GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:04.03.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Enflasyon rakamları açıklandı. TÜFE yıllık yüzde 31,75, aylık yüzde 1,78; inanılmaz bir rakam. Hani, dünya lideriydiniz? Hani, coğrafyada her şey sizden soruluyordu? Hani, ekonomide uçuyordunuz, kaçıyordunuz, büyüme rakamları inanılmazdı, ihracat rakamları, yatırımlar inanılmazdı; niye bu enflasyon bu kadar yüksek? Şöyle bir mukayese ettim: Euro bölgesinde enflasyon yüzde 2,5'lar civarında, bizde yüzde 35'ler, 36'lar civarında; 11-12 kat, inanılır gibi değil. Daha geçtiğimiz haftalarda NATO üyesi ülkelerin temsilcileri geldi, âlâyıvalayla tam 12 milyar lira harcadınız, reklam yaptınız, propaganda yaptınız ama NATO üyesi ülkelerin hepsinin toplamından daha fazla bir enflasyon oranıyla karşı karşıyayız, OECD ülkelerine bakıyorsunuz, ona keza. Bu milleti bu şekilde yaşatmaya hakkınız yok. Oturdum, son sekiz yıl içerisinde Sayın Erdoğan'ın enflasyonla ilgili neler vadettiğini çıkarttım. Tam 8 kere "İnşallah önümüzdeki sene enflasyon tek haneli rakamlara inecek." demiş, tam 8 kere, bunu Sayın Erdoğan'dan duyduk. Şimdi, birinizin kalkıp da "Yanlış yaptık, beceremedik, özür diliyoruz, yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Biz bu işten anlamadık." demeniz gerekmiyor mu? Bunu demeniz gerekiyor. Sayın Erdoğan'ın 8 kere vadettiği ve hiçbir seferinde de karşılık bulmadığı bu taahhüdüyle ilgili sizin bir cevap vermeniz lazım. Ha, cevap veriliyor, cevap veriliyor, partilileriniz, bakanlarınız, Cumhurbaşkanı Yardımcınız veriyor cevabı; onları da buldum, çıkarttım. Bu sekiz yıl içerisinde tam 8 kere mazeret üretmişsiniz. Önce demişsiniz ki: "Suçlu korona virüs, virüs olduğu için enflasyon yükseldi." Sonra koronavirüs geçmiş, arkadan demişsiniz ki: "Ukrayna-Rusya savaşı oldu, enflasyon ondan yüksek." O geçti, ardından demişsiniz ki: "Yaz geldi, kuraklık oldu, ondan dolayı işte enflasyon yükseldi." Sonra okullar açılınca sıkılmadan çocuklara bahane bulmuşsunuz, mazeret olarak çocukları öne sürmüşsünüz. Diyorsunuz ki: "Okullar açıldı sonbaharda, çocuklar alışveriş yaptı, kitap, defter aldı, enflasyon ondan yükseldi." Sonra kış gelince "Don oldu." demişsiniz, yine mübarek iklimi, Allah'ın iklimini suçlamışsınız, donu bahane etmişsiniz. Sonra bakmışsınız bununla da olmuyor, bu sefer Ayşe teyzeyi suçlamışsınız, demişsiniz ki: "2 tane çeyrek altın aldı, yastığının altına koydu, suçlu odur." Sonra ramazan ayı gelmiş -buldum yine- "Ramazan ayı yaklaştığı için fiyatlar yükseliyor." demişsiniz. Bu kez ramazan ayını, mübarek ayı suçlu ilan etmişsiniz. En sonunda bulduğunuz bahane İran ve Amerika'nın savaşı, bunu bahane olarak üretiyorsunuz. Allah aşkına, siz teflon tava mısınız ya, bir kere de olsun başınızı önünüze eğip "Biz 8 kere söz verdik son sekiz yılda, 8 kere de bahane ürettik. Bu millet açlık ve sefalet içerisinde yaşıyor, enflasyonu düşüremedik." diyemiyor musunuz, demeniz gerekmiyor mu?

Baktım, mukayese ettim nelerin fiyatları nasıl yükselmiş diye. Sadece patateste bir yıl içerisinde yüzde 146,92; Allah'ın patatesi ya, Allah'ın patatesi, bu mümbit topraklarda, bu bereketli coğrafyada bu patatesin fiyatı niye yüzde 150'ler civarında artar, bunun izahı var mı? Bu kadar bereketli topraklarda bu gıda enflasyonu niye rekor kırar? Şu anda, diğer ülkelere baktığımızda, Venezuela ve İran'dan sonra dünyada bronz madalyayı almışsınız, tebrik ediyoruz. Dünyanın en bereketli coğrafyası, en mümbit toprakları, en güzel arazileri bizde ama dünyanın en yüksek gıda enflasyonu da bizde. Altımızda Arjantin var. Suriye'nin 2 katı ya, Suriye'de yüzde 22, bizde almış başını gitmiş. Yine, Lübnan'ın, bombaların altındaki Lübnan'ın, her tarafı İsrail'in bombalarıyla tarumar olmuş Lübnan'ın gıda enflasyonu bizim yarımız kadar. Oturup düşünmeyecek misiniz "Niye bütün bunlar oluyor, niye biz bu işi beceremiyoruz?" diye?

Antalya Ticaret Borsasının açıklamasına baktım, geçen ay, temmuz ayında sebze fiyat endeksi yüzde 64 artmış, Antalya gibi bir yerde Ticaret Borsasının yaptığı açıklama.

Şimdi, soğan fiyatları çok konuşuldu ama bir kere daha altını çizeceğim. Şu fotoğrafı ben geçtiğimiz günlerde Kepsut'ta çektim. Balıkesir'in Kepsut ilçesi mütevazi, toprakları bereketli, güzel bir ilçemizdir. Soğan 75 lira. Bir daha söylüyorum: Kepsut'ta soğan 75 lira. Şu da Mehmet Şimşek'in geldiği bölgeden çekilmiş, alınmış bir resimdir, o da İngiltere'den; soğan İngiltere'de 60 lira. Birinin buna cevap vermesi lazım, soğanın Londra'dan daha pahalı olmasının hesabını birilerinin vermesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Baktım, son yedi yıl içerisinde soğan fiyatı ne kadar artmış diye; asgari ücret son yedi yıl içerisinde 14 kez artmış, 14 kat artmış ama soğan fiyatı tam 37 kat artmış. Niye böyle oluyor, hiç oturup düşündünüz mü? Bu kadar bereketli topraklarda, bu kadar mümbit coğrafyada, bu bizim milletimiz niye fakruzaruret içerisinde yaşıyor, niye bu kadar yüksek enflasyonla sefalet içerisinde yaşıyor. İktidara geldiğinizde 130 milyar dolardı borcunuz, 550 milyar dolara taşıdınız, ülkeyi borç batağına batırdınız. Yer altında, yer üstünde ne var ne yoksa bütün madenleri sattınız, tam 15 bin maden ruhsatı verdiniz. Cumhuriyet döneminin bütün kazanımlarını, bütün işletmelerini sattınız; 64,5 milyar dolara sattınız ve tam 3,5 trilyon dolar bu milletten vergi topladınız, bir daha söylüyorum: 3,5 trilyon dolar bu milletten vergi topladınız ve gelecek garantili projelerle bu milletin istikbalini, çoluğun çocuğun istikbalini ipotek altına aldınız ve bütün bu şartlar altında rasyonel bir ekonomi modeli üretmediğiniz için, yatırım, istihdam, üretim, ihracat, “know-how”, teknoloji bununla ilgili rasyonel bir model üretmediğiniz için, rant ve talan ekonomisi kurduğunuz için, faiz ekonomisi, faiz modeli kurduğunuz için, sadece etrafınızdakileri zengin ettiğiniz için millet bu hâle geldi, derin bir sefalete mahkûm oldu.

Şimdi, dünyanın hiçbir yerinde üreticinin perişan olduğu, satıcının perişan olduğu, tüketicinin perişan olduğu bir model yok, bir uygulama yok, sadece Türkiye'de var, bunun da tek sebebi sizsiniz. Gidin köylere, gitmiyorsunuz, gitseniz göreceksiniz, köylü perperişan. Bakın, havucun tarladaki fiyatı ile marketteki fiyatı arasında tam yüzde 462 fiyat farkı var. Bunun sebebi nedir, hiç araştırdınız mı? Geçtiğimiz günlerde Ayvalık Çakmak köyüne gittim; bakın, oradaki adresi de veriyorum size. Köylü diyor ki: "Bamya yetiştiriyorum, tarlada 40 liraya satamıyorum ama çarşıda, pazarda 250-300 liraya satılıyor ve ben perişan oldum, maliyetimi karşılayamıyorum." Yine, tarlada 15 lira, tezgâhta 100 lira. Nerede? Bursa'nın İznik ilçesinde nektarin. Örnekleri çoğaltabilirim. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok, böyle bir yöntem yok, çiftçi borç batağında, önümüzdeki yıl bu çok daha vahim bir hâle gelecek ve çiftçiyi bitirdiğiniz için de Türkiye ne yazık ki bir gıda kriziyle karşı karşıya kalacak. Geçtiğimiz Haziran ayında, 2026 Haziran ayında tarım ve hayvancılığa 3 milyar lira para harcamışsınız veya destek olmuşsunuz ama faize tam 201 milyar lira para harcamışsınız yani 67 kat yani tefeciye verdiğiniz para çiftçiye layık gördüğünüz paranın tam 67 katı çünkü çiftçi umurunuzda değil; yerli ve millî üretici, emekçi umurunuzda değil. Yaptığınız bir tek şey var: Borç alayım, faiz ödeyeyim ve rant mekanizması kurayım. Bu şekilde bu ülkeyi yönetemezsiniz, bu milleti bu şekilde idare edemezsiniz. Sokağa çıkın, yaşananları görün, milletin içinde bulunduğu hâli görün ve bu milletin derdiyle dertlenin diyorum.

Çok teşekkür ediyorum.