GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:118
Tarih:30.07.2026

METİN ERGUN (Muğla) - Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Muhterem milletvekilleri, akademisyenlerimiz üniversitelerimizin ve bilimsel üretimin vazgeçilmez unsurlarıdır ancak buna rağmen akademi mensupları ne yazık ki uzun yıllardır ekonomik, sosyal ve akademik baskılar altında ezilmektedir. Bu tablo yalnızca akademisyenlerimizi değil, üniversitelerimizin eğitim kalitesini, bilimsel rekabet gücünü ve ülkemizin geleceğini de doğrudan olumsuz etkiler hâle gelmiş durumdadır. Aynı zamanda genç ve nitelikli beyinlerimizi yurt dışına yönlendirmekte, ulusal bilim kapasitemizi her geçen gün daha da zayıflatmaktadır. 2002 yılında yoksulluk sınırından yüzde 230 daha fazla olan profesör maaşları, günümüzde yoksulluk sınırında sadece ve sadece yüzde 30 daha fazladır; bu rakamlar derin bir alım gücü kaybını göstermektedir. Diğer taraftan, akademik teşvik ödeneği yıllardır güncellenmektedir. Akademisyenlere yönelik bürokratik yükler sürekli artarken çalışma şartlarını iyileştirmeye yönelik verilen vaatler ise bir türlü hayata geçirilememiştir, geçirilmemektedir. Vakıf üniversitelerinde durum devlet üniversitelerindekinden çok daha vahimdir. 2024-2026 döneminde sadece İstanbul'daki üniversitelerde 446 akademisyen -şimdilik 446 akademisyen- norm kadro fazlası ve ekonomik daralma gerekçeleriyle işten çıkarılmıştır. Birçok akademi mensubunun ise işten çıkarılmasıyla ilgili hukuki süreç devam etmektedir. Üniversiteler âdeta ticarethane mantığıyla yönetilmekte, akademisyenler ise bilim üreten insanlar değil, azaltılması gereken bir gider kalemi olarak görülmeye başlanmıştır özellikle vakıf üniversitelerinde. Yine benzer şekilde özlük hakları açısından da ciddi güvensizlikler, güvencesizlikler yaşamaktadırlar. 50/d madde statüsündeki araştırma görevlilerinin tamamına yakını doktora sonrası işsizlik kaygısı taşımaktadır. Yeniden atama baskısı, mobbing ve idari keyfîlik akademik üretkenliği baltalamaktadır. Güvenlik soruşturması düzenlemesi ise akademik özgürlüğü doğrudan tehdit etmektedir. Bu düzenleme genç araştırmacılara otosansürü dayatmakta, eleştirel düşünceyi ve özgür akademik tartışma ortamını âdeta bir güvenlik sorunu hâline getirmektedir. Liyakat yerine nepotizm ve siyasi kadrolaşma ön plana çıkmakta, doçentlik ve profesörlük atama süreçlerinde bilimsel kriterleri sağlamak dahi atanmak için yeterli olmamaktadır. AR-GE harcamalarının gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 1.46'da kalır iken araştırma izinleri fiilen kullandırılmamaktadır özellikle yine vakıf üniversitelerinde.

Muhterem milletvekilleri, bu tablo sürdürülebilir değildir. Akademiye yönelik ciddi bir reform programı hazırlanması gerekmektedir. Öncelikle üniversitelerimiz yayın odaklı yapıdan toplumsal etki üreten kurumlara dönüşmelidir. Bu minvalde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu sadeleştirilmeli, rektörlük ve yönetim yapıları objektif kriterlere göre yeniden düzenlenmelidir. Ayrıca, akademi mensuplarının maaşlarına özel iyileştirme yapılmalı, teşvik sistemi nitelik odaklı hâle getirilmelidir. Benzer şekilde vakıf üniversitelerinde keyfî işten çıkarmalar derhâl durdurulmalı ve işe iade kararları uygulanmalıdır.

Son olarak da akademik özgürlük güvence altına alınmalı, güvenlik soruşturmasına ilişkin düzenlemeler yürürlükten kaldırılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

METİN ERGUN (Devamla) - Zira, bilim insanına değer vermeyen, akademik özgürlüğü güvence altına almayan ve üniversitelerini güçlendirmeyen hiçbir ülkenin küresel rekabette kalıcı başarı elde etmesi mümkün değildir. Üniversitelerin ülkemizin geleceği olduğu unutulmamalıdır. Akademinin ve akademi mensuplarının sorunlarını çözmek milletimizin aydınlık yarınlarını inşa etmek demektir. Bilim insanları özgür ve güvenceli bir ortamda çalışabildikleri takdirde Türkiye küresel rekabette hak ettiği yeri fazlasıyla alacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)