| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Ben 65 yaşındayım, uzun yıllar, yirmi yedi yıl falan ceza avukatlığı yaptım. Ondan sonra avukatlığı bırakma sebebim tamamen roman yazmak içindi. 12 tane romanım var uluslararası dillere çevrilmiş durumda, pek çok yerde, dünyanın pek çok köşesinde okunuyor. Daha sonra aktörlük hayatım devreye girdi. Pek çoğunuzun izlediği önemli projelerde, önemli karakterleri yorumladım. O yüzden değerli konuşmacıların çünkü genelde Mecliste şöyle bir durum söz konusu oluyor: İsim geçince sataşma olmasa bile hemen ayağa kalkılıp "Benim ismim geçti." denilip cevap hakkı isteniliyor, size öyle yaklaşılıyor. Benimki öyle bir şey değil çünkü ben Türkiye genelinde ve dünyada ratingimin yüksek olduğunu biliyorum. Konuşmasının içinde en azından 3-4 defa benim ismim geçiyor olması o konuşmayı daha anlamlı hâle getiriyor, bunu da normal kabul ediyorum. Ama şu düzeltmeyi yapmama...
MEHMET BAYKAN (Konya) - Şöhret olmak için sizi kullanıyorlar Başkanım.
BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - Müsaade buyurun lütfen.
Az önce yapılan değerlendirmede ihracat rakamlarımızın gerçeği yansıtmadığı, dış ticaret açığı üzerinden farklı bir algı oluşturulmaya çalışıldığını tespit ettim. Oysa benim iki gün önce ifade ettiğim husus son derece açıktı, biz ihracat rakamlarını konuştuk o gün. Temmuz 2026 itibarıyla mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 artarak 25 milyar 621 milyon dolara ulaşmış dedim. Bu rakam tüm zamanların en yüksek temmuz ayı ihracatı ve cumhuriyet tarihimizin en yüksek 2'nci aylık ihracatı olarak kayda geçti; bu, resmî verilerle sabit.
Şimdi, eleştiri yapmak tabii olsa da bir göstergeden hareketle diğerini yok saymak ekonomik verileri doğru okumamak demektir. İhracatın artması gerçeği ile dış ticaret dengesine ilişkin değerlendirmeler birbirinin alternatifi olamaz, birbirini tamamlayan farklı göstergeler olarak algılanır.
Küresel ticaretin daraldığı, korumacılık eğilimlerinin arttığı, jeopolitik risklerin yoğunlaştığı böylesine önemli bir dönemde Türkiye'nin üretmeye, yeni pazarlara açılmaya ve ihracatını artırmaya devam etmesi asla küçümsenecek bir tablo değildir. Bu, başarı sanayicimizin, üreticimizin, çiftçimizin, ihracatçımızın ve alın teriyle ülkemize değer katan tüm emekçilerimizin ortak emeğidir. Elbette ekonomik hedeflerimiz çok daha büyüktür. Dış ticaret dengesini daha da güçlendirmek, katma değerli üretimi artırmak ve cari dengeyi kalıcı şekilde iyileştirmek için çalışmalarımız sürecektir elbet. Ancak elde edilen başarıları görmezden gelmek yerine, milletimizin emeğine ve resmî verilere hakkını teslim etmek hepimizin ortak sorumluluğudur diye düşünüyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İsrail'in Filistin halkına yönelik sürdürdüğü sistemli zulüm ve soykırım politikaları yalnızca bölge istikrarını yok etmekle kalmayıp küresel vicdanı da kanatarak dünya barışının önündeki en büyük tehlike hâline gelmiş bulunmaktadır. Uluslararası hukuku hiçe sayan bu saldırgan tutum insanlığın ortak değerlerini de çiğnemektedir. Bu vahşetin ve hukuk tanımazlığın acı örneklerinden biri Gazze'de yaşanan dramda bir kez daha dünyanın gözü önüne serildi. 2024 yılının Aralık ayında alıkonulan Kemal Advan Hastanesi Müdürü Doktor Hüsam Ebu Safiyye'nin İsrail hapishanesinde ağır darp ve işkence sonucu kaburgalarının kırıldığı bildirildi. Bu barbarlık İsrail'in insanlık dışı yüzünü bir kez daha bütün dünyada ortaya koymuş bulunuyor. İnsanlık onurunu, evrensel hukuk ilkelerini hiçe sayan ve tüm insanlığı tehdit eden bu hukuksuzluk karşısında tepkisiz kalmak, suça ortak olmaktan farksızdır. Uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletleri ve tüm insan hakları örgütlerini yaşanan yüzlerce zulme sessiz kalmayıp derhâl somut adımlar atmaya...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - ...ve İsrail'in soykırımcı politikalarına "Dur!" demeye buradan, yüce Meclisten tekrar dile getiriyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün yaşamın en temel kaynağına ve sürdürülebilir bir geleceğe odaklanan Dünya Temiz Nefes Günü. Temiz hava ve sağlıklı bir çevre, solunum sağlığımızın ve yaşam kalitemizin en temel yapıtaşı. Unutmayalım ki aldığımız her temiz nefes doğrudan sağlığımızın en büyük güvencesi. Türkiye Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Yeşil Kalkınma Vizyonu ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde yürütülerek küresel bir marka hâline gelen "sıfır atık" hareketiyle bu hayati meseleye en üst düzeyde değer verilmektedir. Bugünün Türkiye'siyle birlikte geleceğimiz ve sağlık ve yaşam haritasını hep birlikte çizmekteyiz. Çünkü çevreye sahip çıkmak bu ülkenin istiklaline ve istikbaline sahip çıkmak demektir. Gazi Meclisimiz bu ülkenin doğasını ve her bir ferdin yaşam kalitesini koruma noktasında güçlü bir iradeye sahiptir. Evlatlarımıza yeşiliyle, mavisiyle hayat bulan ve sağlıkla nefes alan bir vatan bırakma bilinciyle hareket ederek daha temiz bir gökyüzü, güçlü yarınlar için de kararlılıkla çalışmaya devam edeceğimizi bildiriyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)