| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada sadece bir Meclis araştırması önergesini değil bu ülkenin vicdanını konuşacağız çünkü adaletin gecikmesi sadece dosyaların raflarda beklemesi anlamına gelmiyor. Geciken adalet, geciken hayat demek, geciken umut demek, geciken özgürlük demek.
Hukuk devletinin en temel ilkesi şudur: Suçluluğu kesinleşinceye kadar herkes masumdur. Uzayan mahkemelerle alakalı geçtiğimiz hafta getirilen yasa çok önemliydi, bunun için teşekkür ediyoruz. Duruşmaların en fazla üç ayda bir görüleceğine dair bu teklifi bizler de destekledik ama eksik, orada kalmamalı. Bu araştırma önergemizde bahsettiğim konularda da yeni kanunlara ihtiyaç var. "Masumiyet karinesi" dediğimiz o ilke sadece Anayasa’nın bir maddesi de değil, insanlık tarihinin en büyük kazanımlarından bir tanesi masumiyet karinesi. Bu ilke devletin vatandaşına verdiği en temel güvence. Bu ilkeye göre suçlu kendisinin suçsuz olduğunu ispatlamak zorunda değil, tam tersine suçluluğunu ispat etmek yargıya düşüyor. Peki, bugün durum gerçekten böyle mi? Ne yazık ki hayır. Bugün tutuklama, hukukun öngördüğü istisnai bir koruma tedbiri olmaktan çıktı, fiilî bir cezalandırma yöntemine dönüştü. Kanun diyor ki: "Tutuklama, delillerin karartılmasını veya kaçmayı önlemek için başvurulacak geçici bir tedbirdir." Adam ifade vermek için yurt dışından buraya geliyor, mahkeme de diyor ki: "Bunun yurt dışına çıkma şüphesi var, o yüzden tutuklayacağım." Ya, adam hakkında gözaltı kararı verdiniz diye uçağa binip atlayıp geldi buraya, siz de kaçma şüphesi var diye adamı tutukluyorsunuz, böyle bir garabet olur mu? Yani uygulamaya bakıyorsunuz, insanlar yıllarca tutuklu kalıyor, mahkemeye çıkmayı bekliyor, dosyanın görülmesini bekliyor, hüküm verilmesini bekliyor ve öyle dosyalar var ki insanlar sonunda aldıkları cezadan daha uzun süre tutuklu kalmış oluyorlar. Aykut Erdoğdu bunlardan birisi. Adamın hakkında karar verilmiş olsa yattığı ceza verilen cezanın en az 2-3 misli. Böyle bir hukuksuzluk garabetini burada kaldırmak sizlere düşüyor, bu hukuk değil çünkü, bu adalet değil. Mahkeme kararını beklerken ömründen yıllar çalınan bir insana "Kusura bakma, cezan zaten içeride geçirdiğin süreden daha azmış." böyle bir şey dediğiniz zaman bunu yazacak bir hukuk kitabı bulamazsınız, kaybedilen yıllarını o adama kimse veremez. Çocuğunun büyüdüğünü göremeyen babalar var içeride, anne ve babasının cenazesine gidemeyen evlatlar var. İşini, ailesini, itibarını kaybeden vatandaşa hangi mahkeme o zamanı geri verecek? Geçen hafta Meclisten geçen on ikinci yargı paketinde bahsettim. Davaların uzamaması için iki duruşma arasındaki süreyi üç ayla sınırlandırdınız. Bu çok önemli bir şeydi ama bunun -gerisini getirmeniz için tekrar ediyorum- bu doğru adımın gerisini getirmeniz için bu tutukluluğa da makul ve kesin bir sınır getirmek zorundayız.
Hukukta daha fazla hukuk fakültesi açtık biz, daha fazla hâkim yetiştirdik, daktilolar gitti, UYAP geldisi, SEGBİS geldi, e-tebligat geldi, hatta yapay zekâ geldi. Yapay zekâ öyle bir noktaya geldi ki bazı kararları insaf ve vicdan açısından değerlendirdiğinizde yargının verdiği kararlardan çok daha vicdanlı. Biz hâlâ uzun yargılamalardan, uzun tutukluluktan bahsediyoruz. Dosya yığınlarını konuşuyoruz burada. Demek ki mesele sadece teknoloji değil, mesele adliye yapmak, büyük saraylar yapmak da değil, o büyük sarayların içerisine adaleti yerleştirmek, mesele zihniyet meselesi. Düğmesi olmayan cübbelerin iliklenmeye çalışılmasıdır mesele. Türkiye artık insanların kararı hukuka göre mi, yoksa başka saiklerle mi verildiğini görüşülür, konuşulur hâle geldiği bir ülke oldu. Haksız da değiller insanlar. Silivri orada, bir gün gidin, oraya görün. Siz adaleti sadece bir mahkeme kararı zannediyorsunuz herhâlde. Adalet sokakta güven, piyasada istikrar, devlette itibar olarak karşımıza çıkıyor. Bunun içinde önce o ülkede hukuk önünde herkes eşit olmalı. Biraz evvel Sayın Leyla Usta AK PARTİ'li belediyelere yapılan soruşturmalardan bahsetti. Hiçbir AK PARTİ'li belediye başkanının bugün Sayın Sinem Dedetaş'ın alındığı gibi sabahın köründe 06.22'de evinden gözaltına alınıp hemen yarım saat sonra da fotoğraflarının basına servis edildiği oldu mu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Sinem Dedetaş'ın neye göre yargılandığını biliyor musunuz, ceza alacağını biliyor musunuz? Masumiyet karinesi nerede? Hiçbir şey yok. Sadece siz istiyorsunuz, sadece intikam uğruna bu tutuklamaları yapıyorsunuz ve yanlış yapıyorsunuz. Önümüzdeki süreçte bu yanlış yaptıklarınızı çok daha iyi anlayacaksınız. Bunu FETÖ tutuklamalarında da söyledik. Buradaki arkadaşlarımız şu anda milletvekili olan Tuncay Özkan'ı altı sene yatırdılar, altı sene sonra beraat ettirdiler. Aynı uygulamalar bugün ismi "FETÖ" değil ama "AK PARTİ iktidarı" ismiyle devam ediyor.
Yargının yavaş işlemesinden değil zindana atılıp unutulmaktan korkar hâle geldi insanlar.
Şunu da unutmayın, hep bunu söylüyorum: Zulümle abat olanın akıbeti berbat olur. İnşallah olmazsınız, böyle bir dileğim yok.
Saygılar sunuyorum. (İYİ Parti, Yeni Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)