| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu arada, YENİ YOL Partisine yeni siyaset hayatında başarılar diliyorum.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yeni Parti artık.
HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Özür dilerim, Yeni Partiye, geri aldım, Yeni Partiye...
İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Bu Yeni Partililer bu karışıklığın sebebi oldular.
HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Evet, Yeni Partiye, kusura bakmayın. HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Evet, Yeni Partiye, kusura bakmayın.
Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Osmanlı Devleti'nden bu yana sürdüregeldiği belediyecilik hayatı 170'inci yılını doldurmak üzeredir ancak son iki yılda uygulanan belediyecilik Türk siyasetini domine edecek hâle gelmiş ve bloke etmiştir.
Türkiye'de belediyeler kamunun vazgeçilmez unsurlarından biridir ve meşruiyetini halktan alan, seçimle gelen kurumlardır. Dolayısıyla bu belediyelerin üzerinde oynanan siyasi tasarruflar hukuk dışı, kanun dışı olursa ne ahlaka ne vicdana ne de demokrasiye yaraşır. Özellikle son iki yılda silkeleme operasyonuyla başlayan, daha sonra 19 Mart sendromuyla süren ve iki yıla yakın süreden bu yana hiçbir hukuk dinlemeden süregiden bu olay Türk siyasetine ciddi manada zarar vermiştir ve aynı tempoyla devam ederse zarar giderek büyüyecektir.
Şimdi Türk belediyeciliğinin ve belediye başkanlığının ehemmiyet ve önemini anlamak için Türkiye'de Anadolu'da söylenilen bir söz vardır: "Belediyeler ve belediye başkanları bir para basamaz, bir de adam asamaz." derler. Bu iki ilke bu uygulamayla yerle bir olmuştur. Evet şimdi, adam asmak yok ama belediye başkanları gecenin bir saatinde evlerinden kaldırılarak ters kelepçeyle sorgusuz sualsiz cezaevine atılır, iki yıl müddetle sorgusu ve yargısı bitirilmeden bekletilebilir ancak belediyeler dediğimiz zaman yanlış anlaşılmasın, iktidar belediyeleri bu sorgudan muaftır. Bütün sorgulamalar muhalefet belediyelerinin üzerine yüklenmektedir. Buradaki hadise, burada meydana gelen temel meseleleri, kök meseleleri konuşmadan sadece sonuçlar üzerinde faaliyeti sürdürmeye devam edersek hiçbir yere varamayız.
Şimdi değerli milletvekilleri, mevcut düzen çerçevesinde belediyeler ve belediye başkanları para basabilirler. Neyle basacaklar? Ellerinde bir İmar Kanunu var. Bunu kullanarak kat artışı, efendim, emsal artışı vesair gibi sebeplerle hem de çok sıfırlı paralardan ibaret para basabilirler. Bu, denetlemeye açık olmalı, yanlış yapıldığı zaman bu yanlışı yapanlar bunun hesabını vermelidir ama ne yazık ki Türkiye'de siyasetin, sporun ve diğer giderlerin finansmanına belediye idaresi alet edildiği için bu çok sıfırlı basılan rant paralarının hesabı kimseye sorulmamaktadır. Sadece "Yaptınız mı?" diye muhalefet belediyelerine sorulmuş olması da doğru bir şey değildir. Ayrıca, Türkiye'de belediyeler, özellikle bu büyükşehir belediyesi hikâyesiyle birlikte eskiden KİT'ler vardı, bu KİT'leri yok ettik ama şimdi BİT'ler var. BİT kaç tane var Türkiye'de belediyecilik sisteminde? Bir rivayete göre 1.000, bir rivayete göre 1.500. Ne yapıyor bu BİT'ler? Belediye bütçesinden aldıkları paraları belediyenin adına diğer kurumlarda, Kamu İhale Kanunu'nun şartları içerisinde harcamaya devam ediyorlar. AK PARTİ iktidarında Türkiye'de 200 defanın üstünde Kamu İhale Kanunu değiştirildikten sonra, bu Kanunu'nun uygulaması sonucunda meydana gelen olaylardan dolayı onu bunu suçlu tutarak yola devam etmemiz asla ve asla mümkün değildir. O zaman eğer Türkiye bu modelle, kamu idaresinin dışındaki yerel idareleri vesayet altına alarak, halkın seçme hakkını kadük hâle getirerek belediyeciliği sürdürecekse isterseniz gelin, bu belediyeleri kapatalım. "Yok, aksi takdirde Türkiye'nin belediye kurumuna, yerel idareye ihtiyacı var ve buradaki yöneticileri halk seçecek." diyorsanız; bugün, yasaların boşluklarından istifade edildiğini iddia ediyorsanız ve burada birtakım sorumluluklar görüyorsanız; gelin, yeni ve modern bir belediye yasası yaparak insanları töhmet altında bırakmaktan kurtaralım.
İkincisi, vesayet müessesesi Belediye Kanunu'na aykırı bir şeydir. Belediye başkanını bir suçtan dolayı görevden alıyorsanız, meclis içerisinde seçebilirsiniz. Bütün bunların usul ve esaslarını bir kenara bırakarak "Ben güçlüyüm, her şeyi yaparım." diye düşünebiliyorsanız, bu işlerin tamamını devlet idaresini deruhte ederken bütün işlerin arkasına koyarsanız o zaman Türkiye'de ne demokrasi kalır ne ahlak kalır ne maliye kalır ne ekonomi kalır, bütün kurumlar yerle yeksan olur. Bu Türk milletinin hayrına bir iş değildir. Bu yanlıştan vazgeçilmesi doğru olacaktır.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)