| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkari) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen değerli halklarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu madde bir ek ödeme cümlesi gibi sunuluyor, oysa meselenin özü bir cümleden çok daha büyük. Aynı serviste sabahlayan, aynı nöbete giren, aynı ameliyatı yapan insanların emeği arasında sınır çizilmesi, bir ameliyathanede aynı hastaya birlikte müdahale eden uzmanlık öğrencilerinden birinin emeğini görünür, ötekinin emeğini görünmez sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Eşitlik ilkesi aynı durumda olanların aynı muameleyi görmesini ister; hizmet aynıysa, yük aynıysa, alın teri aynıysa hukuk da aynı ağırlıkta konuşmak zorundadır yani eşit emek varsa eşit ücret ödenmelidir. Sağlık hizmeti emekle yürür; bir hekimi sabah 08.00'de hastanenin kapısından içeri sokup gece yarısına kadar çalıştırıp sonra o emeğin mali karşılığını statü gerekçesiyle silerseniz ortada adalet değil, ayırımcılık üretmiş olursunuz. Emeğin rengi, pasaportu, kökeni olmaz; esas olan hizmetin niteliği, emeğin karşılığı ve hukukun vicdanıdır. Emeğin pasaportu olmaz, adaletin de sınırı olmaz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tıp ve diş hekimliğinde görev yapan yabancı uzmanların eşitsiz şekilde ücretten pay almaması Anayasa'ya açıkça aykırı olmasına rağmen bu kanun teklifine konuldu ve muhalefetin itirazlarıyla geri çekiliyor. Bu, görünüşte olumlu bir adım olarak görünse de AKP'nin yasa yapma mantığını gözler önüne seren yeni bir örnektir. Sizlere defalarca hatırlattık, yine hatırlatalım: Anayasa'ya açıkça aykırı olan maddeleri kanunlara, torba yasalara serpiştirmekten vazgeçin.
Sayın Başkan, biz öğrenim görürken bizlere üniversitenin özerk olacağı, kendi yöneticilerini kendilerinin seçeceği öğretilmişti ama ne yazık ki günümüzde görüyoruz ki kayyum pratiğiniz her yere dadandı, üniversitelere, akademilere de el attınız. Bu, açıkça bir zulüm politikasıdır; buna karşı direnen akademisyenleri buradan saygıyla selamlıyorum. Yine, bizler öğrenim görürken burs alıyorduk ve bu burs bizim yurt paramıza yetiyordu yani barınmayı çözebiliyorduk, bir nebze de beslenmeyi halledebiliyorduk; bugün verdiğiniz burs bir öğün yemeğe yetmiyor. Öğrenciler beslenmek için çalışmak zorunda kalıyor, barınmak için daha fazla mesai yapmak zorunda kalıyor ve üniversite öğrenimlerine böyle devam etmek zorunda kalıyorlar. Hasbelkader üniversiteyi bitirebilenler olursa sizler onları da elemek için bir sadakat sistemi getirmişsiniz, mülakat getirmişsiniz. Öğrenci üniversiteye girmek için çokça emek veriyor, yıllarca çalışıyor, üniversite sınavını kazanıyor, üniversitede öğrenimini tamamlamak için yıllarca emek veriyor, çalışıyor, bazen barınamıyor, bazen geçinemiyor, bazen beslenemiyor, dişini tırnağına takarak üniversite öğrenimini bitiriyor, siz onları mülakata sokuyorsunuz yani "Yandaş değilseniz çalışamazsınız." diyorsunuz. Yine, diyelim ki mülakattan geçti ve bir iş buldu, geçimini sağladı. Bu sefer de yıllarca dua etmek zorunda kalıyor, "Aman Allah'ım bir tane KHK yayınlanmasın, bir zulüm daha ortaya konulmasın, KHK'yle ihraç olmayayım." diyorlar, sizler o zulmü de yapıyorsunuz. Binlerce KHK'li ürettiniz, binlerce KHK mağduru oluştu ama siz gözlerinizi KHK mağdurlarına kapattınız. Buradan KHK mağdurlarına da seslenmek istiyorum. Bizler DEM PARTİ olarak sizlerin yanındayız, mücadelenizi mücadelemiz biliyoruz ve haklı mücadelenizde başarıya ulaşmanız için elimizden gelen her şeyi yapacağız.
Şimdi, ben kendi öğrenim hayatımdan örnekler verdim. Yurt ücretimizi ödeyebildiğimiz, beslenebildiğimiz, hasbelkader üniversiteyi bitirebildiğimiz yıllardan bahsettim. Tahmin edersiniz ki yaşım o kadar büyük değil, bahsettiğim süre 2012-2016 yani bundan on dört yıl ve on yıl önce. On yıl önceye kadar üniversite öğrencileri geçinebiliyordu ama bugün yeterli olanaklara sahip değiller çünkü bir ayrım çizgisi var; sizlere yandaş olanlar sizin yurtlarınıza girebiliyor, sizin kaynaklarımızdan faydalanabiliyor, yandaş olmayanlar da sokakta yatmak zorunda kalıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ONUR DÜŞÜNMEZ (Devamla) - Biz bu tezahürü daha önce de biliyorduk, bir çeteye bağlı olanlar onların yurtlarında barınabiliyordu, sonuç ortada.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine öğrencilerin geleceksizliğinden bahsetmek istiyorum. Adını sanını bilmediğimiz iş yerlerinden bozma binlerce üniversite var. Üniversiteler sadece diploma dağıtma kurulları hâline getirilmiş, sadece diploma veriyorlar. Adını sanını bilmediğimiz binlerce fakülte var, buralardan öğrenciler mezun ediliyorlar ama biliyoruz bu işsizlik ordusunun başını yine üniversite mezunu işsizler çekiyor. Bu, bir zulümdür, bu politikanızı derhâl gözden geçirin. Bu torba yasalar ne öğrencilerin sorununa çare oluyor ne akademiyi düzenliyor ne de halkımıza bir umut vaat ediyor. Gelin umudu birlikte var edelim diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)