GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:118
Tarih:30.07.2026

GÖKÇE GÖKÇEN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; YENİ PARTİ grubumuz adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. YENİ PARTİ'li olarak ilk kez Genel Kurulumuza hitap ediyorum.

Demokrasi tarihimizde çok sayıda siyasi parti kapatıldı, çok siyasetçiye yasak getirildi. Cezaevleri siyasi düşünceleri nedeniyle cezalandırılan insanlarla dolduruldu. Ancak tarih boyunca milletimiz, iradesinin karşısında duranların net ve kararlı cevaplar verdi. Bazı yollar kapatıldıkça halkın iradesiyle buluşan siyaset yeni yolları açtı çünkü fikirler ve umut esir alınamaz. Yeni Parti daha kurulduğu gün ülkemizin demokrasi tarihinde bu anlamda önemli bir yer almıştır. Daha da güzel günleri göreceğiz, hepimize hayırlı olsun.

Değerli arkadaşlar, 16'ncı madde üzerine söz alıyorum. Bu maddede özetle, akademide 67 yaş üzeri zorunlu emekliliğe tıp ve diş hekimliği bölümleri açısından istisnalar getiriliyor. Neden sadece tıp ve diş hekimliği? Gerekçede, madde gerekçesinde herhangi bir gerekçe yazılmamış. Anayasa'mızda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde yer alan eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı eşit koşullardaki kişilere eşit uygulama olmasını, eğer farklı uygulama olacaksa bunun objektif ve makul bir nedene dayandırılmasını gerektirir. Objektif ve makul bir nedene, aslında burada herhangi bir nedene dayandırılmayan bu düzenleme eşitlik ilkesine aykırıdır. Yeni Parti Grubu olarak bu düzenlemenin tüm öğretim üyelerini kapsayacak şekilde genişletilmesini öneriyoruz.

Ayrıca, maddede kanunun 30'uncu maddesine atıf yapılıyor. Bunu da şu anda görüştüğümüz kanun teklifinin 3'üncü maddesiyle değiştiriyorsunuz. 67 yaşını geçmiş olan öğretim üyelerinin sözleşmeli çalışmaları için yetkiyi üniversiteden alıp YÖK'e devrediyorsunuz.

Burada bir kanun yapıyoruz fakat kanun teklifinin ne olduğunu anlayabilmek için birbirinden bağımsız ve en uzak köşelere konulmuş 4 metni bir arada incelememiz gerekiyor. Torba kanun kadar sorunlu olan bu yaklaşım, kanun değişikliklerinin anlaşılır olmasının önüne geçmesi bakımından da demokratik ilkelere aykırıdır.

Sayın vekiller, nitelikli akademisyenlerin üniversitelerden kopmamasından daha büyük bir sorun genç akademisyenlere bu ülkede hiç ama hiç değer verilmemesidir. Ben milletvekili seçilmeden önce araştırma görevlisi olarak çalışıyordum. Araştırma görevliliği akademinin en güvencesiz kısmıdır. Doktora aşamasındaysanız kadrolara alınmazsınız çünkü uzun yıllar asistanlık yapmanız istenmektedir. Yüksek lisanstan başlarsınız. Önünüzde daha yıllar olduğu için fikriî üretimi en son aşamada yapmanız beklenir. Sizden beklenen, idari işler ve sekreterliktir. Fikir emeğinin en yüksek olabileceği yıllarda siz bir taraftan geçinemezken, diğer taraftan da doktoranızı bitirdiğinizde işsiz mi kalacağınızı düşünürsünüz. Bu yüzden, yaptığınız bütün planlar da kısa vadelidir. Danışmanınız ifade özgürlüğünüze saygı duymuyorsa akademik hayatınızı kolayca yakabilir. Akademik hayatınız sadece normalmiş gibi kabullenilen mobing sebebiyle de yanabilir. Bu güvencesizlik içinde işsiz kalabilir, 30 yaşından sonra yepyeni bir meslek dalını öğrenmek zorunda kalabilirsiniz. Her sene daha da fakirleştiğinizi hissedersiniz. İşe ilk başladığınız yıllardaki alım gücünüz ve öz saygınız siz tecrübe kazandıkça azalmaktadır. Akademiye girebilmek için yaşanan rekabeti, girdiğiniz sınavlarda duyduğunuz heyecanı, sabahlara kadar tezle uğraştıktan sonra tuttuğunuz sınav nöbetlerini ve aldığınız eğitimi düşünürsünüz. Size "İdealist olma, akademisyen olma." diye tavsiye verenleri düşünürsünüz. Sevdiğiniz mesleğin sevdiğiniz meslek olmaktan uzaklaşmasını izlersiniz. Bir taraftan akademik özgürlüklerini kullanan hocalarınız ihraç edilir. Bir taraftan öğrencileriniz kampüste saldırıya uğrar. Kampüse polis girer, saldıranların değil saldırılanların götürüldüğünü görürsünüz. Öğrencileriniz kulüp açar, etkinliklerinin yasaklandığını görürsünüz. Üniversiteyi binalardan, sıralardan, amfilerden ibaret, içi boş bir yer olarak hayal edenler ile üniversiteyi piyasa için ucuz iş gücü yetiştirme merkezli olarak hayal edenler el ele bu ülkenin değerli insan kaynağını başka ülkelere işte böyle kaptırıyoruz. Bu torba kanunda araştırma görevlilerine, akademide güvencesizliği çözmeye dair hiçbir şey yok. İktidarımızda üniversite özerkliğini sağlayacağız, üniversitede kayyum düzenini sonlandıracağız, YÖK'ü kaldıracağız, akademide sömürüyle, tacizle, mobbingle mücadele edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÖKÇE GÖKÇEN (Devamla) - Akademisyenler bu ülkede hak ettiği gibi güvenceli çalışacak. Öğrenci kulüp kuracak, tartışacak, konuşacak. Araştırma görevlisi kişisel asistanlık yapmayacak, bilim üretecek, hakları için örgütlenecek. Ülke yönetiminde aşırı merkezîleştirme sonucunda yerel ihtiyaçlarının hiçbir kıymetinin kalmadığı gibi, üniversiteleri de rektörün ve YÖK'ün etrafında topladınız. İktidarımızda üniversitelerin bölümleri, kürsüleri kendi kararlarını kendileri verecek. Koordinasyon görevi yapacak olanlar siyasi görüşe göre kadro dağıtım mercisi olmayacak. Rektörlük de milletvekilliğini kapamayanların teselli merkezi olmayacak ve kimse barışı savundu diye on sene Danıştay önünde beklemeyecek.

Hepinize saygılar sunuyorum. (Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)