GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:117
Tarih:29.07.2026

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, orman yangınları yine yaz dönemi geldiği zaman artık yüreğimiz titrer oldu. Gene nerede orman yangını çıkacak? Bu yangınlar ne kadar sürecek? Can kaybı olacak mı, mal kaybı olacak mı? Açıkçası en büyük endişemiz hâle geldi, âdeta yaz gelmesini istemez olduk. Dün de Antalya'nın Kaş ilçesinde başlayan orman yangınına müdahalesi sürerken bu sefer Muğla'nın Seydikemer ilçesinde de yeni bir yangın haberi geldi. Yangının söndürülmesinde görev alan vatandaşlarımıza, çalışanlarımıza, emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz. Tabii, bu yangınlar yalnızca ormanları değil, bütün bir ekosistemi, tarımsal alanları, zeytinlikleri, hayvancılığı, bağları, bahçeleri ağır şekilde tahrip ediyor. Bununla birlikte uzun zamandır devam eden sorun, yangınla mücadelede kullanılan araç gereçlerin modernizasyonu, uçak ve helikopter sayısının artırılması, orman köylüsünün desteklenmesi, yangın havuzlarının geliştirilmesi, personel sayısı ve eğitimi gibi konularda alınan önlemler ne yazık ki hâlâ yetersiz. Diğer taraftan, özellikle yer ekiplerindeki personel yetersizliği, koordinasyon sorunları ve liyakatsiz atamalar erken müdahaleyi zayıflatmakta, önleyici bakımlar yerine yalnızca yangını söndürmeye odaklanmaktadır. Uzmanlar yangınlar çıkmadan alınabilecek tedbirler olduğunu yıllardır yinelemektedir. Bu çerçevede, biraz önce zikrettiğimiz eksiklerin derhâl giderilmesi, onun yanı sıra Orman Genel Müdürlüğü bütçesinin artırılması, orman yangınlarıyla mücadele ulusal kurulunun kurulması ve tüm paydaşları kapsayan bir koordinasyonun sağlanması, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaş ve sözleşmeli erlerin istedikleri takdirde orman işçisi ile muhafaza memuru olarak istihdam edilmeleri ve Türk Hava Kurumunun yeniden yapılanıp güçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Türkiye bu sorunları çoktan aşmalıydı ama bir an önce artık aşılmasına ihtiyaç var.

Diğer taraftan başka bir başarısızlık portresi eğitimde karşımıza çıkıyor. En sonunda yükseköğretim sınavlarında ÖSYM tarafından ilan edilen 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı verileri acı bir gerçeği ortaya koydu. Açıklanan verilere göre temel yeterlilikte artan sıfır sayısı sistemin öğrencilerin nitelikli bilgi ve beceriden kopardığını gösteriyor. Nitekim sınavda sıfır çeken öğrenci sayısı geçen yıl 40.818 iken bu yıl yüzde 64 artışla 67.087'ye çıkmış. Bu tablo sadece sınav stresiyle açıklanamaz değerli milletvekilleri. Bu veriler aynı zamanda birer siyasi değerlendirme değil acil eylem gerektiren somut bir enkazın fotoğrafıdır. Yapılması gereken, tüm çocuklarımızın bilimsel, çağdaş, eğitimde fırsat eşitliğini yeniden sağlayacak bir eğitim sistemine geçilmesidir. Devlet ve ülke genelinde eğitime ayrılan bütçe artırılmalı ve kamusal eğitim parasız olmalıdır. Eğitim sistemi en çok üzerinde durmamız gereken konulardan biridir.

Gene o kadar çok konu var ki bir türlü çözülmeyen ve âdeta yılan hikâyesine dönen. Bakın, bir tanesi de çalışma yaşamındaki sorunlardır. Çok uzun yıllardan beri söylüyoruz, çalışma yaşamı çok büyük problemleri içeriyor. ILO standartlarından son derece uzak, gerekli tedbirlerin alınmadığı, sigorta sisteminin burada çalışmadığı bir yapıyla Türkiye hiçbir yere gidemez. Nitekim, ülkemizde iş kazaları sorunu son derece ciddi olup her yıl birçok çalışanımız hayatını kaybetmektedir. 30 Haziran 2012 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası vardır. Bu yasa büyük iddialarla çıktı; iş kazalarını azaltacağı, can kayıplarını önleyeceği söylendi ama nitekim sonuçlar bunun böyle olduğunu göstermiyor; tam tersine, iş kazaları artıyor, can kayıpları artıyor ve artık kamuoyu bunlara "iş kazası" demiyor "iş cinayetleri" diyor. Rakamını da verelim: Nitekim, İSİG Meclisi verilerine göre 2013-2026 Haziran ayları arasında -on üç buçuk yılda- 25.923 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş. Çok büyük rakamlar bunlar; ocaklar sönüyor, çocuklar yetim kalıyor yani bu şekilde bir sistemle Türkiye'nin hiçbir yere gitmesi mümkün değil. Bu veriler aynı zamanda da bu yasanın da burada hiçbir rolü olmadığını gösteriyor. Nitekim, yasada ciddi problemler var. Örneğin, iş güvenliği uzmanlarının ve iş yeri hekimlerinin işverenle ücret ilişkisi kurması ve iş sağlığı ve güvenliği sisteminin piyasa yönelimli özel şirketlerce yerine getirilmesine dayalı iş yeri eksenli denetim sisteminin işlemediğini biz açık ve net olarak görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Yine, kamu kurumlarının bu sisteme dâhil edilmesi gerekirken yapılan yasal değişikliklerle yürürlük tarihi sürekli olarak ileriye erteleniyor ve bunun sonucunda bütüncül bir sistemi ne yazık ki bir türlü devreye sokamadık. O yüzden Türkiye'nin vakit kaybedilmeksizin iş sağlığı ve güvenliği sistemini yeniden gözden geçirmesi, özellikle inşaat, tarım ve madencilik kollarına özel düzenlemeleri bir an önce uygulamaya koyması ve hepsinin genelinde ILO normlarına uygun bir sistemi kurması gerekmektedir.

Tabii, bu yaşanan iş cinayetleri, bu çalışma hayatındaki sorunları aslında ülkede çok ağır bir biçimde cereyan eden işsizlik oranlarıyla ortaya koyarız. İşsizlik oranları AKP iktidarının açıkladığı gibi yüzde 8'ler seviyesinde değil, yüzde 30'lar seviyesindedir; çok yüksek oranlar söz konusu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Yani tabii, burada istatistiki sınıflama yaptırdığınızda, sadece iş gücüne katılımlar üzerinden baktığınızda bu yüzde 8'i bulursunuz ama aslında çalışmayıp ama iş bulacağına inanmadığı için ya da değişik nedenle iş gücüne katılmayanları koyduğumuzda da 10 milyonun üzerindeki kişi Türkiye'de işsizdir ve yükseköğretimde de bu işsiz sayısı diğer bütün ortalamaların üzerindedir. Bunlar çok ciddi rakamlar, çok ciddi verilerdir; hızlı bir biçimde ele alınması, bu konularda gerekli politikaların oluşturulması ve bu sorunların çözülmesine ihtiyaç vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkenin sorunlarının çözülmesi için her zaman düşündüklerimizi, politikalarımızı ve somut önerilerimizi hem toplumumuzla hem yüce Meclisimizle hem de vatandaşlarımızla paylaşıyoruz, paylaşmaya devam edeceğiz.

Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)