| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 118 |
| Tarih: | 30.07.2026 |
KAYIHAN PALA (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Buraya gelirken değerli bir iktidar milletvekili arkadaşımız "Aleyhte olan her şeyi çıkarttık, tekrar neden itiraz ediyorsunuz?" dedi. Ben şimdi size söyleyeyim. Bakın, YÖK'le ilgili bir düzenleme yapıyorsunuz, YÖK Kanunu'yla ilgili. İlk şunu hatırlatayım: Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelirken YÖK'le ilgili ne söz vermişti? "Kaldıracağız." dediniz değil mi? Yirmi dört yıl geçti, bırakın kaldırmayı, YÖK'ün etkisini daha yüksek bir hâle getirdiniz, onu daha merkezî bir karar verici organ biçimine dönüştürdünüz. Basit bir örnek vereyim: Bu kanun teklifinde çok ciddi bir ayrımcılık var. Daha önce emekli olmuş tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesinden öğretim üyelerinin geri gelmesine olanak sağlıyorsunuz. Bir tıp fakültesi öğretim üyesi olarak bunu doğru buluyorum. Bilime ve eğitime katkısı olan 67 yaşını geçmiş öğretim üyelerinin geri gelip bu hizmete kamu üniversitelerinde devam edebilmesi değerli. Peki, hukuk fakültesindeki bir hocamız için bu düzenlemeyi niye yapmıyorsunuz? Ya, mühendislik fakültesi? Ya, sosyal bilimler? Çünkü diyorsunuz ki YÖK "Uygun bulmadı." Bu kararı YÖK mü verecek yoksa iddia ettiğiniz gibi Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde milletvekilleri mi verecek? Buradan soruyorum gerçekten samimiyetle: Siz buna nasıl el kaldıracaksınız? Çünkü tıp ve diş hekimliği için düzenlediğiniz bu düzenlemeyi akademinin diğer alanlarında düzenlemediğinizi insanlara nasıl anlatacaksınız? Bu kabul edilebilir bir durum değil. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Bakın, en başta şunu söyleyeyim: Komisyonda da söylediğimiz ve söylediğimizin sonunda Komisyon üyelerinin de ikna olduğu önemli 2 tane maddeyi bu kanundan çektiniz. Bu çok önemli bir gelişme. Bir tanesi yabancı uyruklu tıp fakültesi asistanlarının ek ödemelerinin kesilmesiydi, kanundan çıkardınız. Bir diğeri de 25'inci maddede az önce çok güzel söylendiği gibi öğretim elemanları için öznel değerlendirmelere dayanan bir güvenlik soruşturması teklifinizi geri çektiniz. Bunlar önemli ama bu teklifleri niye geri çekmek zorunda bırakıp da tekrar tekrar Meclisin gündemine getiriyorsunuz? Bunların akademiye hiçbir yararı olmaz. Akademi, üniversite, yükseköğretim bilgi üreten yerlerdir. Bilginin de eleştirel olması kaçınılmazdır. Eleştirel bilgi üretiyor diye bir öğretim elemanının, bir yardımcı doçentin, bir doçentin, bir profesörün kadroya alınmaması kabul edilebilir mi? Buradan bilim bir adım yukarı çıkabilir mi? Buradaki konuşmacılar çok sayıda örnek verdiler. Türkiye'de yüksek öğrenimde çok ciddi sorunlar var. Öğrenciler iyi yetiştirilemiyor; öğretim elemanları, öğretim üyeleri ise mutsuz, gelecekleriyle ilgili ciddi kaygılar içerisindeler. Araştırma yapmanın olanakları yeterince sağlanmış değil, eğitim olanakları yeterince sağlanmış değil. 200'ün üstünde üniversite var, çok sayıda, 120'nin üstünde tıp fakültesi var. Bunlardan bir ya da birkaçının ilk 500'de, ilk binde olup olmadığı üzerinden "Bu iyidir ya da kötüdür." diye bir tartışma yürütülüyor. Değerli arkadaşlar, dünyaya bir bakın, örneğin Çin'e bakın, son otuz yılda nasıl bir gelişme gösterdiğinize bakın. Türkiye maalesef, sizin iktidarınız döneminde bırakın gelişme göstermeyi, bütün endeksleri tartışırız, koyarız ortaya, geriye gitmiştir.
Bu kanun teklifi bunlardan hiçbirisine bir katkı sağlamıyor ama kanun teklifinde önemli düzenlemeler var. Örneğin, bir tanesi öğrenci affı; destekliyoruz. Değişik gerekçelerle, yoksulluk, yoksunluk, dezavantajlık, deprem; eğitim hakkından geri duranlar için yeni bir düzenlemedir, iyi bir düzenlemedir, katılıyoruz.
Ayrıca, sahtecilikle ilgili çok geç kalmış olmasına rağmen bir düzenleme yapılmasını da doğru buluyoruz. Bunun yanı sıra üniversitelere kadro verilmesi de doğru ama bakın, örneğin, yan dal uzmanlarını Sağlık Bakanlığındaki eşleriyle aynı düzeye getirecek bir tavan düzenlemesi yapılırken -doğru bir düzenleme- yan dal uzmanı olmayanlar için hiçbir düzenleme yapmıyorsunuz. Temel bilimlerde olanlar, yan dal uzmanı olanlar neden bu haklardan yararlanmasınlar? Komisyonda dile getirdik. Ayrıca, 2 şeyin daha altını çizeyim: Böyle yaparak temel ücretlerin önemini daha da azaltıyorsunuz, giderek artık "temel ücret" diye bir kavram kalmayacak. Defalarca dile getirdik. Burada eğer öğretim üyelerinin refahına bir katkıda bulunacaksınız temel ücretleri artırmayı düşünmelisiniz. Aksi hâlde bu çok fazla bir işe yaramaz. Bu arada tavan diye bir düzenleme yapıyorsunuz ama üniversitelerin döner sermayesi zaten çok ciddi sıkıntıda, bakalım bu tavandan kimler bu ücretleri alabilecek? Dolayısıyla üniversite döner sermayelerini desteklemeden, üniversite hastanelerini desteklemeden...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
KAYIHAN PALA (Devamla) - ...böyle bir düzenleme yapmanın hayatta karşılığı yok.
Ayrıca burada dile getirildi, hani barış akademisyenleriyle ilgili bir düzenleme, neden onları bu kanun kapsamında hemen göreve iade edecek şekilde bir düzenleme yapmıyorsunuz; niye? Anlaşılır gibi değil.
Üniversitelerin adlarını değiştiriyorsunuz, kendi üniversitemden örnek vereyim. Ben girdiğimde Bursa Üniversitesiydi, sonra Uludağ oldu, şimdi Bursa Uludağ Üniversitesi. Değerli arkadaşlar, böyle yaparak kurumsallaşmayı zedeleyen işler yapıyorsunuz, bunu da vurgulamak isterim.
Öğrenciler iyi yetiştirilmiyor, öğretim üyeleri mutsuz, emek gücü süreci de planlamanın, yetiştirmenin ve istihdamın birbirini tamamladığı bütünlüklü bir süreç olarak ele alınmıyor. Bu koşullarda bu kanunun maalesef yükseköğretim alanına katkısı çok sınırlı kalacaktır. Getirin doğru düzgün bir kanun YÖK'ü de kaldırmak üzere, burada hep birlikte kabul edelim.
Teşekkür ederim. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)