tarımın başladığı toprakları bütün tarım ürünlerinde dışarıya net bağımlı hâle getirdiniz; çiftçinin yaşı 58, çiftçi iflas ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Gıda enflasyonunda memleketi dünyanın 5'inci ülkesi hâline getirdiniz, mutfakta çorba kaynamıyor. Peki, bütün bunlara karşılık ne yapıyorsunuz? 2 trilyon 740 milyar TL'yi gözünüzü kırpmadan faize veriyorsunuz.

Eğitim ortadan kalkmış, LGS sonuçları gösteriyor ki çocuklar matematik, fen ve Türkçe okuryazarlığında bütün OECD ülkelerinin en arkasına gerilemişler. Eğitim Bakanı olarak oraya oturttuğunuz adamın ideolojiden başka, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihine âdeta küfretmeye kadar varan hakaretlerinden başka yapabildiği hiçbir şey yok; üstelik, bundan da gurur duyuyor.

Arkadaşlar, bugün gazetede diyor ki adam: "Aylık gelirim 3 milyon lira, benden internetten sipariş alıyorlar, siparişe göre kol bacak kırıyorum ya da dükkân kurşunluyorum ya da sipariş gelirse adam öldürüyorum, ayda 3 milyon lira kazanıyorum." Bu memleketi çetelere mahkûm ettiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

Son dakikayı veriyorum.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - 305 bin kapasitesi olan cezaevlerine 420 bin insanı tıktınız, içeriye koyduğunuz adamlara yatacak yatak bile veremiyorsunuz. Bunları artırmak mümkün, bakın, bunlar bu memleketin kaderi değildir. Bu Mecliste birbirimize bağıra çağıra siyaset yaparak bir adım atamadık; şimdi, artık çözüm zamanı. Burada asla çözüm üretemeyeceğiniz yasa maddeleriyle bizleri oyalamaktan vazgeçin. Hadi hep beraber sahaya çıkalım. Vatandaş sizi bekliyor sahada, kimisinin yakasına yapışmak için, kimisinin de sıvazlamak için vatandaş sahada bekliyor. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Şunu söyleyeyim: Yeni Parti olarak sahaya çıkacağız. Kim bizle beraber? Filenin Sultanları kazandığında boğazı düğümlenen herkes bizle beraber. Yeni Parti geliyor, Türkiye sorunlarına çözüm geliyor.

Teşekkür ederim. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)